Ahiret

04.07.2010

9365

Hayvanların Mesuliyeti

Hadis-i şerifte, “Boynuzsuz koyun, boynuzludan hakkını alacaktır.” buyrulmaktadır. Hayvanlarda akıl olmadığı hâlde, işledikleri fiillerden mesul tutulup ahirette birbirlerinden nasıl hak talep edebileceklerdir? Ayrıca yırtıcı hayvanların başka hayvanları yemesi haram mıdır?

06.07.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

Boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacaktır.1

Bu ifade, hayvanların bile ahirette ilahî adalet çerçevesinde karşılık göreceğini göstermektedir. Her ne kadar bedenleri yok olsa da, ruhları bâkî kalır ve ahirette kendilerine uygun bir karşılık görürler. Akıl, insan ve cinlerin imtihanı için bir şart kılınmıştır. Akla dayalı bu imtihanın neticesinde cennet veya cehennem kazanılır. Ancak akıl, imtihan için şart olmakla birlikte, mutlak anlamda hesaba çekilmek için şart değildir.

Fıtrat (yaratılış) ve fıtrî duygular da karşılık görmenin bir sebebi olabilir. Mesela bir kedi gelip evdeki kuşumuzu yese, ona tamamen suçsuz ve masum olarak bakabilir miyiz? Eğer bunu o anda görsek, fıtraten dayanamayız; elimizde bir imkân olsa müdahale etmek isteriz.

Bu esnada hem insanın fıtratı hem de kedinin fıtratı, yapılan fiilin bir karşılığı olması gerektiğinin farkındadır. İnsan cezalandırma refleksi gösterirken, kedi de bir çeşit suçluluk hissiyle kaçma eğilimi sergiler.

Bediüzzaman Hazretleri bu mesele hakkında şu izahı yapar:

Ma‘sûm bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde ve musibetlerde beşer fehminin anlayamadığı bazı esbâb ve hikmetler vardır. Yalnız meşîet-i İlâhiyenin düstûrlarını hâvî olan şerîat-ı fıtriye ahkâmı, akla tâbi‘ değildir. Aklı olmayan bir şeye tatbîk edilir. O şerîatın hükümleri kalbe, hisse, isti‘dâda bakar. Bunlardan husûle gelen fiillere, o şerîatın hükümleri tatbîk ile cezâ verilir.2

Bazen masum insanlara veya hayvanlara felaket ya da sıkıntılar geldiğinde, insanların bunu anlaması zor olur. Çünkü o musibetlerin içindeki sebepler ve hikmetler bizim aklımızın kavrayamayacağı kadar derindir. Allah’ın yaratılış kanunları, yani fıtrî şerîat, akla göre işlemez; aklı olmayan şeylerde de işler. Bu kanunlar kalbe, duygulara ve kabiliyetlere bakar. Bu yüzden, bu kanunlara göre, ortaya çıkan davranışlara bir karşılık, yani ceza veya sonuç verilir.

Meselâ bir çocuk, eline aldığı bir kuşu veya bir sineği öldürse, şerîat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhâlefet etmiş olur. İşte bu muhâlefetten dolayı düşüp başı yarılsa, bu cezâya müstehak olur. Çünki çocuğun bu musibeti, hiss-i şefkate muhâlefetine cezâdır. Veya dişi bir kaplan, kendi evlâdlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almayarak, zavallı ceylanın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapsa, sonra bir avcı tarafından öldürülür. İşte hiss-i şefkat ve himâyeye muhâlefet ettiğinden, ceylan yavrularına yaptığı aynı musibete kendisi ma‘rûz kalır.

İhtâr: Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şerîat-ı fıtriyece haramdır.3

Bir çocuk, eline aldığı bir kuşu veya sineği öldürürse, bu davranışı onun içindeki yaratılıştan gelen şefkat duygusuna aykırıdır. Bu yüzden başına bir musibet gelse, bu onun yaptığı yanlışın bir cezasıdır. Aynı şekilde, bir dişi kaplan da kendi yavrularına çok şefkatli olduğu hâlde, başka bir hayvanın yavrusunu parçalayarak kendi yavrularına yedirirse, şefkat duygusuna aykırı davrandığı için sonunda bir avcı tarafından öldürülür. Yani yaptığı kötülük başına gelir.

Bu izaha göre, bir hayvanın başka bir hayvana zulmetmesi sebebiyle ahirette ondan hakkının alınmasının, o hayvanda bulunan ve fiilin yanlışlığını hissettiren şefkat gibi duygulara muhalefet etmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca kaplan gibi et yiyen hayvanların helâl rızıkları, ölmüş hayvanlardır; canlı hayvanları öldürüp yemek yaratılışın kanunlarına göre haramdır denilebilir. En doğrusunu Allah bilir.

Kaynakçalar
  1. Müslim, Birr, 60, M6580

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.67

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.67-68


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (1)

Allah razı olsun hepinizden çok iyi aydınlattınız beni. Tereddüdüm kalmadı...

10.07.2010

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız