Nefis, ruhun özelliklerinden biridir ve aynı değillerdir. Ayet-i Kerime'de şöyle buyurulmaktadır:
Bütün nefisler ölümü tadacaktır.1
Fakat ne başka ayetlerde ne de hadis-i şeriflerde ruhun ölümüne dair bir bilgi mevcut değildir. Zaten dinimizce de insanın bedeni ölür, ruh ölmez ve ruhlar alemine giderek, kıyameti bekler. Yani ölüm ruhun bedenden çıkması demektir. Beden ölürken ruh da bunu hissederek tatmış olur.
Ruha mecazi manada, "O da bir mana da nefistir" denilecek olursa, o da ölümün acısını veya nasıl bir şey olduğunu yine hissederek tatmış olur. Ruhun ölümsüzlüğü, Risâle-i Nur'da şöyle izah edilmektedir:
Ruhun fenası, ya tahrib ve inhilal iledir. O tahrib ve inhilal ise, vahdet yol vermez ki girsin, besatet bırakmaz ki bozsun. Veyahut i'dam iledir. İ'dam ise Cevvad-ı Mutlak'ın hadsiz merhameti müsaade etmez ve nihayetsiz cûdu bırakmaz ki, verdiği nimet-i vücudu o nimet-i vücuda pek müştak ve lâyık olan ruh-u insanîden geri alsın.2
Ruhun ölümü veya yok olması ya bozulma yada dağılma şeklinde olabilir. Fakat ruhun cüzlerden yani parçalardan oluşan bir bütün olmaması, tek bir maddeden olması buna izin vermez. Ruhun ölüp gitmesi için diğer bir seçenek de yokluğa atılmasıdır ki buna da Rabbimizin merhameti ve cömertliği müsaade etmez. Çünkü vücûd nimeti, yokluktan varlığa kavuşturmak, var edilmek en büyük nimetlerden biridir. Verdiğini geri olmak O Cevvad-ı Mutlak'a, yani cömertliği sonsuz olan zâta yakışmaz.
Ankebut, 57
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.195

