Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

23.11.2010

10602

Eğer günah işlemeseydiniz....

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. Bu hadis nasıl anlaşılmalıdır? Bir Müslümanın amacı günahlardan kaçınmak olduğu halde, günah işlememek niçin helak sebebidir? Bunun hikmeti nedir?

14.06.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bahsettiğiniz hadis, sahih kaynaklarda şu şekilde geçmektedir:

Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah başkalarını yaratır, onlar günah işler (ve tevbe eder), Allah da onları affederdi.1

Bu hadis-i şerifi nasıl anlamamız gerektiğiyle ilgili, kısaca birkaç madde sıralayalım:

  • İnsanın yaratılış özelliği vurgulanmıştır.

    İnsan, melekler gibi hatasız ve günahsız yaratılmamıştır. İnsan, maddi manevi öyle özelliklerle donatılmıştır ki kabiliyetine göre meleklerden daha yüksek derecelere çıkabildiği gibi hayvanlardan daha aşağı derecelere de düşebilir. İnsanda cüz'i irade denilen, iyiyi ya da kötüyü tercih etme ve yönelme hürriyeti vardır. İnsan iyiye veya kötüye kendi isteğiyle yönelir, Allah da insanın tercih ettiği o fiili yaratır. İşte tam da burada insanın yaratılış hikmeti akla gelmelidir. Demek ki Yüce Rabbimiz, günah işlemeye meyilli yaratılmış olsak bile kendi rızası dahilinde kalmamızı dilemektedir. Zaten imtihanın manası da budur. Eğer hiç yanlış yapmayacak olsaydık, imtihan edilmemiz de manasız olurdu.

  • Günaha teşvik manası çıkarılmamalıdır.

    Bu hadis, günahı meşrulaştırmamaktadır. “Madem ki biz insanlar, günah işleyebilir bir özellikte yaratılmışız; öyleyse günah işleyelim, nasıl olsa Allah affeder.” şeklindeki düşünce yanlıştır. İnsan, bile isteye günah işleyerek hatalara düşerse kulluğunun gayesini unutmuş olur. İnsanın yaratılışındaki maksat, gafletle hataya düşüp günah işlese bile bundan pişmanlık duyup Rabbine yönelmesi ve af dilemesidir. Hadis de bu manayı anlatmaktadır.

  • Tövbe ve istiğfarın önemi vurgulanmıştır.

    Allah, kulunun tövbesinden kendisine has ve mukaddes bir surette memnun olur. Yukarıdaki hadiste de anlatılmak istenen manalardan biri budur. Nitekim başka bir hadiste de şöyle buyrulmuştur:

    Sizden birinizin tevbesine Allah o derece sevinir ki şu örnekte olduğu gibi: Sizden biriniz, ıssız bir çölde, yiyeceği, içeceği ve her şeyi devenin sırtında olduğu halde, devesini kaybedip onu aramaya başlayan, sonunda ölümle karşı karşıya gelince “Deveyi kaybettiğim yere döneyim ve orada can vereyim!” deyip eski yerine dönen ve uykuya dalan, uyandığı zaman yanı başında devesini ve tüm eşyalarını bulan kimsenin sevinmesinden daha çok Allah’ı sevindirir.2

    Allah, kullarının hatalarından dönmesini, pişmanlık duymasını ve kendisine sığınmasını sever. Eğer insanlar hiç günah işlemeseydi ve hata yapmasaydı, Allah'ın Tevvab (tevbeleri çokça kabul eden), Gafur (çokça bağışlayan), Afüv (affı çok olan) vb. isimleri tecelli edemez, haşa, abes kalırdı. Halbuki bunlar, Rabbimizin güzel isimleridir ve hata edip pişman olan kullarına elbette tecelli edecektir.

  • Ümitsizliğe kapılmayı önlemektedir.

    Bazen insan, günah işlediğinde şeytanın vesvesesiyle “Artık mahvoldum, Allah beni asla affetmez.” diye düşünüp ümitsizliğe kapılabilir. Bu hadis, kulun samimi bir tövbeyle her zaman rahmet kapısını çalabileceğini de hatırlatmaktadır. Yani hatası çok olan insanı, aynı zamanda ümitsizlikten kurtaran bir müjdeyi de içermektedir.

Kaynakçalar
  1. Müslim, Tevbe, 9 (M6963)

  2. Tirmizi, Sıfatü’l-kıyame, 49 (T2498)

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız