RİSALE-İ NUR

12.01.2015

3526

Risale-i Nur’da “Nizam ve İntizamın Ruhu Olan Maneviyat ve Revabıt ve Niseb Heba Olup Gider” Cümlesi Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

07.02.2015 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bahse konu yer şöyledir:

Birinci Medar: Dikkat edilse, şu kâinatın umumunda bir nizam-ı ekmel ve bir intizam-ı kasdi vardır. Her cihette reşehat-ı ihtiyar ve lemeat-ı kasd görünür. Hatta her şeyde bir nur-u kasd, her şe’nde bir ziya-yı irade, her harekette bir lem‘a-i ihtiyar, her terkibde bir şu‘le-i hikmet semeratının şehadatıyla nazar-ı dikkate çarpıyor. İşte, eğer saadet-i ebediye olmazsa, şu esaslı nizam bir suret-i zaife-i vahiyeden ibaret kalır. Yalancı, esassız bir nizam olur. Nizam ve intizamın ruhu olan ma‘neviyat ve revabıt ve niseb heba olup gider. 1

Kâinattaki muntazam, kusursuz düzen ve varlıklar arasındaki bağlar ancak ahiret hayatının, saadet-i ebediyenin varlığıyla gerçek bir değer kazanır. Kâinattaki hiçbir şey tesadüfi veya başıboş değildir; her şey sonsuz bir ilim, irade ve kasıt ile gayet hikmetli bir düzen içinde yaratılmıştır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu şekilde izah eder:

Acaba gözleri kör olmuş, görmüyorlar mı ki, kâinât baştan aşağıya kadar hikmetlerle müzeyyen ve gayelerle müsmirdir. Ve mevcudat zerrelerden güneşlere kadar vazifelerle muvazzaftır. Ve evamir-i İlahiyeye musahharlardır. 2

Varlıklar arasındaki bu düzenin ve nizamın ardında ruhu hükmünde bir maneviyat, ulvi ve yüce gayeler, İlahi isimlerin tecellileri ve mevcudatın tesbihatları gizlidir. İnsanın mahiyetini teşkil eden amelleri, tekemmül meyli ve sonsuz arzuları da bu maneviyatın bir parçasıdır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:

O meyl-i tekemmül, bir kemalin vücudunu ve o meyl-i saadet, bir saadet-i ebediyeye namzed olduğunu kat'i olarak ilan eder. Öyle olmazsa, insanın mahiyet-i hakikiyesini teşkil eden maneviyat ve amal kurur, hebaen gider. Acaba kıymettar bir cevherin kılıfına o derece dikkat ve itina edilse ki, gubarın konulmasına da müsaade etmeyen sahibi, nasıl ve ne suretle o cevher-i yeganeyi kırıp mahveder. 3

Revabıt ve niseb yani bağlar ve yakınlıklar ise, varlıklar arasındaki hikmetli bağları, münasebetleri ve ölçülü uygunlukları ifade eder. Kâinatta hiçbir şey diğerinden kopuk değildir. Bir çiçekten güneşe, havadan suya, bedenden ruha kadar her şey arasında kasıtlı bir irtibat, manalı bir nispet, yakınlık vardır. İşte bu bağlar ve nispetler, intizam ve düzenin yalnız zahiri bir şekil olmadığını; arkasında hikmet, gaye ve mana bulunduğunu gösterir.

Eğer saadet-i ebediye olmazsa, bu kadar külli hikmetler, bu kadar ulvi gayeler ve bu kadar ince münasebetler tam neticesini vermez. O vakit kâinattaki nizam yalnız dış görünüşte kalan, içi boşalmış bir şekil gibi kalır. Çünkü nizamın hakiki ruhu, sadece maddi tertip değil; onun ifade ettiği mana ve gayedir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:

Evet, saadet-i ebediye olmazsa, nizam, bir suret-i zaife-i vahiyeden ibaret kalır. Cemi' maneviyat ve revabıt ve niseb, hebaen gider. Demek, nazzamı, saadet-i ebediyedir.

Evet, inayet-i ezeliyenin timsali olan hikmet-i İlahiye, kâinattaki riayet-i mesalih ve hikem ile mücehhez olduğundan, saadet-i ebediyeyi ilan eder. Zira saadet-i ebediye olmazsa, kâinatta bilbedahe sabit olan hikem ve fevaide karşı mükabere edilecektir. 4

İnsanın kalbinde sonsuzluk arzusu, adalet ihtiyacı, saadet iştiyakı ve tekemmül meyli gibi arzu ve istekler vardır. Eğer ahiret olmazsa, hem insandaki bu yüksek istidatlar cevapsız kalır hem de kâinattaki düzenin insana bakan ciheti neticesiz görünür. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:

İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alakadar olduğu misillü, dünya ile alakadardır. Ve akāribiyle münasebetdar olduğu gibi, nev‘-i beşer ile de ciddi ve fıtri münasebetdardır. Ve dünyada muvakkat bekāsını arzuladığı gibi, bir dar-ı ebedide bekāsını, aşk derecesinde arzuluyor. Ve midesinin gıda ihtiyacını te’mine çalıştığı gibi, dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalar. Ve öyle arzuları ve matlabları var ki, ebedi saadetten başka hiçbir şey, onları tatmin etmiyor. 5

Böylece “nizam ve intizamın ruhu olan maneviyat ve revabıt ve niseb heba olup gider” denilmesi, bu mana, bağ ve yakınlığın yok olması değil; gayesiz ve neticesiz kalmış gibi görünmesi demektir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 107.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 98.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 37.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Muhakemat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2023, s. 155-156.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 32.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız