Makaleler

Risale-i Nur'da Allah'ın Varlığı Risale-i Nurda Allah'ın varlığının ispatı çok sistematik, kapsayıcı ve kati delillerle anlatılmaktadır. Risale-i Nur: 1.Tevhid inancında tahkiki ve ami (taklidi)mertebeler olduğunu bahseder. “Aynen öyle de: Tevhid dahi iki çeşittir.” “Biri: Tevhid-i âmî ve zâhirîdir ki  ‘Cenâb-ı Hak birdir, şeriki, nazîri yoktur, bu kâinat onundur.’ " “İkincisi: Tevhid-i hakikîdir ki, her şey üstünde sikke-i kudretini ve hâtem-i rubûbiyetini ve nakş-ı kalemini görmekle doğrudan doğruya her şeyden O’nun nuru
Peygamberimizin (sav) Görünüş ve Ahlakı Sevgili Peygamberimiz, Fahr-i Kâinat Efendimiz aleyhi’s-salatü ve’s-selâm’ın vücut özellikleri ve güzel ahlakı hakkında Rudanî’nin Cem’ul-Fevaid isimli hadis külliyatında, torunu Hz. Hasan (ra)’dan yapılan şu uzun rivayet çok güzeldir ve O’nun nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar yüce bir ahlak üzere bulunduğunu çok güzel anlatıyor:8426- Hasan bin Ali radiyallahu anh'dan:"Peygamber'in şemailini (görünüşünü) anlatan biri olduğu için ve ben de onun anlatmasından hoşlandığım için, dayım olan Hind
Peygamber Efendimiz’in (sav) Güzel Ahlakından Örnekler Peygamberimiz (asm) insanların en yumuşak huylusu ve en bilgilisi, insanların en cömerdi, fakir ve kimsesizlerin koruyucusudur. Peygamberimiz, kesinlikle dünya malı biriktirmez, Allah’ın verdiğinin bir günlüğünden fazlasını yanında durdurmaz fakirlere dağıtırdı. Bir peygamber olmasına rağmen çok mütevazı idi. Mekke’nin fethinde yanına gelen ve korkusundan titreyen bir bedeviye karşı: “Korkma, ben de güneşte kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.” diyecek kadar alçak gönüllüydü. Ebû Hu
Semavî Kitaplarda Hz. Muhammed (sav) Son peygamber Hz. Muhammed (asm)’ın dünyayı teşrifi, dünya tarihinin en büyük olayıdır. O’ndan önce dünya, manevî karanlıklarla, zulüm ve cehaletle dolu iken, O’nun bereketiyle iman nurlarıyla aydınlanmış, insanlık cehaletten kurtularak ilim ve hikmetle donanmıştır. Dünyadaki bütün siyasi ve dini düzen alt-üst olmuş, eski dinler ve büyük devletler yerlerini İslamiyetin hâkimiyetine bırakmıştır. O’nun bu büyük inkılâbı aslında asırlardır beklenen ve bütün peygamberlerin ümmetlerine müjde verdi
Kur'an en büyük mucize   Nasılki Kur’ânı dinleyen, onu dinlemekten aldığı feyizle Allah kelâmı olduğunu hissedebîliyor ve ifade tarzına ve edebîyatına dikkat eden, ulaştığı insan üstü edebî zevk ve belağat seviyesiyle mûcize olduğunu anlayabiliyor ise onun gibi mânâlarını ve içindeki ilimleri anlayarak mütalaa eden bir kimse de o ilimlerin ve o mânâların asla âciz bir beşerin basit düşüncesinin mahsulü olamayacağını katiyen anlayabilir.Kur’ân-ı Kerîm, bütün peygamberlerin efendisi ve peygamberlik silsilesinin son
Kur'ândaki Belağatin Fevkalade Tesiri Belağat, güzel, etkili ve yerinde söz söylemek demektir. Kur’ân’ın en büyük mucizesi sözlerindeki insanüstü belâğattir. Nâzil oluşundan günümüze kadar hiç bir insan onun kısa bir sûresinin dahi benzerini söyleyememiştir. Çünkü onun sözleri gibi güzel söz söylemek insan kudretinin üzerindedir. İşte bu durum Kur’ân’ın en açık mucizesidir. İnsanoğlu Kur’ân’ın sözlerinin benzerini söylemekten âcizdir. Öyleyse Kur’ân Allah kelamıdır.Bedîüzzaman Hazretleri, Kur’ân’ın indiği dönemde, böyle hârika, in
Kur'ândaki Belağatin Fevkalade Tesiri Belağat, güzel, etkili ve yerinde söz söylemek demektir. Kur’ân’ın en büyük mucizesi sözlerindeki insanüstü belâğattir. Nâzil oluşundan günümüze kadar hiç bir insan onun kısa bir sûresinin dahi benzerini söyleyememiştir. Çünkü onun sözleri gibi güzel söz söylemek insan kudretinin üzerindedir. İşte bu durum Kur’ân’ın en açık mucizesidir. İnsanoğlu Kur’ân’ın sözlerinin benzerini söylemekten âcizdir. Öyleyse Kur’ân Allah kelamıdır. Bedîüzzaman Hazretleri, Kur’ân’ın indiği dönemde, böyle hârika,
Üç Aylar ve Gafletten Kurtuluş Cenâb-ı Allah, Tebâreke Sûresi 2. âyetinde “Hanginiz amelce daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı.” buyurduğu üzere insanın bu dünyaya gönderilişinden gaye imtihan olmaktır. Kim hayırlı işlerle, güzel bir ömür sürerse imtihanı kazanacak ve ebedî tükenmez bir saadete kavuşacaktır. Kim de nefis ve şeytana uyarak gaflete dalıp şerli işler yaparsa imtihanı kaybedecek ve cezasını da görecektir.  Bu imtihanı kaybetmek veya kazanmak meselesi her şeyin üzerinde en büyük bi
Allah'ın Seçtiği Aylar Kalbi hüşyar olanların manevî iklimlere seyahat edecekleri mevsimlerdir üç aylar…  Ruhların manevî iflas ve kaybedişlerle sancı çekmesine bedel Allah’ın kullarına şefkati, ihsanı, fırsatı ve manevî kâr zamanıdır bu seçilmiş aylar…  Hoş gel, dolu gel, kârlarla, müjdelerle, duâlarla gel Âlem-i İslam’a ey şuhûr-u selase!  Regaibinde, ihsanlara, ikramlara uğrayalım…  Miraç’ında, ulvi hislerle ruhlarımız terakki etsin,   Beraat’ında, kudsî senelik mukadderat çekirdeğimiz, hayırlı meyvelerle ekilsin
BEDİÜZZAMANIN SEYYİDLİĞİ Bediüzzaman Hazretleri, Resul-ü Ekrem (asm)’ın mübarek neslinden gelen bir seyyiddir ve Âl-i Beyt’e mensubdur. Üstadın önde gelen talebelerinden Albay Hulusi Efendi, dedelerinden birisinin imzasını Seyyid Muhammed olarak atmasından hareketle kendi nesebiyle ilgili sual sorar. Bunun üzerine Bediüzzaman Hazretleri kendisine şöyle cevab verir:  “…Hem sen kat’iyen bil ki; Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselamın iki âli var. Biri: Nesebî âlidir. Biri de Şahs-ı mânevî -i nuranîsinin risalet noktasın