Makaleler

Bediüzzaman ve Risale-i Nur Bu suallere kısaca cevap vermek gerçekten pek de kolay olmayan bir iştir. Çünkü Hazret-i Üstad seksen üç yıllık hayatında öyle dopdolu, öyle çok yönlü ve kendisine Bediüzzaman, (zamanın benzersiz güzelliği) dedirten öyle emsalsiz bir hayat yaşamıştır ki birkaç satırla onu anlatabilmek neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Risale-i Nur’lar da bu emsalsiz şahsiyete yakışır biçimde, tarihte misli görülmemiş, paha biçilmez bir Kur’an tefsiri, muhteşem bir iman dersi olarak ortaya çıktığından öyle ze
Çikolata, kola, bisküvi gibi şeyler haram mıdır? Helal gıda ne demektir? BİR ŞEYİN HELAL VEYA HARAM OLMASI ALLAH'IN EMİR VE NEHYİNE BAĞLIDIR. Allah bir şeyi emretmişse o helal, bir şeyi nehiy etmişse o haramdır. Bir şey insana zararlı olduğu için Allah onu haram yapmamış. Belki o şeyi Allah yasakladığı için o şey haram olmuştur. Bununla beraber helal ve haram olan şeylerin altında hikmet kısmı da vardır. Mesela: Allah eşyayı hilkaten mubah, helâl, menfaatli olarak yaratmış, onlar bazı ârızalardan dolayı haram olmuştur. Meselâ ağyarın malı, ismet-i şer'iye için haram
BELÂ VE MUSİBET KAVRAMLARI BELÂ VE MUSİBET KAVRAMLARI Belâ: “Allah (c.c)’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” anlamındadır. Ayrıca belâ; “eskimek; denemek, sınamak; gam, musibet, darlık ve sıkıntı” gibi mânalarda da kullanılmıştır.[1] Cismi yıpratıp eskiten üzüntü ve keder olarak da tanımlanmıştır.[2] Teklif, külfetli bir işi yükleme ya da yükümlü kılma da belâ olarak ifade edilmiştir.[3] Yüce Allah (c.c) kullarını bazen, şükretsinler diye sevinç kaynağı şeylerle, bazen de sabretsinler
Nasılki Kur’ânı dinleyen, onu dinlemekten aldığı feyizle Allah kelâmı olduğunu hissedebîliyor ve ifade tarzına ve edebîyatına dikkat eden, ulaştığı insan üstü edebî zevk ve belağat seviyesiyle mûcize olduğunu anlayabiliyor ise onun gibi mânâlarını ve içindeki ilimleri anlayarak mütalaa eden bir kimse de o ilimlerin ve o mânâların asla âciz bir beşerin basit düşüncesinin mahsulü olamayacağını katiyen anlayabilir. Kur’ân-ı Kerîm, bütün peygamberlerin efendisi ve peygamberlik silsilesinin son halk
Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz? Bazı  dostlarımız –bilhassa gençler- “Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz?” sorusunu çoklukla soruyorlar. Burada hem kendi nefsimi terbiye etmek için, hem de soru soranlara faydalı olmak için bazı noktalar üzerinde duralım. Peygamberimiz düşmanla yapılan cihadı “küçük cihad”, nefisle yapılan cihadı “büyük cihad” olarak tarif eder. İsmail Hakkı  Bursevi, nefis için “7 başlı ejder” ifadesini kullanır. Elbette, bir ejderha ile savaşmak kolay değildir. Küçük cihadla büyük cihad, pek çok yönlerden bir
Tevekkül Ve Tembellik     TEVEKKÜL-TEMBELLİK             KUR’AN VE SÜNNETTE TEVEKKÜL Sözlükte; “Allah’a güvenmek” anlamındaki “vekl” kökünden türeyen tevekkül; “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” manasına gelir. Birine güvenip dayanan kimseye mütevekkil, güvenilene vekîl denir.[1] Tevekkül ıstılahta ise; “bir kimsenin kendini Allah’a teslim etmesi, rızkında ve işlerinde Allah’ı kefil bilip sadece O’na güvenmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.[2] Tevekkül, imanın ve
Peygamber Efendimiz’in (sav) Güzel Ahlakından Örnekler Peygamberimiz (asm) insanların en yumuşak huylusu ve en bilgilisi, insanların en cömerdi, fakir ve kimsesizlerin koruyucusudur. Peygamberimiz, kesinlikle dünya malı biriktirmez, Allah’ın verdiğinin bir günlüğünden fazlasını yanında durdurmaz fakirlere dağıtırdı. Bir peygamber olmasına rağmen çok mütevazı idi. Mekke’nin fethinde yanına gelen ve korkusundan titreyen bir bedeviye karşı: “Korkma, ben de güneşte kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.” diyecek kadar alçak gönüllüydü. Ebû Hureyre (
Yılbaşı ve Noel Kutlamalarının İslam’a Göre Anlamı Allahu Tealâ Şöyle Buyuruyor “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur." (Hûd, 113) Ey îmân edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin! Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil kılmak ister misiniz? (Nisa, 144) Resulullah (asm) Şunları Bildiriyor “Kim bir kavme benzerse, onlardandır.” (Ebu Davud, Libas, 4031) “Muhakkak ki siz, kendinizden öncekilerin yoluna kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpatıp uyacaksınız, Hatta onlar (daracık) bir ke
Kudüs ve Mescid-i Aksa Filistin ve Kudüs konusunu detaylıca anlatabilir misiniz? Arkadaş çevremde çok farklı konuşmalar oluyor. Bu meselede yanlış düşünen arkadaşlarıma önceden davrandığım gibi samimi mi davranmalıyım yoksa aramıza mesafe mi koymalıyım?  Öncelikle ifade etmek isteriz ki kesinlikle arkadaşlığınızın bozulmasına değil onlara doğruyu anlatarak fikirlerinin düzelmesine, lütufla ıslahlarına çalışarak arkadaşlığınızın devam etmesine gayret gösteriniz. Onlara Cenab-ı Hak’kın şu ayetini hatırlatınız;; “وَلَا
Mûcize, peygamberlik dâvâsına delil olmak üzere Allah tarafından, peygamberlerin ellerinde yaratılan hârikulade hâllere denir. Onlar “Biz Rabbinizin size gönderdiği elçileriz” diye dâvâ ettiklerinde, Cenâb-ı Hakk onlar elinde bazı hârikulade şeyler meydana getirmekle âdetâ, “Evet doğru söylüyorlar. Onlar benim elçilerimdir” demektedir.   Âhirzaman nebîsi olan peygamberimiz (asm) da peygamberlik dâvâ ettiğinde pek çok defa kendisinden mûcizeler istenilmiş ve bin kadar mûcize de onun eliyle göst