Bu içerikleri üreten veya paylaşanların sıkça başvurduğu gerekçe, fotoğrafçılığın caiz olduğuna dair günümüz fetvalarıdır. Gerçekten de birçok alim, klasik fıkıhtaki tasvir (suret yapma) yasağını fotoğrafa teşmil etmemiş, bunu elle bir suret inşa etmek değil, var olan bir ânı mekanik biçimde kaydetmek olarak değerlendirmiştir.
Ancak bu kıyas, yapay zeka ile üretilen içerikler söz konusu olduğunda tam olarak böyle olmamaktadır.
Fotoğraf, gerçekte vuku bulmuş bir ânı sabitler; yapay zeka ise (içerik üreticileri veya onu kullanan kişiye göre değişebilir) hiç yaşanmamış bir sahneyi, söylenmemiş bir sözü, gerçekmiş izlenimi verecek şekilde üretir. Dolayısıyla mesele artık "resim yapmanın hükmü" değil, "var olmayan bir şeyi var gibi göstermenin hükmü" haline gelir. Bu iki durum bir birinden farklı fıkhi meseleler olmuştur ve birini diğerine dayanak yapmak suretiyle bir işe girişmek hatalı olur.
Bir kişinin söylemediği bir sözü ona isnat etmek, İslam hukuk ve ahlakında ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Hadis-i şeriflerde, kasıtlı olarak yalan isnatta bulunmanın ağır bir vebal taşıdığı vurgulanmış; bu kural, alimler tarafından saygı duyulan diğer şahsiyetlere yapılan yalan isnatlara da kıyasen uygulanmıştır. Bediüzzaman Hazretleri gibi bir şahsiyetin hem de vefat etmiş ve geniş bir kitleye manevi rehberlik etmiş bir zatın ağzından, kendisine ait olmayan sözlerin çıkarılması, bu ölçüyle doğrudan çelişmektedir ve ağır bir vebal olur.
Buna ek olarak, İslam ahlakında ölmüş kişilerin hatırasına saygı (hürmet-i mevta) ayrı bir gözetim alanıdır. Rızası alınamayacak bir kişinin sureti ve sesiyle içerik üretmek, niyet iyi olsa dahi, bu saygının çerçevesini zedeleme riski taşımaktadır.
Fıkıh usulünde yer alan "def'-i mefâsid celb-i menâfiden evlâdır" kaidesi (Mecelle, Madde 30), zararı önlemenin faydayı sağlamaktan önce geldiğini ifade eder. Bu içeriklerin bir kısmı iyi niyetle, hatırlatma veya eğitim amacıyla üretilse dahi, yanıltıcı olma ve istismara açık bulunma ihtimali yüksek olduğundan, ihtiyaten bu tür üretimlerden kaçınılması bu kaide gereğince daha isabetli olur.
Hülasa
Bu tür içerikleri üretecek olanların kendilerine sormaları gereken temel soru şudur: Kullanılan söz veya görüntü, kişiye gerçekten ait midir, yoksa ona ait olmayan bir şey mi kendisine söyletilmektedir? Bu ayrım netleşmeden, yalnızca "fotoğraf caizdir" gerekçesine dayanarak hareket etmek yeterli bir zemin oluşturmamaktadır. Asgari olarak, içeriğin yapay zekâ ile üretildiğinin açıkça belirtilmesi ve kişiye ait olmayan söz veya sahnelerin uydurulmaması gerekmektedir.
Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendisine ait bir eserden veya bir sözden yapay zeka ile üretilip iman ve Kur'an davasına hizmet ediyorsa sorun teşkil etmez. Ancak ona ait olmayan ve onunmuş gibi bir içerik üretmek doğru olmaz.

