Risale Online — Kur'ân-ı Kerîm, Cevşen, Risale-i Nur, Makaleler ve Soru-Cevap

Son Cevaplanan Sorular

Risale-i Nur Talebeleri Peygamber Efendimiz'i (asm) Nasıl Sever?

Risale-i Nur Talebelerinin Peygamber Efendimiz'e (asm) muhabbeti, iman ve Kur'an hizmetinin esası olan Sünnet-i Seniyye'ye ittiba ile ölçülür. Hakiki sevgi, yalnız his ve sözde kalmaz; O'nun getirdiği hakikatlere teslim olmak, Sünnet-i Seniyyesine sarılmak ve hayatını o nurlu rehberliğe göre tanzim etmekle görünür. Zira bu âlemde en mühim ve en değerli Zât, Hz. Peygamberdir (sav). Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:Elbette bu âdem, benî-âdemin medâr-ı şerefi ve bu âlemin medâr-ı iftihârıdır. Ve ona Fahr-i Âlem ve Şeref-i Benî-Âdem denilmesi pek lâyıktır. Ve onun elinde bulunan fermân-ı Rahmân olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân'ın haşmet-i saltanat-ı ma'neviyesinin, nısf-ı arzı istîlâsı ve şahsî kemâlâtı ve yüksek hasletleri gösteriyor ki, bu âlemde en mühim Zât budur.1Risale-i Nur ve müellifi Bediüzzaman Hazretleri, Vahdâniyet-i İlâhiye ile Risâlet-i Ahmediyeyi (asm) öyle güçlü burhanlarla ispat etmiştir ki İslamiyet'e çok büyük hizmete vesile olmuştur.Türk ve Arap milletlerinin ittihadı ile de inşallah düşmanların ektiği fesat tohumlarının bertaraf edileceği ve dört yüz milyon (şimdi yaklaşık iki milyar) Müslümanların refaha kavuşacağının müjdelendiği, Emirdağ Lahikası'nda geçen şu satırlar Nur Talebelerinin bakış açısına özellikle peygamber sevgisine ışık tutmaktadır:İnâyet-i İlâhiyenin tekrar yâr olacağını, Risâle-i Nûr gibi pek büyük ve hârika bir tefsîr-i Kur'ân'la ve onun Âlî Müellifi Bedîüzzamân'la Müslümanlığın bir büyük zaferini bilemediler ve göremediler. O eserler ki, Vahdâniyet-i İlâhiye ile Risâlet-i Ahmediyeyi ve hakîkat-i haşriyeyi o kadar kuvvetli ve hakîkatli bürhânlarla, o kadar parlak bir sûretde isbat ediyor ki, şimdiye kadar hiç bir feylesof, hiç bir âlim karşısına çıkıp i'tirâz edememiş. Biz Türkler, sâdâtı kesretle (seyyidleri çoklukla) içinde bulunan ve necîb kavm-i Arap olan sizlere ve sizin ecdâdlarınız olan Sahâbe-i güzîne, Allâh nâmına, Peygamber-i Zîşân hesabına, sonsuz bir sevgiyi ve nihâyetsiz bir hürmeti dâimâ kalbimizde rûhumuzda besliyoruz ve yaşatıyoruz.O Âlî Peygamber-i Zîşân için ve onun âlî dîni için başta rûhumuz her şeyimizi fedâya hazırız. Cenâb-ı Hakk'ın lütuf ve kereminden büyük bir ümit ile yalvarıp istiyoruz ki, sevgili Üstâdımız Bedîüzzamân Hazretleri'nin verdikleri haber-i beşâretleri ki, Türk ve Arap bu iki hakîkî kardeş millet, inşâallâh pek yakın bir âtîde ittihâd edecek. Ve o ittihâd sâyesinde o müthiş düşmanların Müslümanlar içine saçtıkları fesâd tohumları kendi yüzlerine atılacak. Ve zincirler altında inleyen dört yüz milyon Müslümanlık yeniden refâha kavuşacak.2Nur talebelerinin Peygamber sevgisi, sünnet-i seniyyeye ittiba' ve tahkiki iman üzerine inşa edilmiş şuurlu bir muhabbettir. Risale-i Nur'a göre bu sevgi, Peygamber Efendimizin (asm) beşeri yönü ile manevi azametini dengeleyen, Ehl-i Sünnet ölçülerine tam mutabık ve sahabe mesleğini esas alan köklü bir yapıya sahiptir. O'nu sadece tarihi bir şahsiyet olarak değil, kâinat kitabını tefsir eden ve Rabbimizi bize tarif eden en büyük küllî muarrif olarak tanımaya dayanır. Nur talebeleri, Peygamberimize (asm) duyulan bağlılıkta sahabelerin izinden giderek, o yüksek sevgiyi, sadakati ve istikameti bu asrın şartlarında aynen yaşatmayı ve temsil etmeyi en mühim vazife bilirler.Bu muhabbetin hayata yansıyan en büyük göstergesi ise Sünnet-i Seniyye'yi rehber edinmektir. Risale-i Nur'da sıklıkla vurgulanan Âl-i İmrân suresi 31. Âyeti uyarınca, Allah'ı sevmenin tek yolunun Peygamber Efendimize (asm) uymak olduğu bilinciyle hareket edilir. Nur talebeleri, yeme içmeden günlük muamelelere kadar Sünnet-i Seniyye'yi hayatlarına tatbik ederek en basit örfî adetlerini bile birer ibadete dönüştürürler.Sevgili Peygamberimize (asm) duyulan hasret ve hürmet dillerde sürekli salavatlar ile canlı tutulurken; O'nun asıl davası olan Kur'ân ve iman hizmetini muhtaç gönüllere ulaştırma gayreti, bu köklü sevginin en somut ve en fedakârane tezahürüdür.Son asrın Kur'ân ve sünnet müdafilerinden Bediüzzaman Hazretleri, sünnet-i seniyye ile ilgili telif ettiği 11. Lem'a isimli Risale'de şöyle diyor:Elbette o Zat (asm)'ın sünneti ve harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittiba-i sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik ederse hasaret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibi işmam eden tenkid ise dalalet-i azîmedir.3Ayrıca BakınızMANAYI HARFİ İLE PEYGAMBERİMİZE BAKMAKPEYGAMBERİMİZE (ASM) ÇOKÇA SALAVAT GETİRMENİN SEBEBİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 122Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.127-128Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.61