Dinimizde erkeğin kadın üzerindeki hakları nelerdir?
Kadının kocasına karşı vazifelerinden birincisi kocasının meşru isteklerine gücü yettiğince itaattir:
Cenâb-ı Hak, aile saadetini temin etmek için, evlilikte kadına ve erkeğe bazı vazifeler yüklemiştir. Bundan dolayı Kadının kocası üzerinde, kocanın da hanımı üzerinde bazı hakları vardır.
Âyet-i kerime de şöyle buyrulmuştur;
"Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir (onların reisidir)ler. (Bu,) Allah’ın (insanlardan) bazılarını (erkekleri), bazısından (kadınlardan) üstün kılması ve (erkeklerin kendi) mallarından sarf etmeleri sebebiyledir. Sâliha kadınlar ise, itâatkâr olanlardır."[1]
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: "Resul-u Ekrem Efendimiz (a.s.m.) buyurdular ki: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına kocasına secde etmesini emrederdim.[2]
Kadın kocasına hizmet etmelidir yani ihtiyaçlarını temin etmelidir:
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak ölürse, o kadın Cennet’e girer. "[3]
Kadın, Kocasının Hoşlanmadığı Kimseyi Eve Sokmamalıdır:
Bir kadın, kocasının izni olmadan ister erkek ister kadın olsun, onun hoşlanmadığı birini evine alamaz. Bu durum, kıskançlık ve kötü düşüncelere sebebiyet verebileceğinden dolayısıyla aile içi huzursuzluğuna sebep olabilir.
Bu hususta Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kadın, kocasının izni olmadan evine kimsenin girmesine izin veremez."[4]
Kadın, yabancı erkeklere bakmamalı ve onlarla mecbur kalmadıkça konuşmamalıdır:
Ümmü Seleme (ra) şöyle anlatıyor: Hz. Meymûne, Hz. Peygamber (a.s.m.) yanındayken ben de oradaydım. Tesettürle emrolunduktan sonra İbn-i Ümmü Mektûm oraya gelmişti. Resul-ü Ekrem Efendimiz (a.s.m.) bize hitaben: "Ondan sakının, yani örtünün. " buyurdu.
Biz; "O âmâ değil mi? O bizi göremiyor ve bilemiyor." deyince Hz. Peygamber (a.s.m.) cevaben şöyle buyurdular:
"Siz de mi âmâsınız? O sizi görmese bile siz onu görüyorsunuz. "[5]
Bunlarla beraber aile saadetini muhafaza etmenin yollarını Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde tarif etmiştir:
Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki; kadın, kocasında fenalık ve sadakatsizlik görse, kocasının inadına aile dostluğu olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası da zîr ü zeber olur. Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının ıslahına çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın.” [6]
Bir kadının, emniyet ve sadakati sağlam bir şekilde muhafaza etmesi, eşine karşı en mühim bir vazifesidir.
Bu cihetle kadının sadakati, sabrı ve gayreti aile hayatının temeli ve esası gibidir. Temel bozulursa yani kadın kocasına inat ederek sadakati terk ederse; aile binası çöker, altında yavrular ezilir. Her mümin iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak ile sorumludur bu en önemli de eşler arasındadır. Yani karı koca cehennem önünde birbirlerine bir set gibi olmalıdır sürekli birbirini ıslah edip iyiye ve takvaya yöneltmelidir.
Tesettür ile kendini muhafaza etmelidir:
Kadının en mühim vazifesi sadakattir. Çünkü eşinin malını, evladını, namus ve izzetini sadakat ile muhafaza edebilir. Tesettür ise bu sadakati temin eder.
"Hepiniz birer çoban gibisiniz ve eliniz altındakilerden sorumlusunuz. Devlet başkanı bir çoban gibidir ve idaresi altındakilerden sorumludur. Bir kimse, kendi ailesi içerisinde bir çobandır ve idaresi altındakilerden sorumludur. Kadın, kocasının evinde bir çobandır ve eli altındakilerden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malı hususunda bir çobandır ve eli altındakilerden sorumludur. Hepiniz birer çobansınız, hepiniz idareniz altındakilerden sorumlusunuz."[7]
Kadın, tesettür ile kendini muhafaza ederek eşine olan sadakatine zarar getirmemelidir.
Bir hanım, eşinin sevgisini kazanmak, onu kendinden uzaklaştırmamak ve himayesi altına girmek için, tesettüre muhtaçtır.
Tesettür, eşler arasındaki emniyeti, hürmet ve muhabbeti temin eder.
“…Onlar sizin için (günahlardan koruyan) bir elbise, siz de onlar için bir elbise (gibi)siniz…”[8]
Bu âyetin tefsirinde Elmalılı Hamdi Yazır şu izahı yapmaktadır: Elbisenin ayıpları örtmesi, soğuk ve sıcaktan koruması gibi, her biriniz diğerinin hâlini gizleyip örter, namusunu muhafaza edip, günahlardan korur.[9]
Kadın eşini kıskandırmamalıdır:
Kadın, ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı başkasının nazarını kendi mehâsinine celbetmemek ve kocasını darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Madem mü'min olan kocasının, sırr-ı imana binaen onun ile alâkası hayat-ı dünyeviyeye münhasır değil ve yalnız hayvanî ve güzellik vaktine mahsus muvakkat bir muhabbet değildir; belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddî bir muhabbetle ve hürmetle alâkadardır. Hem yalnız gençliğinde ve güzellik zamanında değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik vaktinde dahi o ciddî hürmeti ve muhabbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi mehâsinini onun nazarına tahsis etmesi ve muhabbetini ona hasretmesi mukteza-yı insaniyettir. Yoksa pek az kazanır, pek çok kaybeder.[10]
Hanımlar kendilerine şer'i şerifin tanıdığı imkanlar ölçüsünde güzelliklerine dikkat edebilirler. Fakat bunu yaparken, sadece mahremi olan kocasına karşı bu güzelliklere girmeli. Yoksa başkalarının görmesi için bu durum olursa hem şeriate uygun değildir hem de başkasının nazarını kendine celbetmesi hasebiyle kocasını darıltmak ve kıskandırmak ihtimali vardır. Böylece karşılıklı emniyet ve hürmetin kırılmasına sebebiyet verilebilir.
Buna karşılık, erkeğin de hanımından süslenmesi ve güzelleşmesi noktasında çok aşırıya kaçmaması gerekir. O'nu iman ve fazileti noktasından sonra, dünyevi görüntüsü itibariyle her haliyle sevmek ve ahirette hakiki güzelliğin verileceğinin imanı ve itikadı üzerine hareket etmelidir. Çünkü sıkıntı bazen hanımdan bazen de erkekten kaynaklanabilir. İşte bu çift bu anlayış ve inanç üzere hareket etmeli ve muhabbetlerini ahirete kadar taşımalıdır.
Kadının eşine karşı vazifesi, kendini yabancı erkeklerin nazarlarından koruyarak, kocasını darıltmamak ve kıskandırmamaktır.
Evini huzurlu bir yuvaya çevirmelidir:
Bir hanımın eşine karşı en mühim vazifelerinden biri, evini huzurlu ve sığınacak bir liman haline getirmektir. Çünkü erkeklerin vazifesi çoğunlukla dış dünyada yer aldığından, dışarının karmaşasından ve zorluklarından uzaklaşıp dinlenebileceği, güven içinde bulabileceği bir yuva kurmaya ihtiyaçları vardır.
Yerinde söz söylemelidir:
Bir hanım, eşine bir meseleyi söyleyeceği vakit doğru zamanı, mekânı ve eşinin o andaki hâlini göz önünde bulundurmalıdır. Bazen doğru olan bir söz, yanlış zamanda söylendiği için yanlış anlaşılabilir. Tabi bu konuda erkekte çok dikkatli olmak zorundadır.
Eşinin akrabalarına hürmet etmelidir:
Muhabbet, nur gibidir; sirayet eder. Yani insan, sevdiği kişinin yakınlarını ve sevdiklerini de benimser ve sever. Bu düstura göre bir hanım, eşinin yakın akrabalarını (anne, baba gibi) eşinin hatırına sevmeli ve hürmet etmelidir.
Bunlarla beraber İslam dininin kadına verdiği kıymeti anlamak için linkte bulunan yazıyı okuyabilirsiniz:
https://risale.online/soru-cevap/cennet-nimetleri
[1] Nisa,4/34
[2] Tirmizi, Ra’da 10, 1159
[3] Tirmizi, Rada’10, 1161
[4] Tirmizi, Ridâ,
[5] Ebû Dâvûd
[6] Hanımlar Rehberi, Hayrât Neşriyat, Isparta 2016, s. 8
[7] Buhârî, Cum`a, 11
[8] Bakara, 2/187
[9] Elmalı Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili, 2. Cilt, s.51
[10] Hanımlar Rehberi, Hayrât Neşriyat, Isparta 2016, s. 45