Soru

İslamiyette Akıl mı Esastır Nakil mi

İslamiyette akıl mı esastır nakil mi? Nakil daha esastır deniliyor. Bu doğruysa hikmeti nedir? 

Tarih: 12.09.2020 22:02:27
Okunma: 417

Cevap

Dinimiz islamın bütün hüküm ve esasları Rabbimiz tarafından vahiy yoluyla bildirilmiştir. Bunun için islamiyette esas nakildir denilmiştir. Bu aklın küçümsenmesi, değersizleştirilmesi, devredışı bırakılması demek değildir.  İslamiyet akıl ve akıla büyük değer vermektedir. Hatta aklı olmayan insanlar imtihana dahi tabi tutulmamıştır. Allah, kendisine muhatabı olarak akıl sahibi  olan kullarını seçmiştir. Kuran ı kerimde yaklaşık olarak 73 yerde akıldan bahsedilmektedir. Vahiyle ve hadislerle  başka bir ifadeyle sadık-doğru haberle bize gelen islamiyeti şerh eden, izah eden, anlamamızı sağlan, pencere açan ve bu gibi bütün işlevleri akıl vasıtasıyla yapılmaktadır. Akıl sahibi olan insanlara gönderilen ve nakil  (vahiy - hadis) yoluyla bize gelen islamiyet  hiçbir zaman akli selime ile ters düşmez. Aklı selimin muhakemesi de haberi sadık olan nakle( AYET-HADİS) ters düşmez. Allah aklı bu şekilde yaratmış ve emirlerini de bu şekilde göndermiştir. Anlaşılamayan durumlarda nakil esastır ve tearruz ettiği durumlarda da akıl te'vile gidilir. Te'vil eden akıl akıl( aklı selim-bozulmamış akıl-konusunda mutahassıs olan) olması gerekir. O te'vilde vahyin genel manasına ters düşmemesi gerekiyor.

Fakat öncelikle burada şunu da bilmek gerekiyor ki aklın bilmediği, idrak edemediği konuların olmasıdır. Çünkü aklımız mahluktur, sınırlıdır. Akıl herşeyi bilecek ve anlayacak mahiyette değildir. Eğer biz aklımız herşeyi bilir dersek asıl burada hataya düşülmüş olur. Önce bu fikrin düzeltilmesi gerekiyor. Aklın da bir sınırı var ve herşeyi bilemez. Mesela: İnsan aklıyla Allah'ı bulabilir. Fakat vahiy-hadis  olmadan Allah'ın isim ve  sıfatları bilinmez, emir ve yasaklarının neler olduğunu, nasıl ibadet edeceğimizi bilemezdik.  Cennet ve cehennemdeki durumu- yaşantı anlaşılmazdı. Müteşabih, mübhem vb. olarak bize gelen nakillerde  aklın bilmediği, anlamadığı- idrak edemediği veya zahiren  çelişki varmış gibi gözüktüğü  konular ve  durumlarda vahiy esas alınır, ona müracaat edilir ve akıl vahye teslim olması gerekiyor.Bunun için islamiyet nakil( vahiy-hadis) esastır deniliyor.

Bediuzzaman, muhakemat adlı eserinde  konuyu şu şekilde ele alır:

Takarrur etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.

Hem de tahakkuk etmiş: Kur’ân’ın herbir tarafında intişar eden makasıd-ı esasiye ve anasır-ı asliye dörttür. Onlar da, ispat-ı Sâni-i Vâhid ve nübüvvet ve haşr-i cismanî ve adalettir. Yani, hikmet tarafından kâinata irad olunan suallere şöyle: “Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultanınız kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?” kat’î cevap verecek, yalnız Kur’ân’dır. .(muhakemat ,1. mukaddime)

Konyu biraz daha açacak olursak:  Akıl tek başına yeterli olmayıp vahiyle birlikte olursa yani, akıl vahye tabi olursa insan doğru yolu bulabiliyor. Çünkü vahiy, insanı yaratan ve aklı ona ihsan eden Cenâb-ı Allah’ın insanlarla konuşması ve onlara bilmedikleri ve hatta bilemeyecekleri şeyleri öğretmesi demektir. İnsanlara gönderilen en son vahiy ise Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an’ın hakiki tefsiri olan hadisler de vahy-i zımnî, yani örtülü vahiydir. Bu yüzden insan yalnız kendi aklını esas tutup vahyi dinlemediği zaman Yaratıcısı’nın sözlerine ve yol göstermelerine karşı kulaklarını tıkamış olur ve doğru yoldan sapar. İmam-ı Gazali hazretleri, “göz için ışık ne ise akıl için de vahiy odur.” diyerek vahiy nuru olmadan aklın hakikatleri tamamıyla göremeyeceğini çok güzel ifade etmiştir.

Bugün İslam âleminde bazı kimseler, vahyi dinlemeyen batı felsefesinin etkisiyle, aklı yeterli görerek her şeyi akıl ölçüsüne göre tartmaya çalışıyorlar. Aklı, Kur’an ve sünnet ölçüsüne göre çalıştırmak yerine Kur’anı ve sünneti kendi akıllarıyla tartıyorlar. Akıllarına uymayanları reddetmeye kalkıyorlar. İslam elbette akıl, hikmet ve mantık üzerine tesis edilmiştir ve selim olan akla uygundur. Fakat insan için sadece kendi aklı yeterli olsa idi, her şeyi hikmetle yapan Cenab-ı Hakk kitap ve peygamber göndermezdi. Üstelik tarih boyunca insanlar onca dehşetli zulümlere ve sapkınlıklara düşmezlerdi. Demek, her şeyi en iyi bilen ve hikmetle yapan Cenab-ı Hakk, tek başıyla akıl yeterli olmadığı için akla rehber olarak Peygamberler aracılığıyla insanlara vahyini göndermiştir. (Bkz. Sözler, 30. Söz Ene Risalesi)

Geniş bilgi için bakınız:

https://risale.online/soru-cevap/kuranin-akilla-yorumlanmasi

https://risale.online/soru-cevap/akil-ve-nakil

https://risale.online/soru-cevap/akla-olcu-nedir


Yorum Yap

Yorumlar