İnsanın en büyük tehlikesi çoğu zaman dışarıda değil, kendi içindedir. İnsanı günaha, gaflete, gurura, tembelliğe, bahanelere ve hakikatten kaçmaya sevk eden şey nefistir. Bu yüzden insan, dışarıdaki düşmanla mücadeleden önce kendi nefsinin hilelerini tanıyıp nefsiyle mücadele etmeye muhtaçtır. Rabbimiz bu konuyla ilgili biz Müslümanları şu şekilde uyarır:
(Yûsuf dedi ki:) “Hâlbuki (ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir; ancak Rabbimin merhamet ettiği (koruduğu kimse) müstesnâ. Şübhesiz ki Rabbim, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.” 1
Sevgili Peygamberimiz (sav) de hadislerinde şöyle buyurur:
Mücahit, Yüce Allah’a itaat yolunda nefsinin isteklerine karşı mücadele eden kimsedir. 2
Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Zavallı (ahmak) kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan (ve buna rağmen hâlâ) Allah’tan (iyilik) temenni edendir. 3
Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
“Düşman istersen nefis yeter.” Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer. Kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.4
Ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi nefis, bütün kötülüklerin kaynağıdır. İnsanı daima hayırlardan alıkoymak ister. Kötülüklere teşvik eder. Bunları insanlara sürekli telkin eder. İnsanın ebedi saadetini mahvetmek ister. İnsanı bir binek olarak kullanıp her türlü günaha sürüklemek ister. Bir düşman olarak insana maddi ve manevi birçok zarar verir. Bundan dolayı insanın nefsini, duygularını terbiye etmesi gerekir. Kemalata ermek, nefsin kötü arzu ve isteklerini dizginlemekle mümkündür.
Nefsin insana en büyük zararı, çoğu zaman kötülüğü açıkça kötülük olarak göstermemesidir. Aksine onu süsleyip haklı ve gerekli gibi takdim etmesidir. Günahı küçük gösterir, tevbeyi geciktirir, kusuru başkasında aratır, kendi ayıbını ise örter. Böylece insan, nefsinin telkinlerini kendi fikri zannedebilir. Bu da mücadelenin ne kadar dikkat istediğini gösterir.
Nefsin en mühim desiselerinden biri de kişiye kendini beğendirmesidir. İnsan kendi nefsini beğenmeye başlayınca kusurunu göremez, nasihatten istifade edemez, istiğfara ihtiyaç hissetmez. Halbuki insanın manevi olarak ilerlemesinin yolu, kendi güçsüzlüğünü, nihayetsiz derecede muhtaç olduğunu ve kusurlarını bilmesidir. Kendini beğenmek ise bu yolu kapatır; insanı gurura sevk eder, yaptığı ibadet ve iyilikleri gözünde büyütmesine sebep olur, insanlarla olan ilişkilerini de bozar.
Sonuç olarak, nefis insanın en yakın, en gizli ve en tehlikeli düşmanıdır. İnsanı günaha, gaflete ve gurura sürükleyerek hem dünya hayatını hem de ahiretini zarara uğratmak ister. Bu sebeple insan, nefsinin hilelerini tanımalı; onu serbest bırakmak yerine daima denetim altında tutmalıdır. Nefsin terbiyesi; tevbe, istiğfar, ibadet, ihlas, tevazu ve muhasebe ile mümkündür.
Yusuf, 12/53.
Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 2.
İbn Mâce, Zühd, 31.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 126.

