İlgili kısım şu şekildedir:
Kan ise içinde iki kısım küreyvat halk edilmiş. Bir kısmı küreyvat-ı hamra ta‘bir edilir ki bedenin hüceyrelerine erzak dağıtıyor. Ve bir kānun-u İlahi ile hüceyrelere erzak yetiştiriyor. Tüccar ve erzak me’murları gibi. Diğer kısmı küreyvat-ı beyzadırlar ki ötekilere nisbeten ekalliyettedirler. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır ki ne vakit müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür‘atli bir vaz‘iyet-i acibe alırlar. 1
İki çeşit kan hücresinden bahsedilir. Bunların bir kısmına alyuvar, yani kırmızı kan hücresi adı verilir ki bunlar ilahi bir kanunla (tüccarlar ve hizmetçiler gibi) bedenin hücrelerine erzak dağıtırlar. Diğerleri ise akyuvarlardır (lökositler) ve sayıları diğer türe göre nispeten daha azdır. Görevleri, tıpkı askerler gibi, hastalık türü düşmanlara karşı bedeni savunmaktır ve ne zaman savunmaya geçseler bir Mevlevi gibi iki dönüş hareketiyle süratli bir vaziyet alırlar.
Sağlıklı yetişkin bir insanın bir milimetreküp (1 mm³) kanındaki eritrosit, yani alyuvar sayısı 5 milyon 200 bindir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin de belirttiği gibi, lökosit yani akyuvar sayısı kırmızı kan hücrelerine oranla oldukça azdır ve yaklaşık 4-8 bin civarındadır. Elektron mikroskobunun icadı ve geliştirilmesinden sonra, akyuvarların savunma stratejileri ve iki dönme hareketi ile bakterileri avladığı keşfedilmiştir.
Daha açık bir ifadeyle, hücrelerin dönmesi iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi, makrofaj dediğimiz hücrelerin vücuda yabancı madde veya hücrelerle karşılaştığında, yalancı ayak denilen pseudopodlarının hareketleri ve hücrenin kendi hareketi, dışarıdan bakıldığında dönen bir Mevleviyi andırmaktadır. Bu hareket, yabancı maddelerin daha kolay yakalanıp bu hücre tarafından parçalanmasını hızlandırmaktadır.
İkinci olarak, monosit dediğimiz hücrelerin yine yabancı maddelerin vücuda girmesini kemotaktik denilen haberci maddelerin algılaması sonucu damar duvarına yaklaşarak ve yapışarak yaptığı rolling denen yuvarlanma olayı da Mevlevi gibi dönmeyi andırmakta, bu dönüş ise hücrenin damar dışına çıkışını kolaylaştırmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 268.

