4.721
"Hayat her şeyi her bir zi hayat olan şeye mal eder" Ne Demektir?
29. Söz'deki "Hayat her şeyi her bir zi hayat olan şeye mal eder" ne demektir?
Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
4.721
29. Söz'deki "Hayat her şeyi her bir zi hayat olan şeye mal eder" ne demektir?
4.404
Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle söylemektedir:Vahiy iki kısımdır. Biri, vahy-i sarîhîdir ki, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onda sırf bir tercümandır, mübelliğdir, müdâhalesi yoktur. Kur'ân ve bazı ehâdîs-i kudsiye gibi. İkinci kısım, vahy-i zımnîdir. Şu kısım mücmel ve hulâsası, vahye ve ilhâma istinâd eder. Fakat tafsîlâtı ve tasvîrâtı Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a âittir. O vahiyden gelen mücmel hâdiseyi tafsîl ve tasvîrde Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, bazen yine ilhâma ya vahye istinâd edip beyân eder. Veyahud kendi firâsetiyle beyân eder. Ve kendi ictihâdıyla yaptığı tafsîlât ve tasvîrât, ya vazîfe-i risâlet noktasında ulvî kuvve-i kudsiye ile beyân eder. Veyahud örf ve âdet ve efkâr-ı âmme seviyesine göre, beşeriyeti noktasında beyân eder. 1Sünnetin vahiy ile ilişkisini anlayabilmek için önce vahyin iki kısmını bilmek gerekir.Birinci kısım vahy-i sarîhtir. Buna vahy-i metlüv de denilir. Bu, açık ve doğrudan vahiy demektir. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bu kısımda Allah'tan gelen vahyi olduğu gibi tebliğ eder; kendi tarafından bir ilâve yapmaz. Yani burada vazifesi, gelen vahyi insanlara eksiksiz bildirmektir. Kur'ân-ı Kerîm bu vahyin en açık misâlidir. Bazı hadîs-i kudsîler de bu kısma dahil edilmiştir.İkinci kısım ise vahy-i zımnîdir. Buna vahy-i gayr-ı metlüv de denilir. Bu kısımda vahyin özü ve esası Allah'tan gelir; fakat açıklanışı, misallerle anlatılması ve tafsil edilmesi Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a aittir. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm kendisine gelen bu özlü hakikati bazen yine vahiy ve ilhâm ile, bazen de firâset ve hikmetle beyan etmiştir. Bu sebeple hadîslerde yer alan her ayrıntıyı, Kur'ân âyetleri gibi lafzıyla doğrudan vahiy kabul etmek doğru değildir. Burada önemli olan nokta şudur: Bazı hakikatler Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'a özet hâlde bildirilmiş, o da bunları insanların anlayışına uygun bir üslûpla açıklamıştır. Bu açıklamalarda hem peygamberlik vazifesinin nûru hem de beşeriyet hâlinin gerektirdiği ifade tarzı birlikte görülebilir. Onun için hadîsleri değerlendirirken bu incelik göz önünde bulundurulmalıdır.Sünnet; kelime olarak yol, gidişat, yaşayış tarzı ve takip edilen usûl demektir.2 Kur'ân-ı Kerîm'de “sünnetullah” ifadesi, Allah'ın kâinatta ve insan hayatında cari olan değişmez kanunlarını anlatır. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sünneti ise onun sözleri, fiilleri, tavırları ve onaylarıdır. İslâm âlimleri sünneti kendi ilim dallarına göre farklı şekillerde tarif etmişlerdir; fakat hepsinin ortak noktası şudur: Sünnet, Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm'ın dinin yaşanışını fiilen göstermesidir. Bu itibarla sünnet, Cenâb-ı Hakk'ın vahiy ile bildirdiği hakikatlerin, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hayatında yaşanmış ve uygulanmış şeklidir.Kısaca sünnet; Kur'ân ve hadîs-i kudsî gibi doğrudan vahiy olmamakla beraber, vahyin gölgesinde Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Allah tarafından makbul ve râzı olunmuş söz, fiil ve hâllerinin hayata akseden şeklidir.Ayrıca BakınızSÜNNETİN GÜNLÜK HAYATTAKİ FAYDALARIFARZ VE SÜNNETİN EHEMMİYET SIRASIRİSALE-İ NUR'DA SÜNNET-İ SENİYYE BAHİSLERİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 230.MURTEZA BEDİR, "SÜNNET", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010, c. 38, s. 150.https://islamansiklopedisi.org.tr/sunnet--peygamber#1 (18.05.2026).
14
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
556
Allah ekolojik dengeyi daha barışçıl bir şekilde koruyamaz mıydı? Bazı hayvanlar rızık için birbirlerini öldürüyor. Allah onların rızıklarını başka şekilde temin edemez miydi? Bu konuyu izah eder misiniz?
6.726
Üstad Bediüzzaman, risalelerde vahşi hayvanların masum hayvanları yemesinin caiz olmadığını beyan ediyor. Lakin belgesellere ve hayvanın yapısına dikkat edildiğinde, mesela aslanın fıtratı gereği yakalamak ve öldürmek için olduğu anlaşılıyor. Hâl böyleyken koşmak ve yakalamak için yaratılmış bir hayvanın bunu yapmasının caiz olmadığını söylemek zahiren tezat gözüküyor. İşin hakikatini açar mısınız?
3.946
"Ehl-i keşfin küre-i arzda ifrîtlere mahsûs tabakasını bin senelik bir mesâfe görmeleri, âlem-i şehâdete âit küre-i arzın çekirdeğinde değil, belki âlem-i misâlîdeki dallarının ve tabakalarının tezâhürüdür." cümlesini açıklar mısınız?
14
Ruhülkudüs ile şimdiki Filistin şehri olan Kudüs'ün farkı nedir? Ruhülkudüs, Cebrail meleği olarak adlandırılıyor; Kudüs ise şu an şehir olarak kullanılıyor. Buradaki ayrım, başta yazan Ruhül müdür, yoksa Arapça yazım farkı mıdır?
13
Siyer kitabında, Abdulmuttalib'in 10 oğlu olursa birini kurban etme sözü verdiği, oğulları tamamlanınca kura sonucu Abdullah'ın seçildiği ve onu kurban etmek istediği anlatılır. Sonra Abdullah'ın dayısının tavsiyesiyle bir kahine danışılır; 100 deve kesilerek Abdullah'ın kurban edilmesi engellenir. Bu hadisenin hikmeti nedir, Efendimiz bu konuda bahsetmiş midir?
27
Mahşerde mizanda ameller tartılacak ve hesaplanacak; peki, kişinin imanının derecesi nasıl tartılacak veya nasıl etki yapacak?
14
Gimdes hakkında ne düşünüyorsunuz? Gimdes'in sertifika vermediği ürünlerin hepsine şüpheli bakmak ne kadar doğru? Gimdes'in sertifika verdiği birçok üründe potasyum sorbat gibi koruyucu katkı maddeleri bulunmakta. Diğer ürünlerden ne farkı kalıyor bu şekilde?
20
Kabirdeki evliya ölmez, tasarrufu devam eder; bunu inkâr eden Ehl-i sünnetten çıkar, diyorlar. Doğru mu? Evliyaların tasarruflarının devam etmesi ne demektir? Nasıl olur, mahiyeti nedir?
17
Tam adı Muaviye bin Ebu Süfyan olup 603 yılında Mekke'de doğmuştur. Kureyş kabilesinin ileri gelenlerindendir. Peygamber Efendimiz'in (sav) vahiy kâtipliğini yapmış ve vefatından sonra ordu komutanlığı yapmıştır. Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde valilik yapmıştır. Ayrıca İslâm donanmasında ilk deniz birliklerini teşkil etmiştir. Hz. Osman'ın şehit edilmesi hadisesine yaklaşımından ötürü Hz. Ali'ye biat etmemiştir. Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali ve taraftarlarıyla savaşmıştır. Hz. Ali'nin Hariciler tarafından şehit edildiği yıl, kendisi de benzer bir Harici suikastinden yaralı kurtulmuştur. Hz. Hasan'ın da hilafetten vazgeçmesiyle beraber İslâm âleminde birliği sağlamış ve halife olup Emevi Devleti'ni kurmuştur. Hilafeti boyunca Haricilere karşı çok ciddi mücadeleler vermiş, birçok şehrin fethedilmesine de öncülük etmiştir. İstanbul'u kuşatmış fakat alamamıştır. Kişiliği hakkında tarihî kaynaklar; "özel bir diplomat, cömert, çevresini iyi tanıyan ve basiretli, sakinliği ve dikkatli davranmayı ilke edinmiş, mecbur kalmadıkça kuvvete başvurmayan bir idareci" şeklinde bahsetmektedir.1 Hz. Hüseyin, Hz. Muaviye'nin oğlu Yezid'i sonraki halife ilan etmesine karşı çıkar. Hz. Muaviye bu hadiseyi politik yollarla çözüme kavuşturur. Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi, Hz. Muaviye'nin vefatından 6 ay sonra gerçekleştiği için bu hadisede bir rolünün olması mümkün değildir.Ayrıca BakınızPEYGAMBER EFENDİMİZİN HİLAFETİ HZ. ALİ'YE VERMEK İSTEMESİHİLAFET MESELESİNİN KELAM KİTAPLARINA GİRMESİİSLAM TARİHİNDE CEMEL VAKASI, SIFFİN SAVAŞI VE KERBELA HADİSESİSIFFİN SAVAŞI İLE ALAKALI HADİS-İ ŞERİFLERKERBELA OLAYIHZ. HÜSEYİN EFENDİMİZİ ŞEHİT EDEN YEZİD'İN ÖLÜMÜ NASIL OLMUŞTUR?KaynakçalarİRFAN AYCAN, "MUÂVİYE b. EBÛ SÜFYÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muaviye-b-ebu-sufyan (06.06.2026).
10
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, hayatı boyunca devleti ve milleti için nice hizmetlerde bulunmuştur. Milletinin imanı için manen hizmet etmekle birlikte, Birinci Cihan Harbi, İngiliz muhasarası başta olmak üzere vatanı ve devleti için de her türlü mücadele içerisinde aktif bulunmuştur. Dönemin padişahları ve devlet erkânı da bu vatanperver âlim zata karşı muhabbet içerisinde oldukları gibi, Üstad Hazretleri de onların şahıslarına ve devlet vazifelerine uygun bir irtibatla müsbet bir ilişki içerisinde olmuştur. Nitekim Sultan Reşad'ın 6 Haziran 1911'de yaptığı Rumeli ziyareti için Bediüzzaman Hazretlerini bizzat davet etmesi1, yine en yüksek İslâm akademisi ve danışma kurulu olan Dârülhikmeti'l-İslâmiye'ye bizzat Enver Paşa'nın teklifi üzere2 aza olarak katılması gibi birçok husus, Üstad Hazretlerinin devlet nezdindeki itibar ve ehemmiyetini göstermektedir.Sultan Vahdeddin ile Üstad Bediüzzaman Hazretleri arasında müsbet bir iletişim olduğu söylenebilir. Zira Sultan Vahdeddin, kendi döneminde Üstad Bediüzzaman Hazretlerine, o zamanın savunma bakanlığı olan Harbiye Nezareti'nin de teklifi ile 25 Ağustos 1918 tarihinde devrin en yüksek ilmî rütbesi olan “Mahreç” pâyesini vermiştir. Konu hakkındaki resmî dilekçe ise şu şekildedir:Atûfetlü (çok merhametli) Efendim Hazretleri! Bitlis'te Ruslarla vukua gelen savaşlara iştirak edip esir düşmüş ve bu kere dönmüş olan Bediüzzaman Said-i Kürdî Efendi'nin aşiretlerin savaşa teşviki hususundaki gayretli çalışmaları ve görülen kıymetli vatanperver hizmetlerine binaen ilmî bir rütbe ile taltifi Savunma Bakanlığı'ndan bildirilmiş ve daha sonra Dârü'l-Hikmeti'l-İslamiye âzâlığına tayin olunan bu zatın mahreç payesi ile taltifi münasip olduğu düşünülerek düzenlenen padişah iradesini gösteren tasarı ekte (size) sunulmuş ise de Hazret-i Hilafet-penahi (Halife olan Sultanımız) münasib görürse bu hükmün yerine getirileceği kararlaştırılmıştır efendim.” 3Ayrıca Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, devletin teklifiyle devrin en yüksek İslâm akademisi ve danışma kurulu olan Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye'ye âzâ olarak tayin edildiği sırada padişahın Sultan Vahideddin olması da, aralarındaki münasebetin müsbet olduğuna işaret etmektedir.KaynakçalarHeyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 112.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 147.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 155.
12
Seçme Lahikalar'da bulunan 32. Lahika'da 2 nimetten bahsediyor. O iki nimet nedir? Açıklar mısınız?
9
27. Mektup ve zeyilleri olan kısımda Hulusi Ağabey'in bir fıkrası var. Orada birkaç maruzatında, sorularında 3. sorunun cevabını tam anlayamadım. Esmâ-yı hüsnâdan Rahman ve Rahîm isimleri en azîm mertebede olduklarından mı, yoksa başka sebep ve hikmetle mi Bismillahirrahmanirrahim kelimesi içine dâhil olmuşlardır?
4.739
Allah'ın ortağa ihtiyacı var mıdır?
3.915
Mecellede geçen, "1-Şiddetli zarar, hafif zararla giderilir. 2- İki Fesad Tearuz Ettiği Zaman En Hafifî İşlenerek Büyük Olanın Çaresine Bakılır." düsturlarına binaen, ciddi borç yükü altına giren bir kimse, tefeciden faiz alarak daha büyük zararlara düşmektense, bankadan kredi çekerek daha az zararla telafi etmesi caiz olur mu?
1.078
Üstad namaz kılmayan merduttur diyor. Yani kafir. Öyleyse ben namazı geciktirip sonra da istemeyerek vakti geçirdiğimde dinden çıkmış olur muyum? Çıkmış isem gusül abdesti mi almalıyım?
5.535
"Kur'ân'ın her bir kelâmı, üç kaziyeyi müştemildir. Birincisi, “Bu Allah'ın kelâmıdır.” İkincisi, “Allah'ca murad olan ma'nâ haktır.” Üçüncüsü, “Ma'nâ-yı murâd budur.” Risale-i Nur'da geçen bu metni devamıyla birlikte izah eder misiniz?
5.291
Kalp temizliği nedir? Bir insanın kalbinin temiz olması için ne yapması lazım? Benim kalbim temiz diyenlere bunu nasıl izah edebiliriz?
5.657
33. Mektub'un başında, "Münkirler pek ileri gittiler. Ne vakte kadar 'Ve hüve alâ külli şey'in kadîr' deyip elimizi kaldıracağız?' diyorlar." Buradaki "Ne vakte kadar 'Ve hüve alâ külli şey'in kadîr' deyip elimizi kaldıracağız?" sözünü söyleyenler kimlerdir?