Ahiret

29.05.2008

4850

Ahiretin Akılla İspatı

İbn- i Sina gibi bazı dâhî zatlar neden “haşir (ahirette diriliş) meselesi akli bir mesele değildir, aklen ispat edilmez” demiştir?

29.05.2008 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Ey şu risâleyi insaf ile mütâlaa eden kardeş! Deme, “Ne için bu Onuncu Söz’ü birden tamamıyla anlayamıyorum?” Ve tamam anlamadığın için sıkılma. Çünkü İbn-i Sînâ gibi bir dâhî-i hikmet اَلْحَشْرُ لَيْسَ عَلٰي مَقَاي۪يسَ عَقْلِيَّةٍ demiş. “Akıl bu yolda gidemez” diye hükmetmiştir. Hem bütün ulemâ-yı İslâm (Haşir bir mes’ele-i nakliyedir. Delili nakildir. Akıl ile ona gidilmez) diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve ma‘nen pek yüksek bir yol birdenbire bir cadde-i umûmiye-i akliye hükmüne geçemez.1

Eski kelamcılar, öldükten sonra dirilme inancını bir nakil konusu olarak ele almışlar, haşre imanın ehemmiyetinden bahsetmekle beraber, haşrin aklen ispat edilemeyeceğini söylemişlerdir. Bu yüzden bütün akaid-kelam kitapları haşir konusunu, "sem'iyyat" veya "gaybiyyat" başlığıyla ele alırlar.

İbni Sîna gibi dâhi zatlar, mesailerinin büyük bölümünü tıp, felsefe ve benzeri ilimlerde sarf etmişler, ahirete îman gibi, imanın esaslarını inkar etmemişler, fakat dikkat ve tahkik isteyen meselelerinde de derinleşememişlerdir.

Evet, bir fende ve bir san‘atta mütehassıs bir iki zâtın, o fen ve o san‘ata âit hükümleri ve fikirleri, onda ihtisâsı olmayan bin adamın, hatta başka fenlerde âlim ve ehl-i ihtisâs da olsalar muhâlif fikirlerini hükümden ıskāt ettikleri gibi...2 

Kaidesi gereğince, bu gibi zatların, kendi ihtisas alanları olmayan konulardaki bu gibi sözlerini normal karşılamak gerekir. Çünkü haşir meselesi, Rabbimizin isim ve sıfatlarının tecellisi konusunda mütehassıslık (uzmanlık) gerektiren imânî ve akaidî bir meseledir. Ciddi mesai sarf edilmesi gereken bir konudur. Halbuki, Bediüzzaman Hazretleri gibi bu işin mütehassısı olan âlim zatlar, haşir meselesini, her kıştan sonra baharın gelmesi gibi basit ve aklı ikna eder seviyede, kolaylıkla izah etmişlerdir.

Haşre akıl ile gidilmemesinin bir sırrı şudur ki: Haşr-i a‘zam, İsm-i A‘zam’ın tecellîsiyle olduğundan, Cenâb-ı Hakk’ın İsm-i A‘zam’ının ve her ismin a‘zamî mertebesindeki tecellîsiyle zâhir olan ef‘âl-i azîmeyi görmek ve göstermekle, haşr-i a‘zam, bahar gibi kolay isbat ve kat‘î iz‘ân ve tahkîkî îmân edilir. Şu Onuncu Söz’de feyz-i Kur’ân ile öyle görülüyor ve gösteriliyor. Yoksa akıl dar ve küçük düstûrlarıyla kendi başına kalsa, âciz kalır. Taklîde mecbûr olur.3 

Öldükten sonra dirilmeye dair akli deliller konusunda sitemizdeki diğer cevaplar için bakınız:

https://risale.online/soru-cevap/ahiretteki-dirilise-dair-cevremizden-deliller

  1. Bediüzzaman Said Nursî, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, s.52

  2. Bediüzzaman Said Nursî, Şualar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, s.209

  3. Bediüzzaman Said Nursî, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, s.53


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız