İlgili ayet şöyle geçmektedir:Ve (onlar) mağaralarında üç yüz sene kaldılar, dokuz (sene) de ziyâde ettiler.1Bu ayet hakkında tefsir âlimlerinin görüşleri şöyledir: Elmalılı Hamdi Yazır: Ayetteki bu ifadenin tercih edilmesinde iki takvim hesabı arasındaki fark yatmaktadır. Nitekim Ashab-ı Kehf'in uykuda kaldığı süre güneş (şemsi) yılı hesabı ile tam 300 yıl iken, ay (kameri) yılı hesabı ile buna 9 yıl ilave edilerek 309 yıla ulaşmaktadır. Kur'an-ı Kerim bu üslubuyla, hem şemsi takvimi kullanan ehl-i kitabın bildiği rakamı doğrulamış hem de kameri takvimi esas alan Arap toplumunun anlayacağı ilaveyi zikretmiştir.2Vehbe Zuhayli: Kur'an-ı Kerim'in "300 yıl kaldılar" buyurduktan sonra "dokuz yıl ilave ettiler" ifadesini kullanması, güneş ve ay takvimleri arasındaki hassas matematiksel dengeden kaynaklanmaktadır. Bir güneş yılı yaklaşık 365 gün, bir ay yılı ise yaklaşık 354 gündür. Bu sebeple her 100 şemsi yılda kameri takvime göre 3 yıllık bir fark ortaya çıkar. Dolayısıyla 300 güneş yılı tam olarak 309 ay yılına denk geldiğinden, ayet hem tarihsel hakikati hem de iki takvim arasındaki bu mucizevi uyumu muciz bir üslupla ilan etmiştir.3Fahreddin Râzî: Bu durum, güneş yılı itibarıyla 300 yıl olan sürenin, ay yılı hesabıyla 309 yıla karşılık gelmesinden ileri gelmektedir. Râzî'nin aktardığı diğer bir ince yoruma göre ise Ashab-ı Kehf 300 yılı tamamladığında uyanma vakitleri yaklaşmış, ancak o sırada onların uykuda kalmaya devam etmelerini gerektiren özel bir İlahi takdir ve sebep ortaya çıktığı için uykularına 9 yıl daha katılmıştır.4İsmail Hakkı Bursevi ise şöyle demiştir: Ayette 300 yıla 9 yılın ayrıca ilave edilmesi, ehl-i kitabın şemsi takvimine karşılık Arapların kameri takvimini gözetme amacına dayanır. Güneşin bir burcu tamamlaması 365 gün 6 saat sürerken, 12 kamerî aydan oluşan ay yılı 354 gün 6 saattir. Aradaki bu yıllık 11 günlük fark her yüz yılda 3 yıla tekabül eder; 300 yılda ise tam 9 yıl yapar. Bursevi, Kur'an'ın bu ifadesiyle her iki takvim sahibinin de kendi hesabına göre doğru olan rakamı bulmasını sağladığını ifade etmektedir.5DeğerlendirmeTefsir âlimlerinin görüşleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ayetteki "300 yıla 9 yıl ekleme" ifadesinin bir edebi ve astronomik mucize taşıdığı görülmektedir. Kur'an-ı Kerim bu ifade tarzıyla, tarihsel süreçte güneş takvimini kullanan Hristiyan ve Yahudi toplumların hafızasındaki 300 yıllık süreyi tasdik ederken, ay takvimini kullanan Müslümanların hesabına uygun düşen 9 yıllık farkı da belirtmiştir. Böylece tek bir ayet içinde hem iki farklı takvim sisteminin matematiksel karşılığı mucizevi bir şekilde uyumlaştırılmış hem de farklı muhatap kitlelerin zihnindeki sorular cevaplandırılmıştır.Ayrıca BakınızASHÂB-I KEHF KISSASI / ASHÂB-I KEHF'İN İSİMLERİ / BU İSİMLERİ EZBERLEMENİN FAZİLETİNE DAİR RİVAYETLERİN SIHHATİKEHF SURESİKEHF SURESİ'NİN FAZİLETİ / KEHF SURESİ'NİN BAŞINDAN VE SONUNDAN 10 AYET OKUMAKKaynakçalarKehf, 18/25.Elmalılı M. Hamdi Yazır, "Hak Dini Kur'an Dili", Azim Dağıtım Zehraveyn Yayın, c. 5, s.356.Vehbe Zuhayli,"Tefsir'ül Münir", Risale Yayınları, s. 2184-2185.Fahruddîn er-Râzî, "Tefsir-i Kebir Mefatihu'l-Gayb", Huzur Yayınevi, 2002, c. 15, s. 157.İsmail Hakkı Bursevi, "Rûhu'l Beyân", Erkam Yayınları, 2013, c. 11, s. 274-275.