Sorular

4876 sonuç bulundu
Arama ikonu

7.937

Tesettürlü Kadınların Saçlarını Topuz Yapmalarının Hükmü

İslâm'da tesettür yalnızca bedenin örtülmesinden ibaret değildir. Asıl hedef; sadelik, vakar ve dikkat çekmekten uzak bir duruş sergilemektir. Bu sebeple Resûlullah (asm), ümmetini özellikle âhir zamanda yaygınlaşacak bazı giyim ve süslenme anlayışlarına karşı açık ifadelerle uyarmıştır. Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:Ümmetimin son zamanlarında birtakım insanlar hayvanlar üzerindeki eğerlere biner, mescidlerin kapıları önünde konaklarlar. Kadınları ise süslü elbiseler giymiş oldukları hâlde çıplak, vücutlarının bazı kısımları açık ve başlarını deve hörgücü gibi çeşitli süslerle kabartmış hâldedir. İşte bu kadınlar Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış ve lânetlenmiştir.1Bir başka rivayette ise Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurur:Cehennem ehlinden iki sınıf vardır ki henüz onları görmedim… Bir de giyinmiş oldukları hâlde çıplak olan kadınlar vardır. Bunlar Allah'a itaattan çıkmış, başkalarını da baştan çıkaran kimselerdir. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete giremezler, hattâ onun kokusunu bile alamazlar.2Hadislerde geçen “başlarını deve hörgücü gibi yapmaları” ifadesi, saçın başın üst kısmında veya baş hizasından yukarıda kabartılar oluşturacak şekilde toplanmasını ve bunun süslenme amacı taşımasını ifade eder. Bu tür bir görünüm, örtü altında bile olsa dikkat çekici olmakta ve tesettürün ruhuna aykırı bir hâl almaktadır. Günümüzde farklı saç modelleri ve baş süsleriyle tepede oluşturulan kabarık topuzlar, hadislerde bildirilen bu uyarılarla benzerlik göstermektedir. Hadiste kınanan husus, saçın toplanmasının kendisi değil; deve hörgücünü andıracak biçimde, gösteriş ve süslenmeye dönüşen bir şekil almasıdır.Sonuç olarak, mü'min kadınlar tesettürü yalnızca şekil olarak değil, mânâ ve maksat yönüyle de korumalıdır. Saç ve baş düzeni, örtünmenin amacını zedeleyecek, dikkat çekecek ve süslenmeye dönüşecek bir biçim almamalıdır. Resûlullah'ın (asm) bu konudaki uyarıları, mü'minler için ağır bir tehditten ziyade; iffet, sadelik ve Allah'a kulluk bilincini muhafaza etmeye yönelik önemli bir rehberdir.KaynakçalarBuhârî, Libâs, 87.Müslim, Cennet, 52

630

Kur'an Okurken İlahi/Fon Müzik Dinlemek Caiz midir?

Kur'ân, Allah'ın sözü olduğu için ona tam bir dikkat ve huşû içinde yönelmek gerekir. Kur'ân okurken veya dinlerken arka planda başka bir şeyin olması, dikkati dağıtır. Âyette şöyle buyrulmuştur:Hem Kur'ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!1Kur'ân okurken başka seslerden kaçınmak en güzel olandır. En tedbirli ve saygılı tutum, Kur'ân okurken veya dinlerken sadece Kur'ân'a odaklanmaktır. Kur'ân okumak ibadettir. Kur'ân okumak ibadet olduğu gibi onu dinlemek de farz-ı kifâye olarak nitelenen bir ibadettir.2 Kur'ân okunurken müzik veya ilâhi dinlemek, bazen dikkati dağıtabilecek ve gereken saygıyı azaltabilecek bir durumu barındırabilmektedir. Bu nedenle Kur'ân okurken veya dinlerken arka planda müzik veya ilâhi dinlemekten kaçınılması, okumaya tam bir odaklanma için önemlidir. Bu sebeplerden dolayı Kur'ân okurken fon müziği veya ilahi dinlenilmesi uygun görülmemiştir.Ayrıca BakınızÂyet, Hadis ve Âlimlerin Sözlerinde Kur'an Okumanın FaziletleriMüzik Dinlemenin HükmüKaynakçalarA'râf, 7 / 204.İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, 1/545.

5.471

Hz. Peygamber (sav) Peygamber Olmadan Önce Hangi Zikir ve Virdleri Yapardı?

Peygamber Efendimiz (sav) hangi virdleri ve zikrileri yapardı tam olarak bilemiyoruz. Ancak, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allah-u ekber, Lâ ilâhe illallâh gibi namazın özü olan takdis, tahmid, tekbir, tahlil ile meşgul olduğu anlaşılmaktadır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu noktada şöyle söylemiştir:"Namazdan sonraki tesbihatlar, tarîkat-ı Muhammediye'dir (sav) ve velayet-i Ahmediye'nin (sav) bir evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür. Sonra, bu kelimenin hakikatı böyle inkişaf etti: Nasılki risalete inkılab eden velayet-i Ahmediye bütün velayetlerin fevkindedir; öyle de, o velayetin tarîkatı ve o velayet-i kübranın evrad-ı mahsusası olan namazın akabindeki tesbihat, o derece sair tarîkatların ve evradların fevkindedir." 1Ayrıca BakınızNUR TALEBESİNİN ZİKİRLERİRİSALE-İ NUR'DA ZİKİR VE EVRADLA ALAKALI KISIMLARNAMAZ TESBİHATINAMAZ TESBİHATININ ÖNEMİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, s.131

3.084

Kadının Yüzündeki Tüyleri ve Kaşlarını Almasının Hükmü

Kadına nisbetle yüz, güzelliğin aynası ve odak noktasıdır. Yaratılışın güzelliği de onda tezahür eder. Allah her şeyi olduğu gibi yüzü de cemalinin bir tecellisi olarak âhenkli, dengeli ve mükemmel yaratmıştır. Gerek bu anlayışın esas alınması, gerekse Hz. Peygamber'den (sav) rivayet edilen bazı hadisler sebebiyle, yüzdeki kılları yolmanın, kaşları inceltme (aldırma) ve kirpikleri uzatmanın şer'î hükmü İslâm âlimlerini bir hayli meşgul etmiştir. Hz. Peygamber (sav) bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:Allah yüz tüylerini yolan ve yolduran kadına lânet etsin...1Çoğunluğa göre kadının, kocası için ve onun izniyle yüzünde biten kılları alması, makyaj yapması, hatta kaşını düzeltmesi/inceltmesi câiz olup hadisteki yasak, kadının dışarı çıkmak için yüz kıllarını yolması ve kaş aldırması ile ilgilidir.Mâlikîler de dahil bir grup âlim ise, bunu yaratılışı değiştirme olarak değerlendirdiğinden her ne surette olursa olsun câiz görmemekte veya mekruh görmektedir. Hadiste yasaklanan kıl koparmayı, yüzde sonradan biten ve yüzü çirkinleştiren yüz kıllarını koparma değil de, kaşları inceltmek veya yukarı kaldırmak için kaş kıllarını yolma olarak anlamak daha doğru görünmektedir.2Bunun için hayatî ve zarurî bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut durumu değiştirmeye gitmemek lâzımdır. Çünkü böyle rast gele yapılan bir tasarruf insanı ağır bir mesuliyet altına sokabilir. Bu konu ile ilgili bir hadis de şöyledir:Abdullah b. Mesud şöyle demiş: “Allah dövme yapan ve yaptıran kadınlara yüz yolan ve yolduranlara, güzellik için diş törpülettirenlere, Allah'ın yarattığı şekli değiştirenlere lânet etmiştir.”Bu söz Benî Esed kabilesinden Ümmü Ya'kub denilen bir kadının kulağına varmış. Ümmü Ya'kub Kur'ân okuyor­du. Hemen Abdullah'a gelerek:— Ne o senden kulağıma gelen söz! Sen dövme yapanlara ve yaptı­ranlara, yüzden kıl yolduranlara, güzellik için diş törpüîetenlere Allah'ın yarattığı şeklî değiştirenlere lanet okumuşsun! dedi. Abdullah da :— Resûlüllahın (sav) Iânet ettiklerine ben ne­den lânet etmiyecekmişim? Hem bu Allah'ın kitabında vardır, cevabını verdi. Kadın :— Yemin olsun ben Mushafın iki kabuğu arasındakileri okudum. Ama bunu bulamadım, dedi. Abdullah:— Gerçekten onu okudunsa mutlaka bulmuşsundur. Allah (Azze ve Celle);“Peygamber size ne verdiyse, artık onu alın; size neyi de yasakladıysa, ondan hemen kaçının!”[1] buyurmuştur, dedi. Bunun üzerine kadın:— Gerçekten ben şimdi senin hanımının üzerinde bundan bir şey görüyorum, dedi. Abdullah:— Git de bak! dedi. Arkacığından kadın Abdullah'ın hanımının yanı­na girdi. Fakat bir şey göremedi. Ve Abdullah'ın yanına gelerek:— Bir şey görmedim, dedi. Abdullah:— Bana bak, bu olsaydı biz onunla bir arada olamazdık. Mukabele­sinde bulundu.”3Sonuç olarak fıkıh âlimleri bu hadisten hareket ederek, yüzünde sakal ve bıyık biten kadının onları gidermesinin caiz olacağını; ancak kaşları inceltmenin, tabi şeklinden çıkarmanın, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanın caiz olmadığını belirtirler. Çünkü diş, kaş ve kirpik birer aza mesabesindedir. Aslında olmayıp sonradan biten yüzdeki kıllar ise bu sınıfa girmediğinden, kadının bunları gidermesin de bir mahzur görülmemektedir. Aynı şekilde kadının bacağındaki kılları gidermesinde de bir mahzur yoktur. Çünkü bu kaş gibi bir uzuv mesabesinde değildir.Ancak, insanlar tarafından aşırı derecede yadırganan ve insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olacak ölçüde bir anormallik veya fazlalık bulunursa, o zaman kadının kaşlarını uygun hale getirmesinde dinen bir sakınca yoktur.KaynakçalarBuhârî, “Libâs”, 84; Müslim, “Libâs”, 120Heyet, İslam İlmihali-2 (İslam ve Toplum), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları s.81Buhari, 'Libas', 84; Müslim, 'Libas', 120.