Arama sonuçları: 29 sonuç bulundu.

İmkân-i zati ve imkân-ı zihni ile alakalı açıklamaları okuduk epey istifade ettik. Allah razı olsun, bunları biraz daha basit olarak açıklamanız mümkün mü?
imkan-zihni ile imkan-ı akli aynı şeyler midir? Risalede bununla ilgili bir yer var mı? 
İmkân-ı zati” ile “imkânı zihni” yi üstadımız birkaç yerde anlatıyor. Bu delilleri öğrenmemizin bize ne gibi katkısı var acaba merak ettim. Yani  bu konu üzerinde neden bu kadar çok duruluyor?
Kulu istedi diye Allah razı olmadığı kötülüğü yaratıyorsa, Allah kendine haksızlık yapıpta mecburiyete düşmez mi? Allah razı olmadığı şeyi yaratarak kulunun isteklerine esir olmaz mı? Çünkü bizler razı olmadığımız şeyleri yaparsak, hem psikolojik olarak hem de kanunlara göre esir olduğumuz kabul ediliyor. Allah kötü şeyleri yarattığı için, kötü olarak sorumlu tutulmuyorsa, o zaman razı olduğu iyi ...
İçimden bir ses, yaratıcı var diyor. Bir ses de yok diyor. İkisini de tam anlayamıyorum. İkisini de ispat edemiyorum. Uzun süredir bu durum devam ediyor. Bu yüzden çok sıkılıyorum. Ne yapmam lazım. 
1- Allah'ın zatını tefekkür etmek doğru değil fakat zihnim beni buraya yönlendirip cevap arıyor. Allah'ı nasıl düşünmeliyiz, O'nu nasıl tanımalıyız? 2-Allah her yerdedir sözü doğru mudur? Zaman, mekan ve alem algısını kafamda nasıl oluşturmalıyım? 3-Ruh dediğimiz nedir ve kalu bela tam olarak nedir?
Kastamonu Lahikasındaki bir mektuptaki bazı yerleri sormak istiyorum. Şöyle ki, 1) Hem şimdilik bazı ulemanın yeni eserlerinde meslek ve meşreb ayrı ve bid'atlara müsaid gittiği için... Burda bahsi geçen ulema kimlerdir, meslek ve meşrebleri ayrı ne demektir? 2) Ey kardeşlerim! Mesleğimiz, tecavüz değil, tedafü'dür, hem tahrib değil tamirdir, hem hâkim değiliz mahkûmuz.... virgül ile ayrılan yer...
Lemaatte geçen dimağdaki mertebeleri izah eder misiniz?
Arkadaşlarıma etkili bir tebliği nasıl yapabilirim? Neyi, ne zaman, ne kadar ve kime anlatacağım?
"...o vakte kadar ulûm-u felsefeyi ulûm-u İslâmiye ile beraber havsalama doldurup, o ulûm-u felsefeyi, pek yanlış olarak, maden-i tekemmül ve medar-ı tenevvür zannetmiştim. Halbuki, o felsefî meseleler ruhumu çok fazla kirletmiş ve terakkiyât-ı mâneviyemde engel olmuştu. Birden, Cenâb-ı Hakkın rahmet ve keremiyle, Kur’ân-ı Hakîmdeki hikmet-i kudsiye imdada yetişti. Çok risalelerde beyan edildiği g...