RİSALE-İ NUR

30.07.2026

Aşk-ı Mecazi, Aşk-ı Hakikiye Nasıl Dönüşür?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Aşk-ı mecazi ve aşk-ı hakiki nedir? Aşk-ı mecazi, aşk-ı hakikiye nasıl çevrilir?

02.08.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslâmî literatürde aşk; ilâhî ve beşerî olmak üzere başlıca iki anlamda kullanılmıştır. İlâhî aşka genellikle “hakiki aşk”, beşerî aşka da “mecazî aşk” denilmiştir.1 Mecâzi aşk, fâni mahbublardan/sevgililerden yüz çevirip bâki olan Allah'a yönelmekle hakikî (ilâhî) aşka çevrilebilir: Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle dile getirir:

Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fânî mahbûblara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sâhibini dâimî bir azâb ve elemde bırakır. Veyâhûd o mecâzî mahbûb, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâkî bir mahbûbu arattırır. Aşk-ı mecâzî aşk-ı hakîkîye inkılâb eder.2

Dünyanın temelde üç yüzü var: Fena ve fâni olan yüzü, Ahirete bakan yüzü ve Allah'ın isimlerine bakan yüzü. Bu yüzlerden dünyanın çirkin yüzü olan fâni yüzüne değil de diğer iki yüzü olan Allah'ın güzel isimleri ve ahiret hesabına bakıp öyle hareket etmek suretiyle aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikiye çevrilebilir. Hz. Üstad bu hususta şöyle der:

Dünyanın fânî yüzüne karşı olan aşk-ı mecâzî, eğer o âşık o yüzün üstündeki zevâl ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâkî bir mahbûb arasa, dünyanın pek güzel ve âyîne-i esmâ-yı İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-i meşrû‘ mecâzî aşk, o vakit aşk-ı hakîkîye inkılâba yüz tutar.3

Şefkat, aşktan daha hızlı ve güvenli bir şekilde Allah'ı bulmaya vesiledir. Risale-i Nur'da bu konu şöyle aktarılır:

Rahmet-i İlâhiyenin en latîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksîr-i nûrânîdir. Aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakk’a vusûle vesîle olur.

Nasıl aşk-ı mecâzî ve aşk-ı dünyevî, pek çok müşkilâtla aşk-ı hakîkîye inkılâb eder, Cenâb-ı Hakk’ı bulur. Öyle de şefkat, fakat müşkilâtsız daha kısa, daha sâfî bir tarzda kalbi Cenâb-ı Hakk’a rabteder.
Gerek peder ve gerek vâlide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakîkî ehl-i îmân ise, dünyadan yüzünü çevirir. Mün‘im-i Hakîkî’yi bulur.

Der ki: Dünya mâdem fânîdir, alâka-i kalbe değmiyor. Veledi nereye gitmiş ise, oraya karşı bir alâka peydâ eder. büyük ma‘nevî bir hâl kazanır.4

Sonuç olarak; aşk-ı mecazînin aşk-ı hakikîye inkılap etmesi şu kriterlere bağlıdır.

  • İnsan, fânidir. Dünya, fânidir. İnsanın tüm sevdikleri de fânidir. Bâki olan yalnızca Allah'tır.

  • Aşk şiddetli bir muhabbet olup mecâzi mahbub/sevgili o şidetli muhabbete (aşka) lâyık olmadığı için Baki bir Mahbubu arattırır, buldurur.

  • Dünyanın üç yüzü içerisinde fâni yüzünden yüz çevirip Allah'a, güzel isimlerine ve ahirete yüzümüzü dönersek mecazî aşk, hakiki aşka inkılap edebilir.

Kaynakçalar
  1. https://islamansiklopedisi.org.tr/ask

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.24

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.6

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.231


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız