İlgili bölümü cümle cümle şu şekilde açıklayalım:
[Acz ve cez‘ bîçârelerin kârıdır]
İnsanın kendisini inciten, üzen, zarar veren şeyleri defedecek ve ihtiyaçlarını giderecek kudretten mahrum olması, sabırsızlık göstermesi, şikayet etmesi ve sızlanması, zavallılığını gösterir. Bu, onun acizliğinin ve çaresizliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
Ger istersen hayatı, çâreleri bulunan şeyde acze yapışma.
Eğer mutlu, huzurlu ve güzel bir hayatı istersen, çareleri bulunan şeyde acze yapışma. Çünkü çaresi bulunmaktadır. İnsana düşen, kendi vazifesini yapmasıdır. İnsan, kendisini gayesine ulaştıracak sebepleri yerine getirmelidir. Yani çalışmalıdır. Terlemelidir. Neticeyi yaratmak ise Allah’a aittir. Fakat insanı neticeye götürecek sebeplere uymak, insanın işidir. İnsan işini terk etmemelidir. İşini bırakmamalıdır. Madem yüce Allah, sebepleri yerine getirme işini insana vermiştir. Öyle ise insan, çalışmasını ihmal etmemelidir.
Bununla birlikte Allah, hiçbir şeyi boş yere, hikmetsiz olarak yaratmamıştır. Dolayısıyla bir şeyin çaresinin olması dahi işaret etmektedir ki insan çalıştığı takdirde yüce Allah o işte insanı muvaffak kılacaktır. Çünkü o işin olması için sebep ve çarelerini yaratarak insanı muvaffak kılmayı murat ettiğini göstermiştir. İnsana düşen, o işin sebeplerini yerine getirmektir. Bu sayede amacına ulaşmaktır.
Ger istersen rahatı, çâresi bulunmayan şeyde cez‘a sarılma.1
Eğer gönül rahatlığını istersen, çaresi bulunmayan şeyde sabırsızlık gösterip sızlanma. Çünkü şikayet etmek ve sızlanmak, insanın derdine derman olmak şöyle dursun, bilakis acısını artırmaktadır. Acılarını yenilemektedir. Zihinde sürekli olarak ıstıraplarını canlı tutmaktadır. Çaresi olmayan şeylerde şikayet eden insan, sabrını tüketir. Hayat mücadelesinde zayıf düşer. Zira sabır gücünü, içinde canlı tuttuğu sıkıntıyı gidermek için kullanır. Bu da insanı zayıf kılar.
Hayat yolunda çaresizlikler karşısında şikayeti huy edinenler, sahip olduklarının farkına varamazlar. Çünkü sızlanma, insanda aciz ve zayıf olduğu düşüncesini meydana getirir. Böyle kişiler ise yeni şeyler düşünemezler. Üretken olamazlar. Kendilerinde derman bulamazlar. Bundan dolayı insan, çaresi olmayan olaylar karşısında kendisini fazla yıpratmamalıdır. Farklı alternatifler düşünmelidir. Yeni arayışlar içine girmelidir.
Hem çaresizlik insana göredir. İnsanlar açısından bakıldığında çaresizlikler vardır. Halbuki yüce Allah tarafından olaylar değerlendirildiğinde çaresizlik yoktur. İnsanı çaresiz bırakan bir şey, yüce Allah’ı asla aciz bırakamaz. Evet, insanın hangi derdi vardır ki dermanı Allah’ta olmasın? İnsanı aciz bırakan hangi engel vardır ki yüce Allah’ı çaresiz bıraksın? İnsanın hangi ihtiyacı vardır ki yüce Allah’ın rahmet hazinesinde bulunmasın? Öyleyse insan, kendisini çaresiz bırakan şeyler karşısında şikayet etmek ve sızlanmak yerine yüce Allah’a yalvarmalıdır. Sabırsızlık göstermemelidir. Acizliği ifade eden şikayeti terk etmelidir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 334

