Arama sonuçları: 41 sonuç bulundu.

"Bir emrin behemehal bir müessirin tesiriyle vücuda gelmesi lazımdır ki tereccüh bila müreccih lazım gelmesin. Ama itibari emirlerde tahsis edici bir şey bulunmazsa bile muhal lazım gelmez." Bu cümleyi izah edermisiniz?
“Aleyke’ye bedel ‘ileyke’ nin zikri: Resul-i Ekrem (asm)'ın teklif edilen risalet (peygamberlik) vazifesini cüz'-i ihtiyarîsiyle haml ve kabul etmiş olduğuna ve bu hizmet Cibril tarafından görüldüğünden, Resul-i Ekrem'in (asm) daha yüksek olduğuna işarettir.” (İşaratü’l-İ’caz Tefsiri osmn. 42) Buradaki ifadeleri biraz açabilir misiniz? Özellikle bu hizmet Cibril tarafından görülmesi peygamberin y...
İşaratü'l-İ'caz'da Fatihanın tefsirinde, besmeledeki "b harfinden müstefad olan esteinu veya örfen malum olan eteyemmenü" diyor. "estein ve eteyemmenü" besmelenin neresindedir? Ayrıca oradaki, "Besmelenin car ve mecruru bile hiç bir şeye muhtaç değildir cümlesini izah eder misiniz?
"Keza zalike(ذَلِكَ) zat ile sıfatı gösteren bir işaret olduğu itibariyle hem Kuranın azametine, hem azameti isbat eden sıfat-ı kemâliyeye işaret eder. Zalike(ذَلِكَ), işaret-i hissiyeye mahsus (hususi olma, sat harfi ile) iken, işaret-i akliyede kullanılması, tazim ve ehemmiyeti ifade ettiği gibi, makul olan Kur'an’ı mahsus (his yani beş duyu organına hitap eden, sin harfi ile yazılır) suretinde ...
“Keza zalike’nin “lam” vasıtasıyla ifade ettiği buud Kur’an’ın kemaline delalet eden ulüvv rütbesine işarettir.”(İşaratü'l-İ’caz) Burada 'zalike' zamiri Kur’an’ın kemaline nasıl işaret ediyor. Cevaplarsanız memnun oluruz?
Haşrin yedinci hakikatindeki, "Alem-i gaybda, âlem-i âhirette, âlem-i ervahta, rububiyet-i âmmede mühim semere veren beşerin amelleri, hıfz içinde gözetilmek suretiyle,.."cümlesini izah eder misiniz? Her bir alemde beşerin amelleri nasıl semere verebilir?
Dini meseleler için akıl tek başıyla yeterli midir?
"Avâm-ı nâstan hakāik-i dîniyeyi ta‘bîr eden ancak yüzde birdir." ne demektir?
Yâsîn, hâmîm-sad gibi bazı surelerin başında geçen bu Arapça kelimelerin anlamı neden meallerde yok? Neden meallerde, bu kelimeler olduğu gibi okunur?
Bediüzzaman'ın ehl-i sünnet hakkındaki görüşleri nelerdir?