İnsanın yaratılışı/fıtratı gereği sonsuzluğa, ebediyete karşı çok güçlü bir sevgi ve arzusu vardır. Bu; kalıcı olma isteği, ölümden sonra var olma arzusu ve yok olmamayı isteme duygusudur. Üstad Bediüzzaman Hazretleri kişinin sonsuzluğu istemesini şu şekilde ifade eder
İnsanın fıtratında bekāya karşı gayet şedîd bir aşk var. 1
Şu kâinâtın en mükemmel meyvesi ve Hâlik-ı Kâinât’ın en sevdiği masnûu ve kâinâtın mevcûdâtıyla en ziyâde alâkadâr olan insandaki şedîd ve sarsılmaz, dâimî olan aşk-ı bekānın...2
İnsanın fıtratında olan bu sonsuzluğu aşk derecesinde istemesi Allah'ın baki isminin bir gölgesi hükmündedir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde açıklar:
Bendeki aşk-ı bekā bendeki bekāya değil, belki sebebsiz ve bizzât mahbûb olan kemâl-i mutlak sâhibi Zât-ı Zülkemâl ve Zülcemâl’in bir isminin bir cilvesinin, mâhiyetimde bir gölgesi bulunduğundan, fıtratımdaki o Kâmil-i Mutlak’ın varlığına ve kemâline ve bekāsına müteveccih olan muhabbet-i fıtriye, gaflet yüzünden yolunu şaşırmış, gölgeye yapışmış, aynanın bekāsına âşık olmuştu. 3
İnsandaki ebediyet arzusu, görünüşte kendi varlığını sürdürme isteği gibi görünse de hakikatte insanın bizzat kendisine ait müstakil bir beka isteği değildir. Çünkü insan fanîdir, mahlûktur ve kendi başına var olmuş değildir. Bu sebeple insandaki sınırsız beka arzusu, onun sınırlı ve fanî mahiyetinden kaynaklanamaz. Bu arzunun asıl kaynağı, bizzat sevilmeye lâyık olan Allah'ın baki isminin gölgesine dayanmaktadır.
İnsanin ilmi sevmesi, Allah’ın Alîm isminin bir tecellisinin onda bulunmasından, güzelliği sevmesi, Cemîl isminin yansımasından, hayatı sevmesi, Hayy isminin cilvesinden, bekayı sevmesi ve istemesi ise Allah’ın Bâkî isminin fıtratında bir tecellisinin bulunmasındandır. Bu sebeple insandaki sonsuzluk arzusu, Allah’ın Bâkî isminin bir yansıması olarak ortaya çıkar.
Bunu bir ayna misaliyle anlamak mümkündür. Güneş ışığı bir aynaya vurduğunda aynada küçük bir güneş görünür. Fakat aynadaki o ışık ve parlaklık aynanın kendisine değil güneşe aittir. İnsan ruhundaki beka arzusu da böyledir. Kişinin sonsuzluk isteği, kendi başına bağımsız bir sonsuzluk talebi değil, Allah'ın Bâkî isminin insandaki bir gölgesidir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 11.
Bediüzzaman Said Nursi, Siracü’n-Nur, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 43.
Bediüzzaman Said Nursi, Siracü’n-Nur, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 92.

