Son Cevaplanan Sorular

0

Sıralı Cüz Paylaşımıyla Yapılan Kur'an Hatmi, Şahsî Hatim Sayılır mı?

Ramazan ayında 30 kişilik bir grup, her gün herkesin farklı bir cüz okumasıyla 30 gün sonunda tüm Mushaf'ı tamamlayacak şekilde bir "sıralı cüz paylaşımı" organizasyonu yapmaktadır. Böylece grupça her gün 30 cüzün tamamı okunarak müşterek bir hatim oluşmaktadır.Bu bağlamda üç soru sorulmaktadır:Bu yöntemle okunan Kur'an, kişi için fıkhen ferdi bir "tam hatim" sayılır mı?Aynı amelle hem cemaat hatmine iştirak edip hem de şahsi hatim sevabı almak mümkün müdür?Uygulamanın Hanefî ve Şafiî mezheplerine göre fıkhî hükmü nedir?

0

Vefk Nedir? İslam'a Göre Vefk Yap(tır)mak Caiz midir?

Türkçe'de uyum anlamına gelen vefk, bir dörtgen şekil içindeki bölümlere birtakım sayı ve harfler yazılarak meydana getirilen şekil olup, bunu yapanlar, vefk aracılığıyla Allah'ın kendilerini koruyacak bir cin görevlendireceğini iddia ederler.İslam dini, tevhid inancına zarar verdiği için falı, tılsımı ve büyüyü kesin olarak yasaklamıştır.1Cinlerden ve şeytanlardan yardım isteme anlamına gelen ve manası anlaşılmayan sihir ve tılsımlar insanı şirke kadar götürebilecek işlerdir.2 Zira bu gibi işlerde hep aldatma, kötülük ve zarar söz konusudur.34Yani vefkler; tılsım, harf oyunları, bilinmeyen semboller veya sihir unsuru içeriyorsa, bu yasak veya sihir kapsamına girer, caiz değildir. Eğer Kur'an, Allah'ın isimleri, meşru/helâl dua ve anlamı açık şeylerden oluşuyorsa ve tesiri Allah'tan biliniyorsa, bazı âlimler bunu taʿvîz kapsamında caiz görmüştür.5Ayrıca BakınızBÜYÜ VEYA SİHİR YAPILMIŞ KİŞİLER TEDAVİ OLMAK İÇİN NE YAPMALARI GEREKİR? HOCALARA MÜRACAAT CAİZ MİDİR?Kaynakçalarel-Fetâvâ'l- Hindiyye, V, 459Nevevî, el-Mecmu', IX, 66Cassâs, Ahkâmu'l-Kur'an, I, 61https://kurul.diyanet.gov.tr/soru/vefk-nedir-yapilmasi-ya-da-yaptirilmasi-caiz-midir/0193c42d-443f-7083-b45a-09a93749b561İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, c. 6, s. 364

6.716

Kur’ân, Hadîs ve Risale-i Nur'da Dâbbetü’l Arzın Ne Olduğu

DÂBBETÜ'l-ARZ دابّة الأرضKıyametin büyük alâmetlerinden biri olarak ortaya çıkacağına inanılan canlı demektir. Arapça'da “yavaş ve sessizce yürümek, emeklemek, sürünmek, sirayet etmek” mânalarına gelen debb veya debîb kökünden türemiş sıfat olan dâbbe, “yeryüzünde yürüyen erkek ve dişi her türden canlı” demektir. Mutlak olarak kullanıldığında erkek-dişi bütün hayvanları kapsadığı gibi akıllı olan ve olmayan bütün canlıları içine almaktadır. 1KUR'ÂN'DA DÂBBETÜ'l-ARZO (azab) sözü) başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman ise, onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız; (o,) gerçekten insanların âyetlerimize kat'î olarak inanmıyor olduklarını kendilerine söyler. 2Artık onun (Süleymân'ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara (Süleymân'ın) ölümünü ancak asâsından yemekte olan dabbetü'l-arz (bir ağaç kurdu) fark ettirdi. Bunun üzerine (Süleymân) yere yıkılınca, (onun ölümünü ancak bu şekilde anlamalarıyla) cinler için açıkça belli oldu ki, eğer gaybı biliyor olsalardı (o öldüğü hâlde), o aşağılayıcı azâb içinde kalmazlardı. 3HADÎS-İ ŞERÎFLERDE DÂBBETÜ'L-ARZAbdullah bin Amr (ra) şöyle dedi:Ben Resulullah (sav)'in bir sözünü ezberledim ki, duyduğumdan beri hiç unutmadım. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Çıkacak kıyamet alâmetlerinden ilki, güneşin batıdan doğması ve bir kuşluk vakti insanlara karşı Dâbbe'nin zuhurudur. Hangisi önce olursa diğeri akabinde yakındır.” 4Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Dâbbe çıkar, insanların burunları üzerine mühür vurur. Sonra onlar, mühürlenenler sizin aranızda yaşarlar. Bir adam bir hayvan satın alır, ona 'kimden satın aldın?' diye sorulur. O da 'mühürlü adamdan aldım' der.” 5Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Dabbe çıkar ve insanların burunlarını damgalar. Sonra o damgalananlar sizin içinizde yaşarlar. Hatta deve satın alan birine diğeri: Onu kimden aldın? diye sorar. O da: Burnu damgalı olanların birinden aldım, der.” 6RİSALE-İ NUR'DA DÂBBETÜ'L-ARZAma dâbbetü'l-arz, Kur'ân'da gayet mücmel bir işaret ve lisân-ı hâlinde kısacık bir ifade ve bir tekellüm var. Tafsîli ise, ben şimdilik başka mes'eleler gibi, kat'î bir kanâatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ nasıl ki kavm-i Firavun'a, çekirge âfeti ve bit belâsı; ve Ka'be'nin tahrîbine çalışan kavm-i Ebrehe'ye, Ebâbîl kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyânın ve Deccâlların fitneleriyle bilerek ve severek isyana ve tuğyâna; ve Ye'cûc ve Me'cûc'ün anarşistliğiyle fesâda ve canavarlığa giden ve dinsizliğe ve küfür ve küfrâna düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak. Zîr-u zeber edecek. اَللّٰهُ اَعْلَمُ o dâbbe bir nev'dir. Çünki gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yere ve herkese yetişemez. Demek dehşetli bir tâife-i hayvâniye olacak. Belki اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَأَتَهُ âyetinin işaretiyle o hayvan, “dâbbetü'l-arz” denilen ağaç kurtlarıdır ki, insanların kemiklerini, ağaç gibi kemirecek. İnsanın cisminde, dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler îmân bereketiyle, sefâhet ve sû'-i isti'mâlâttan tecennübleriyle kurtulacaklarına işareten, âyet îmân hususunda o hayvanı konuşturmuş. 7Bediüzzaman Hazretleri, Dâbbe'nin tek bir varlık değil, çoğul yapıda bir tür olacağını; zira tek bir varlığın her yere ve herkese yetişemeyeceğini, bu sebeple bir hayvan topluluğundan söz edildiğini ifade eder. Ayrıca Sebe suresinde zikredilen, insanın kemiklerini ağaç kurdu gibi kemiren varlıkları hatırlatarak, mü'minlerin hem imanın bereketiyle hem de İslâm'ın haram kıldığı gıdalardan uzak durmaları sayesinde bu musîbetten korunacaklarını beyan eder.Demek Dabbetü'l-Arz, kıyamete yakın bir zamanda Müslümanlarla kâfirleri birbirinden ayıracak özelliklere sahip, mahiyeti ancak Rabbimizin bildiği bir kıyamet alâmetidir.Ayrıca BakınızDECCAL VE SÜFYANMEHDİKUR'AN VE HADİSLERDE KIYAMET ALAMETLERİAYET VE HADİSLERDE KIYAMETİN NASIL KOPACAĞIKaynakçalarİlyas Çelebi, "DÂBBETÜ'l-ARZ", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, c.8, s.393Neml, 27/82Sebe, 34/14Müslim, 2941; İbni Mace, 4069Albânî, Sahihu'l-Cami, 2927Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/268, 22664; Buhari, Tarih, 3/172; Mecmau'z-Zevaid, 8/9; Albânî, Silsiletu'l Ehâdîsi's Sahîha, 322Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 84.

6.011

Kulun Fiillerinin Yaratılması Meselesi

"Evet eğer abd hâlık-ı ef'ali bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref' olurdu. Çünki ilm-i usûl ve hikmette مَا لَمْ يَجِبْ لَمْ يُوجَدْ kaidesince mukarrerdir ki: "Bir şey vâcib olmazsa, vücuda gelmez." Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. İllet-i tâmme ise; ma'lulü, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz." Risale-i Nur'da geçen bu kısmı izah eder misiniz?