[Bazen küçük bir şey büyük bir iş yapar]
Öyle şerâit oluyor, tahtında az bir hareke, sâhibini çıkarıyor tâ a‘lâ-yı illiyyîn.
Öyle zaman ve zemin, öyle şartlar oluyor ki, bu zaman ve zeminde, bu şartlar altında az bir hareket, küçük bir iş veya ufak bir amel, sahibini ta a‘la-yı illiyyine, yücelerin en yücesine çıkarıyor.
Evet, insanın dünyada küçük bir hareketle en yüce makamlara çıktığı çok defa görülmektedir. Güzel bir sözün hayatı nasıl değiştirdiğine bakınız. Hayattan beklentisi olmayan bir kişinin omuzuna dokunulmasıyla o kişinin en başarılı insana dönüştüğünü görmekteyiz. Güzel davranılan ve değer verildiğini gören kötü huylu bir insanın kötü huylarını terk ettiğini bilmekteyiz. Kendisine güven duyulan bir kişinin kendisini son derece geliştirdiğine şahit olmaktayız. Salih bir amelin başka bir insanın hidayetine sebep olabildiğinin farkındayız. Küçük bir sadakanın fakiri zilletten veya esaretten kurtarabildiğini görmekteyiz. Demek oluyor ki bir şeyi küçüklüğü ile değil, sebep olduğu neticeyle değerlendirmeliyiz. Öyleyse insan küçücük bir hareketiyle dünyada da güzel ve hayırlı bir insan olabilir. İnsanlığın a‘la-yı illiyyinine çıkabilir.
Küçük bir hareket insanı ahirette de a‘la-yı illiyyine çıkarır. Bir anda Kelime-i Şehadet getirmekle iman eden bir kişi, bu kudsi kelime sayesinde alemlerin Rabbine dayanır. O'ndan yardım ister. O'nun kulu olduğunu bilir. O'nun emir ve yasaklarını gözeterek hayatını sürdürür. Kendisine verilen her türlü istidat ve kabiliyeti, veriliş amacına uygun olarak yüce Allah'ın yolunda kullanır. Bu sayede gerçek bir insan mertebesine çıkar. İmanın gösterdiği istikamet sayesinde hayatına devam eder. Cennete layık bir vaziyet alır. Mutlu olarak ahirete göçer. Ebedi saadeti yaşar.
Buraya kadar anlatılanlar gösteriyor ki bir şeyin küçük olması, küçük iş yapacağı anlamına gelmiyor. Nice küçük şeyler vardır ki büyük işler görür. Evet, bir kalenin, sarayın veya evin kapısını açan da küçük bir anahtar değil midir? Öyleyse eşyanın küçüklüğüne değil, yapabildiği işe bakmalıdır. Hangi işe yaradığına dikkat etmelidir. Öyle anlar olur ki küçük görülen şeyin yaptığı işi büyük aletler yapamaz.
Öyle hâlât oluyor ki, küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn.1
İnsanda öyle durumlar da oluyor ki, bu esnada onun küçük bir hareketi, dünya ve ahirette ta esfel-i safiline, aşağıların aşağısına indiriyor. Evet, insan küçük bir hareketle dünyada da en aşağılık bir mertebeye düşebilir. İnsanlığın yüz karası olabilir. Sakın zannedilmesin ki küçük şeyler büyük işler yapamaz. Evet, öyle küçük şeyler vardır ki çok büyük şeyleri yutabilir. İçine alabilir. Onları mahvedebilir. Tırnak kadar küçük bir ayna gökyüzünü veya koca güneşi içine alır. İnsanın küçücük hafızası onun bütün hayatını ve hatıralarını içine alır. Küçük bir kibrit koca bir ormanı yer bitirir. Gözle görülmeyen bir mikrop koca bir insanın hayatına son verebilir. Bir kelimelik gıybet, insanın salih amelini tüketir. Küçük bir söz fitne ateşini yakabilir.
İnançsızlığı kabul eden bir yürek nasıl hayat yükünü taşıyabilir? Olumsuz bakan bir kişi nasıl olur da hayatından zevk alabilir? Yalnız düşüncelerine güvenen insan kendisini nasıl geliştirebilir? Alemlerin Rabbinden gafil olan insan, hayatın acılarına nasıl dayanabilir? Demek insan, benimsediği, kabul ettiği, etkisinde kaldığı durumların vasıtasıyla hayatını perişan edebilir. İnsana yakışmayan bir hayat sürebilir. Öyleyse insan ruhsal durumuna ve düşüncelerine son derece dikkat etmelidir.
İnsanın ruhsal küçük bir durumu veya bir kabulü onun ebedi hayatını da perişan edebilir. Onu ebedi azaba müstahak kılabilir. Herhangi bir sebepten dolayı inkar eden/küfre giren bir insan ebedi hayatını tehlikeye atabilir. İnkar düşüncesiyle aleme ve içindeki varlıklara bakan bir insan, varlığı tesadüfün veya tabiatın bir eseri görmeyecek midir? Kendi kendine olduğunu düşünmeyecek midir? Varlıkların Allah'ın eseri ve O'na ait olmaktan dolayı kazandıkları değerleri, itibarsız bir hale düşürmeyecek midir? İnkar düşüncesinden dolayı, her biri Allah'ın parlak birer delili olan varlıkların şehadetlerini reddetmiş olmayacak mıdır?
Bununla birlikte insan kimin eseri, kime ait olduğunu unutursa, dünyaya niçin geldiğini, buradaki vazifesini ve nereye gideceğini bilmezse hayatını boş işlerde ve lüzumsuz yerlerde harcar, bitirir ve tüketir. Varlık içindeki en itibarlı mevkiini itibarsız hale sokarak ebedi hayatını perişan eder. Demek küçük sanılan bir hal, insanı hem dünyada hem de ahirette helak edebilir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 334

