RİSALE-İ NUR

12.10.2017

5047

Allah'la Varlıklar Arasındaki Yetmiş Bin Nurani Perde

"Hem, bununla beraber, Hâlık-ı Zülcelâl her şeye yakın olduğu halde, yetmiş bine yakın nuranî perdeleri vardır." Yetmiş bine yakın nurani perdelerden maksat nedir? Kısaca izah eder misiniz?

14.10.2017 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili kısım Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:

Hem bununla beraber Hâlik-ı Zülcelâl, her şeye yakın olduğu halde, yetmiş bine yakın nûrânî perdeleri vardır. Meselâ, sana tecellî eden Hâlık isminin, mahlûkiyetindeki cüz’î mertebesinden tut, tâ bütün kâinâtın Hâlik’ı olan mertebe-i kübrâ ve ünvân-ı a‘zama kadar ne kadar perdeler bulunduğunu kıyâs edebilirsin. Demek, bütün kâinâtı arkada bırakmak şartıyla mahlûkiyetin kapısından Hâlık isminin müntehâsına yetişirsin. Dâire-i sıfâta yanaşırsın.1

Yukarıdaki paragrafta geçen yetmiş bin nurani perde, yalnız kullar içindir. Çünkü hiçbir şey Allah’a perde olamaz. Allah, her şeye her şeyden daha yakındır. Bu hususla ilgili Kur’an-ı Kerim’de şu ayet-i kerime vardır:

Biz ona şah damarından daha yakınız.2

Ehl-i sünnet inancına göre, Cenab-ı Hak yaratılmışlardan uzak olmadığı gibi belli bir yönde veya belli bir mekânda da değildir. Mesela, güneş ısı ve ışığıyla bize göz bebeğimizden daha yakın olduğu hâlde biz ondan 150 milyon km uzaktayız. Cenab-ı Hak da mekândan münezzeh olduğu hâlde her şeye, her şeyden daha yakındır. Fakat her şey O’ndan nihayetsiz, sonsuz derece uzaktır. Onun yakınlığı, yaratılmış iki şeyin arasındaki yakınlık gibi değildir. Çünkü Yaratan ile yaratılmışların varlık mertebeleri çok farklıdır. Bu yüzden O’nun sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemez. O’nun varlık mertebesiyle yaratılmışların varlık mertebeleri arasında zıtlık vardır. Mertebedeki bu zıtlık sebebiyle Allah bize yakın olduğu hâlde bizim O’na uzak olmamız gibi bir zıtlık ortaya çıkmaktadır. Bu hususla ilgili Kur’an-ı Kerim’de şu ayet-i kerime geçmektedir:

Hiç bir şey O’nun misli gibi değildir.3

Buyurularak bu farklılığa işaret edilmiştir. Bu sebeple Allah’ın yakınlığının nasıl bir yakınlık olduğu insanlar tarafından bilinemez. Sadece Allah'ın (c.c.) uzak olmadığını, yakın olduğunu anlarız.
Yetmiş bine yakın perdeler ise varlıklardan tutunuz, nefisten ve günahlardan tutunuz, değişik âlemlere kadar, hatta Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarına kadar olan perdelerin hepsini kapsar. Onun zatına ulaşmak noktasında isim ve sıfatları da nuranî birer perdedir. Hatta her ismin her varlığa olan tecellisi de farklıdır. Bu her farklı tecelli de nuranî bir perdedir.
Mesela, basit bir varlık olan taş ve topraktan tut, bitkiler gibi ruhsuz canlılara ve her bir bitki türüne; tâ ruhlu varlıklar olan hayvanlara ve her bir farklı hayvan türüne ve ferdine; tâ cinlere, insanlara ve meleklere ve bunların her bir ferdine olan Hâlık isminin tecellisinden tutunuz da bütün şehadet ve gayb âlemlerine kadar, hatta kâinata kadar olan Hâlık isminin tecellisine kadar her bir farklı tecelli birer perdedir.
Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri şöyle söylemiştir:

Meselâ sen ona, Hâlık ismiyle yanaşmak istersen, evvelâ senin Hâlik'ın hususiyetiyle, sonra bütün insanların Hâlik'ı cihetiyle, sonra bütün zîhayatların Hâlik'ı ünvanıyla, sonra bütün mevcûdâtın Hâlik'ı ismiyle münâsebetdâr olup yanaşabilirsin. Yoksa zılde kalırsın. Yalnız cüz’î bir cilveyi bulursun.4

Yukarıdaki paragraf ve diğer izahlardan anlaşıldığı üzere yalnızca Hâlık isminin tecellileri, kendi içinde kaç tane perdeyi ortaya koymuştur. Diğer isim ve sıfatları buna kıyas edebiliriz.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.124

  2. Kaf 50/16

  3. Şura 42/11

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.29


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız