İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Dördüncü Îkāz: Ey sersem nefsim Acaba şu vazîfe-i ubûdiyet neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Hâlbuki bir adam sana birkaç para verse veyâhûd seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır. Ve fütûrsuz çalışırsın. Acaba bu misâfirhâne-i dünyâda âciz ve fakîr kalbine kūt ve gınâ; ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziyâ; ve herhalde mahkemen olan Mahşerde sened ve berât; ve ister istemez üstünden geçilecek Sırât Köprüsü’nde nûr ve burâk olacak bir namaz neticesiz midir? Veyâhûd ücreti az mıdır? ...1
Bu ikazda Bediüzzaman Hazretleri, insanın ibadetten yorulup “Bunun bana ne faydası var?” diye düşünmesini eleştiriyor. İbadetin özellikle namazın karşılıksız ve sonuçsuz olmadığını, aksine insanın hem dünya hem de ahiret hayatı için büyük bir kazanç olduğunu hatırlatıyor. Nasıl ki insan küçük bir ücret veya korku karşısında uzun süre çalışabiliyorsa, sonucunda ebedi hayatı kaybetmek veya kazanmak neticesi olan ibadeti de usanmadan yerine getirmelidir.
Acaba şu vazîfe-i ubûdiyet neticesiz midir? İbadetin ahirette insana sağlayacağı faydaları şöyle izah ediyor: Dünyada insanın fakir ve muhtaç kalbine kūt ve gınâ, yani manevi bir beslenme ve zenginlik sağlar. Kabirde insanın yanında götüreceği gıda ve ziyâ, yani kendisine fayda ve aydınlık olur. Mahşerde, hesap gününde sened ve berât, yani insanın lehine bir dayanak ve kurtuluş vesilesi olur. Sırat Köprüsü’nde ise nûr ve burâk, yani karanlık ve zorlu geçişte aydınlık ve geçiş kolaylığı olur. Dolayısıyla ibadet, özellikle namaz, neticesiz veya karşılığı az bir vazife değildir. İnsanın ahirette karşılaşacağı her bir merhalede kendisine fayda sağlayacak büyük bir kazançtır.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 95.

