Makaleler

Hoşgeldin Ey Rahmet Mevsimi! Seksen küsur sene bir ömr-ü ma’nevîyi sizlere kazandıracak olan şuhûr-u selâse-i mübârekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i Regâib'i tebrik ediyoruz.  (Kastamonu Lâhikası, 96)   Bu şuhûr-u selâse, seksen küsur sene bir ömrü kazandırıyor. Elbette sizler gibi mücahidler, onu kazanmaya çalışacaksınız.  Cenâb-ı Hak her bir gecesini sizin hakkınızda Leyle-i Mi’rac ve Leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymetdar eylesin, âmîn.  (Kastamonu Lâhikası, 55)Cenâb-ı Hakk’a hudutsuz şükürler olsun ki bizlere
Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz? Bazı  dostlarımız –bilhassa gençler- “Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz?” sorusunu çoklukla soruyorlar. Burada hem kendi nefsimi terbiye etmek için, hem de soru soranlara faydalı olmak için bazı noktalar üzerinde duralım.Peygamberimiz düşmanla yapılan cihadı “küçük cihad”, nefisle yapılan cihadı “büyük cihad” olarak tarif eder. İsmail Hakkı  Bursevi, nefis için “7 başlı ejder” ifadesini kullanır. Elbette, bir ejderha ile savaşmak kolay değildir.Küçük cihadla büyük cihad, pek çok yönlerden birbirl
İman-ı Tahkîkî'nin Kazanılması Tahkîkî iman, araştırmalara ve elde edilen sağlam delillere ikna olmaya dayanan kuvvetli ve sarsılmaz bir inanç demektir. Tahkîkî imanı elde etmek için; 1- Tahkiki imana ne kadar ihtiyacımız olduğunu iyice anlamak, yani dünya ve ahret saadetimiz için bunun ne kadar elzem olduğunu bilmek lazımdır. 2- Ölümü çokça düşünmek ve son nefeste imansız gitmekten kurtuluşun tek garantisinin iman-ı tahkiki sahibi olmak olduğunu bilmek gerekir. Bu mevzuyu Üstad Bediüzzaman Hazretleri şöyle anlatır:
Kâinatın Allah’ın Varlığını İspatı Allahın varlığını yarattığı eserlerinden yola çıkarak ispatlayabiliriz. Varlığının en büyük delili yarattığı bütün kâinat ve içindeki her şeydir. Ortada öyle büyük bir sanat vardır ki onun sanatkârı olan Allah’ın varlığını görmemek için âdeta kör olmak gerekir. Bir tek düzgün harf bile onu bir yazan olmadan veya bir iğne dahi bir usta olmadan ortaya çıkmadığı hâlde şu muhteşem kâinat sarayı nasıl kendiliğinden ortaya çıkabilir? Bütün kâinat ve içindeki âlemler ve bu alemlerde ortaya çık
Kur’an’ın Meydan Okumasındaki Sekiz Mertebe Kur’an pek çok ayetleriyle inanmayanları muaraza etmeye, yani onun bir benzerini getirmeye davet etmektedir. Üstad Bediüzzaman Hz. Kur’an’ın bu daveti sekiz mertebe olarak ortaya koyduğunu mealen şöyle anlatır: 1. Yüksek edebiyatıyla,  gaybden verdiği haberleriyle, ihtivâ ettiği ilimlerle, ve yüksek hakikatleriyle berâber, Kur’ân’ın tam mislini ve benzerini, ümmî bir şahıstan getiriniz! 2. Eğer böylece benzerini getirmeye gücünüz yetmiyor ise, uydurma şeylerden olsun yalnız belâğat ve
Meleklerin Varlık Delilleri Melekler gözle görülmeyen, mânevî bir nurdan yaratılmış yüce varlıklardır. Sevgili peygamberimiz “Melekler nurdan yaratılmışlardır.” (Müslim, Zühd-10) hadisiyle buna işaret etmiştir. Kur’an’ın pek çok ayetleriyle meleklerden bahsetmesi, yine Kur’an’ın bir melek olan Cebrail (as) aracılığıyla getirilmesi ve insanların canlarını bir melek olan Azrail (as) tarafından alınıyor olması gibi hakikatler Müslümanlar için meleklerin varlığına iman etmenin en önemli sebepleridir. Şu dünyada dört ş
Haşir Risalesinden Ahiretin Delilleri 1- Kâinatın her tarafında görünen gayet haşmetli ilahî saltanat isbat eder ki ona itaat eden kullarına Cennet gibi bir mükâfatı, isyan eden asilere Cehennem gibi bir ceza evi bulunacaktır. Bu dünyada olmadığına göre âhirette olacaktır.2- Hadsiz bir şefkat ve ikram sahibi olduğunu insanlar ve tüm canlı varlıklara sürekli gönderdiği rızıklarla ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayarak gösteriyor. Elbette o şefkat ve kerem dönmemek üzere ölüp gitmeye müsaade etmez. Öyleyse ölüm, yokluk değil y
Barla'daki muvaffakiyetin sırrı: ihlâs Anadolu’nun en ıssız, en ücra yerlerinden bir yer… Dağların arasında mahrumiyet, kimsesizlik ve gurbet diyarlarından bir diyardı Barla!Fakat 1926 senesinde Isparta’nın bu tenha beldesinde bir tarih yazılmaya başlandı. Şubat ayı sonlarında karayolu olmayan bu köye, sandalla sürgün olarak bir zat getiriliyordu. Ve tarihte görülmemiş bir zulüm ve tecâvüzatın hüküm sürdüğü bir zamanda, bir köyden bir şahıs, dünyaya hükmeden zalimlerin planlarını boşa çıkaracaktı. İşte bu zat, Hazreti Peygamberin var
Mûcize, peygamberlik dâvâsına delil olmak üzere Allah tarafından, peygamberlerin ellerinde yaratılan hârikulade hâllere denir. Onlar “Biz Rabbinizin size gönderdiği elçileriz” diye dâvâ ettiklerinde, Cenâb-ı Hakk onlar elinde bazı hârikulade şeyler meydana getirmekle âdetâ, “Evet doğru söylüyorlar. Onlar benim elçilerimdir” demektedir. Âhirzaman nebîsi olan peygamberimiz (asm) da peygamberlik dâvâ ettiğinde pek çok defa kendisinden mûcizeler istenilmiş ve bin kadar mûcize de onun eliyle gösteri
Risâle-i Nûr’un tevhidle ilgili iki risâlesi, insaflı olan bir münkiri imana getirmeye kâfi geldiği hâlde, bununla yetinilmemiş, bu mevzûda pek çok risâleler telif edilmiştir. Bu konu üzerinde çoklukla durmanın en mühim sebebi Risâle-i Nûr’un bütün Âlem-i İslâm için yazılmış olmasıdır. Türkiye Müslümanları batı medeniyetinden etkilendikleri gibi, bütün âlemi İslâm da batı medeniyetinden etkilenmiş durumdadır. Muhataplar ve tahribatlar çok olunca ister istemez, bu tahribatların tamiri için çeşit