Sıffin savaşı sonrasında, Hakem Olayı'nda Hz. Amr bin As (ra) kararlaştırılan karara neden uymamıştır?
Muhakemat eserine ve Eski Said eserlerine dair bilgiler verebilir misiniz?
26. Mektub'da geçen bu cümleyi izah eder misiniz? Bitarafane muhakeme nedir? Neden bazı konularda olmaz?
Muhakematta geçen "...hilkatte cârî olan kavânîn ve nevâmis-i ilâhiyeye İslâmiyet’i tatbik ve mutâbık olduğunu isbat.." cümlesini izah eder misiniz?
"Bir kelâmda, her fehme gelen şeylerde mütekellim muahaze olunmaz. Zira mesûk-u lehülkelâmdan başka mefhumlar irade ile deruhte eder. İrade etmezse, itab olunmaz. Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir." "Fenn-i beyanda mukarrerdir: Sıdk ve kizb, mütekellimin kast ve garazının arkasında gidiyorlar. Demek maksut ve mesâk-ı kelâmda olan muâhaze ve tenkit, mütekellime aittir. Fakat 'kelâmın müstetbe...
Muhakematın başında geçen 8 emir ve 3 hakikat nedir? Kısaca maddeler halinde sayar mısınız?
Gençlik Rehberinde geçen, "evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakîkat, daha azîm bir hâdise hükmettiği için, cihan harbi ona nisbeten çok ehemmiyetsiz düşüyor. Çünki bu cihan harbinde iki hükûmet, küre-i arzın hâkimiyeti için mürâfaa ve muhâkeme da‘vâsında bulunmaları içinde iki muazzam dinin musâlaha ve sulh mahkemesine barışmak da‘vâları açılarak; ve dinsizliğin dehşetli cereyânı da semâvî ...
Sekinede geçen 6 İsm-i A'zamın sıralanışı şöyle: Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs. 30. Lema da ise Kuddüs, Adl, Hakem, Ferd, Hayy, Kayyum diye sıralanmış. Acaba hikmeti nedir?
"...Bu Cihan Harbinde iki hükûmet küre-i arzın hakimiyeti için mürafaa ve muhakeme dâvâsında bulunmaları içinde iki muazzam dinin musalâha ve sulh mahkemesine barışmak dâvâsı açılarak ve dinsizliğin dehşetli cereyanı da semavî dinlerle mücahede-i azîmesi başladığı hengâmda..."(Gençlik Rehberi, Shf:22)
Bu iki muazzam dinler hangileridir ve bunların arasındaki sulh mahkemesi ve musalaha davasının m...
"Hem insan hodgâmlık ve zâhirperestliğiyle beraber, her şeyi kendine bakan yüzüyle muhâkeme ettiğinden, pek çok mahz-ı edebî olan şeyleri hilâf-ı edeb zanneder. Meselâ âlet-i tenâsül-ü insan, insan nazarında bahsi hacâlet-âverdir. Fakat şu perde-i hacâlet, insana bakan yüzdedir. Yoksa hilkate, san‘ata ve gāyât-ı fıtrata bakan yüzler öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa, ayn-ı edebdir. Ha...