Makaleler

Bedîüzzaman Hazretleri hayatını ‘eski Said’ ve ‘yeni Said’ olarak iki devreye ayırır. Genel olarak Osmanlı döneminde yaptığı çalışmalar Eski Said devresine rastlarken, Cumhuriyet döneminde yapmış olduğu hizmetler Yeni Said devresine ait olan hizmetleridir. Biz burada daha çok Yeni Said devresindeki faaliyetlerini nazar-ı dikkate alacağız. Bedîüzzaman Hazretleri Yeni Said olarak hizmete başladığı günlerde memlekette çok büyük bir manevi tahribat yaşanmakta idi. Din eğitimi yasaklanmış, İman ve İ
1979 senesinde Haydarpaşa Tren Garının bekleme salonunda trenin hareket saatini beklerken, hallerinden ilmî bir seviye sahibi oldukları anlaşılan dörtbeş kişi kapıdan girerek gelip yanıma oturdular. Aralarındaki konuşmadan Marksizm fikrine sahip olduklarını anladım. Kendileriyle irtibat kurabilmek için merhabalaştım. Onların içlerinden saygı gösterdikleri şahsa ne iş yaptıklarını sordum. O da üniversitede idareci olduğunu söyledi. Akabinde bana ne yaptığımı sordu. Ben de Arapça medrese tahsili
Nasılki Kur’ânı dinleyen, onu dinlemekten aldığı feyizle Allah kelâmı olduğunu hissedebîliyor ve ifade tarzına ve edebîyatına dikkat eden, ulaştığı insan üstü edebî zevk ve belağat seviyesiyle mûcize olduğunu anlayabiliyor ise onun gibi mânâlarını ve içindeki ilimleri anlayarak mütalaa eden bir kimse de o ilimlerin ve o mânâların asla âciz bir beşerin basit düşüncesinin mahsulü olamayacağını katiyen anlayabilir.Kur’ân-ı Kerîm, bütün peygamberlerin efendisi ve peygamberlik silsilesinin son halkas
Bazı müslüman bilgeler, Hinduizm'i 'Âdem'in dini' diye isimlendirirler. 'Berâhime' kelimesinin, Allah'ın Hindistan'a gönderdiği Âdem peygamber olduğuna inanılan 'Berahmen''den geldiği söylenmektedir. Hindu kutsal kitapları üç kısma ayrılır: Vedalar, Upanişadlar, Puranala. Hindu Vedaları, insanlığın en eski din kitaplarıdır. Bunlar, Hindistan'da, bilge kişilerin 'sruti (işitme, vahiy)' yoluyla elde ettikleri Tanrısal bir vahiy ve evrenin özü konusunda temel gerçek olarak kabul edilirler. Veda il
ÇOCUKLUK YILLARI “Bitlis vilâyetine tâbi Nurs köyünde doğan ben, dokuz yaşından beri şefkatli vâlidemi görmediğimden sohbetinde bulunamadım. O hürmetli muhabbetten mahrum kaldığım ve üç hemşiremi de onbeş yaşımdan sonra göremedim. Ömrümde mücerred kaldığımdan dünyada çocuklarım olmamasından, çocuklara karşı şefkatkârane zevklerinden, memnuniyetlerinden de mahrum kaldığım ile beraber bu noksaniyeti hissetmiyordum.”  *** “Eski zamanda, dağdağalı hayatımda hakkımda acib havadisler peder ve vâli
Bedîüzzaman ile Urfa şehri arasındaki münasebeti bilmeyenimiz pek azdır. Urfa, tarihi ihtiva eden bir şehir olması ve bu tarihi seyir içinde pek çok hadisenin yaşanması hasebiyle tarihimizin sayfalarında altın harflerle yazılıp yâd edilmiş ve pek çok muhterem zatlar -ki başta enbiyâlar ve evliyâların- yaşadığı şehirdir. Bazı rivayetlerde Hz. İbrahim (as), Hz. Eyyûb (as), Hz. Şuayb (as), Hz. Mûsâ (as), Hz. Elyesa (as), Hz. İsâ (as)’ın burada yaşadığı rivayet edilmiştir. Hatta bu peygamberlerden E
Risâle-i Nûr ise, bu dünyada bir manevî cehennemi, dalalette gösterdiği gibi; imanda dahi bu dünyada manevî bir cennet bulunduğunu isbat ediyor. Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde, manevî elemleri gösterip iyilikler ve güzel hasletlerde ve şeriatın hakîkatlerini yaşamakta cennet lezzetleri gibi manevî lezzetler bulunduğunu isbat ediyor. Sefahet ehlini ve dalalete düşenlerini o cihetle aklı başında olanlarını kurtarıyor. Eğitimciler, eğitimi şöyle tarif ederler: İnsanlara
Cenab-ı Hak bizleri siz müşfik Üstadımızdan, Risâle-i Nur’dan ölünceye kadar ayırmasın. Siz ve Risâle-i Nur; dünyada mürşidimiz, âhirette şefaatçimizdir. Canımız, Nur-u Kur’ân ve iman olan Risâle-i Nur’a ve Kur’ân dellâlı olan siz Üstadımıza kurban olsun... Her şeyimiz Risâle-i Nur’a feda olsun... Dualarınıza çok muhtaç talebeleriniz ve manevî evlatlarınız... İstanbul Hanımları. (Hanımlar Rehberi) Risâle-i Nur’un neşrinde, bazı mübarek hanımlar ehemmiyetli fedakârlıklara mazhar olmuşlardır. Ri
Dine ve maneviyata dayanan müsbet olan İslamî milliyetçilik ise, bir buçuk milyar insanın kardeşliğini ve muhabbetini sahibine kazandırır. Hem kabir kapısına kadar değil, Cennette ebedi olarak devam edecek bir kardeşlik ve muhabbeti ve onlara şefaatçi olmak, faatlerinden istifade etmek ve âhirete gitse bile geride kalan Müminlerin dua ve sevablarından kazanmak gibi daha birçok faydaları kazandırır. Birbirinizi tanımanız ve sosyal hayata ait olan ilişkilerinizi bilmeniz için sizi taife taife, mi
Muhteşem Vuslat Risâle-i Nur tarihindeki önemli buluşmalardan birisi belki de birincisi Bedîüzzaman Hazretleri ile Ahmed Husrev Efendi arasında Barla’da gerçekleşmiştir. Bu vuslatın ihtişamı, bugünden geçmişe bakıldığında çok daha iyi anlaşılmaktadır.  Zira tarih, bu vuslatın bereketiyle, milyonlarca mü’minin imanlarını kurtaracak hidâyet derslerini aldıklarına şahit olmuştur. Çünkü bu vuslat, Asrın İmamı olan Nur Risâleleri ’müellif’inin, ‘nâşir’ine yani eserlerini yayacak, muhtaç kalplere ve dimağlara ulaştı