Durugörü, genel anlamıyla herhangi bir duyu organına başvurmadan, normal bilgi edinme yollarının dışında, uzak yerleri, geçmişi veya geleceği görebildiğini iddia eden sözde bir yetenek olarak tanımlanır. Batı dillerinde clairvoyance adıyla bilinen bu kavram, parapsikoloji alanında ele alınmış, bilimsel olarak güvenilir ve tekrarlanabilir şekilde ispatlanmış bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Çeşitli ezoterik akımlar, spiritüalist anlayışlar ve bazı Doğu mistik gelenekleri bu tür iddiaları benimsemiş olsalar da, İslam inancında durugörü adı verilen bir bilgi edinme yolu bulunmamaktadır. İslâm'a göre gayb bilgisi Allah'a aittir. Nitekim Kur'an'da bu konuda şöyle denilmektedir:
De ki: “Göklerde ve yerde Allah'dan başka kimse gaybı bilmez.” (Onlar) ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.1
Bu ayet, insanların geleceği kesin olarak bilemeyeceğini göstermektedir. Dolayısıyla bir kimsenin fotoğrafına bakarak onun hayatı hakkında isabetli hükümler verdiğini veya özel tekniklerle bilinmeyen şeyleri öğrendiğini iddia etmek doğru değildir, asılsızdır. Hele geleceğe dair kesin bilgiler verdiğini ileri sürmek, dinen kabul edilemez. Nitekim Kur’an’da cinlerin dahi gaybı bilmediği açıkça şöyle ifade edilmiştir:
Artık onun Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara Süleyman’ın ölümünü ancak asâsından yemekte olan dabbetü’l-arz (bir ağaç kurdu) fark ettirdi. Bunun üzerine Süleyman yere yıkılınca, (onun ölümünü ancak bu şekilde anlamalarıyla) cinler için açıkça belli oldu ki, eğer gaybı biliyor olsalardı (o öldüğü hâlde), o aşağılayıcı azab içinde kalmazlardı.2
Bu ayet, cinlerin de gaybı bilmediğini açık bir şekilde göstermektedir. Buna rağmen bazı kimselerin "cinlerden haber alıyoruz.", "cinler geleceği söylüyor" gibi iddialarla insanları etkilemeye çalışmaları tamamen asılsız bir iddiadır.
Bu ayetler birlikte değerlendirildiğinde, geleceği kesin olarak bildiğini iddia eden kişi veya yöntemlerin İslâm'ın temel inanç esaslarıyla bağdaşmadığı görülmektedir. Günümüzde bazı kişiler, bir kimsenin fotoğrafına bakarak onun geçmişi, karakteri, hastalıkları veya geleceği hakkında kesin bilgiler verebildiklerini iddia etmektedir. Bu iddiaların dini bir dayanağı yoktur. Çoğu zaman genel ifadeler, psikolojik yönlendirmeler ve insanların söylediklerinden çıkarım yapma yöntemleri kullanılarak karşı taraf etkilenmektedir. Bu sebeple böyle kimselerin söyledikleri, gayb bilgisi olarak değerlendirilemez.3
Sonuç olarak, İslâm'da "durugörü" adıyla kabul edilen bir yetenek veya yöntem yoktur. Bir kimsenin resmine bakarak onun geleceği hakkında kesin hükümler vermek, özel tekniklerle gaybı öğrenmek veya medyumluk yoluyla bilinmeyeni bildiğini iddia etmek dinen geçerli değildir. Müslüman, gaybın yalnız Allah'ın ilminde olduğuna inanır, geleceğe dair bilgiyi ancak Allah'ın dilediği kadarının, vahiy yoluyla peygamberlere bildirildiğini kabul eder. Bunun dışında kalan durugörü, medyumluk, falcılık ve benzeri iddialara itibar etmez. Mümin için en doğru yol, gaybı merak etmek yerine Allah'a güvenmek, O'na kulluğunu güzelleştirmeye çalışmak ve hayatını Kur'an ile sünnetin rehberliğinde yaşamaktır.
Neml, 27/65.
Sebe', 34/14.
Ömer Faruk Harman, "Kehanet", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2001, c.24, s. 170-171.

