Allahü Teala Hazretleri Kur'an'da, büyük günahlardan sakınanları affedip cennete alacağını şöyle bildirir:
Eğer kendisinden yasaklanmakta olduğunuz (günahlar)ın büyüklerinden kaçınırsanız, (küçük) günahlarınızı sizden örteriz ve sizi çok hoş bir yere (cennete) koyarız.1
Elbette cennete girmenin tek yolu bu değildir. Birçok ayette işaret edildiği gibi, iman edip iyi ameller işlemek de şarttır. Yine başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
“İman edip salih ameller işleyenlere, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele!”2
Burada iyi amellerden birinci derecede maksat, farzları yerine getirmektir. Yalnız, sualinizde geçtiği gibi büyük günahlar yedi taneden ibaret değildir. Büyük günahların en büyükleri yedidir. Bütün büyük günahları terk etmek şarttır. Büyük günahlar hakkında şu yazımızı okuyabilirsiniz: Günahların Dereceleri
İçinde yaşadığımız ahir zamanla ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda dirençli davranıp Müslümanca yaşayan kimse, avuç içerisinde ateş tutan kimse gibi olacaktır.3
Hadiste bildirilen bu dehşetli zamanda yaşayan günümüz insanları hakkında, farzları yerine getiren, büyük günahlardan sakınan kimselerin ahirette kurtulabileceğini Allah'ın rahmetinden ümit etmek elbette manasız değildir. Bediüzzaman Hazretleri, bu meseleyi destekleyen kanaatini şöyle dile getirir:
Bu zamanda tahrîbât ve menfî cereyân dehşetlendiği için, takvâ bu tahrîbâta karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebîreleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebâir-i azîme içinde amel-i sâlihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır. Hem az bir amel-i sâlih, bu ağır şerâit içinde çok hükmündedir.4
Şu ahir zamanda günahlar ve imana zarar veren fena akımlar çokça arttığı için, insanı muhafaza eden en mühim esas takva olmuştur. Yani farzları yerine getirip haramlardan, bilhassa büyük günahlardan sakınmak gerekmektedir. Böyle şartların ağır olduğu bir zamanda insan, çok nafile ve fazla amelden ziyade, önce kendini günahlardan korumaya çalışmalıdır.
“Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur” cümlesi, bize selamet yolunun asgari sınırını gösterir. Yani kişi farz ibadetlerini eda eder ve büyük günahlardan kaçınırsa, bu dehşetli manevi tahribat içinde muhafaza görür ve kendini azaptan kurtarır.
Ayrıca böyle zor şartlarda yapılan az fakat ihlaslı salih amel çok kıymetlidir. Çünkü fitnenin arttığı zamanda küçük görünen bir hayır bile samimiyetle yapılırsa büyük sevap ve büyük tesir kazanır.
Nisâ, 4/31
Bakara, 2/25
Tirmizi, Fiten, 73 (T2260)
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.193

