RİSALE-İ NUR

19.03.2018

4646

Hz. Yunus Aleyhisselâmın Kıssasındaki Balığın İki Farklı Manası

Birinci Lem'a'da balık neden nefsimize benzetiliyor? Balık, Hz. Yunus (a.s.) için kurtuluş manası taşımıyor mu?

20.03.2018 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Hz. Yunus Aleyhisselâmın denizdeki hali için iki durum vardır. Birincisi, içine düştüğü dehşetli haldir ki bu durumda acizliğini ve sebeplerin aslında hiçbir tesiri olmadığını net bir şekilde görmüş ve anlamıştır. İkinci durum ise sebeplerin suskunluğu ve kendi acizliğine karşı; her şeye gücü yeten Rabbine yaptığı yakarışla birlikte, önceden aleyhinde olan şeylerin lehine geçip O'na hizmet etmesi ve o dehşetli halden O'nu kurtarmasıdır. Birinci durum bahsi geçen risalede şöyle anlatılmaktadır:

O vaz‘iyette esbâb, bilkülliye sukūt etmiş. Çünkü o halde ona necât verecek öyle bir zât lâzım ki; hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü, onun aleyhinde gece, deniz, hût ittifâk etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir zât, onu sâhil-i selâmete çıkarabilir.1

Hz. Yunus’un (a.s.) içinde bulunduğu hâl, sebeplerin hiçbir tesir gösteremediği tam bir acizlik ve çaresizlik haliydi. Kurtuluşu için geceye, denize ve balığa hükmeden bir Kudret gerekmekteydi. Çünkü üçü de Hz. Yunus'un (a.s.) aleyhinde ittifak edip birleşmişlerdi. Gece, karanlığıyla her tarafı kaplamıştı. Fırtınalı deniz O'nu çepeçevre kuşatmıştı. Ve büyükçe bir balık O'nu yutmuştu. Kurtuluşa erdiği kısım ise şöyle anlatılmaktadır:

O nûr-u tevhîd ile, hûtun karnını bir tahtelbahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağvârî emvâc dehşeti içindeki denizi, o nûr-u tevhîd ile, emniyetli bir sahrâ ve bir meydân-ı cevelân ve tenezzühgâh eyleyerek, yine o nûr-u tevhîd ile semâ yüzünü bulutlardan süpürüp, kameri bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdîd ve tazyîk eden o mahlûkāt-ı müdhişe, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sâhil-i selâmete çıktı.2

Bütün sebeplerin üzerinde hakiki tesir sahibi olan Allâh'ı bulmak manasını taşıyan o tevhid nuru, en korkulu hâlleri bile selamete ve rahmete çevirmiştir. Balık, denizaltı gibi koruyucu bir vasıtaya dönmüştür. Sarsıcı dağ gibi dalgaları olan deniz ise güvenli bir ova ve gezinti alanı olmuştur. Aynı tevhid nuru gökyüzünü bulutlardan temizlemiş ve ayı başının üstünde bir lamba gibi aydınlatıcı yapmıştır. Hz. Yunus'u (a.s.) her yandan sıkıştıran varlıklar da düşman gibi görünmekten çıkıp dostluk yüzlerini göstermişlerdir. Böylece Hz. Yunus (a.s.) selâmetli sahile ulaşmıştır.

Görüldüğü gibi balığın Hz. Yunus (a.s) için kurtuluş vesilesi olması durumu, Allâh'a münacat edip yalvardıktan sonra gerçekleşmiştir. Bahsi geçen risalede; ilk durumda Hz. Yunus'un (a.s.) kısa dünya hayatını tehdit eden balık, bizim ebedi hayatımızı tehdit eden daha tehlikeli nefsimize benzetilmiştir. Aslında Bediüzzaman Hazretleri, bizim içerisinde bulunduğumuz dehşetli manevi hallerin, Hz. Yunus'un (a.s.) halinden daha sıkıntılı olduğuna dikkat çekmektedir. Risaledeki ana fikir doğrultusunda; 'Hz. Yunus (a.s.) münacat ile o halden nasıl kurtulduysa biz de içerisinde bulunduğumuz dehşetli manevi hallerden öyle münacat ve dua ile, Rabbimizden yardım istemek suretiyle kurtulabiliriz.' hakikati anlatılmaktadır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 1.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 2.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız