Sorunuzdaki ilgili kısım Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:
Bu ‘fîl’ lafzının kalkmasının sırrı; eski zamanda dehşetli bir fîl-i mahmûdun azametine ve heybetine dayanmışlar, hücum etmişler. Şimdi ise, dünya servetine ve malına dayanmışlar. Ve o servet ve mal ile havada ve denizde filolar teşkîl edip, o fîl gibi filolarla nev‘-i beşeri esâret altına almışlar. Ve Avrupa medeniyetçileri medeniyetin mehâsiniyle, iyilikleriyle, menfaatleriyle değil, belki medeniyetin seyyiâtıyla ve sefâhetiyle ve dinsizliğiyle üç yüz elli milyon Müslümanların her tarafda hâkimiyetlerini imhâ edip istibdâdlarına serfürû ettirmişler. Ve bu musîbet-i semâviyeye sebebiyet vermişler. Ve dünyaperest gaddar zâlimlere zulümlerine cezâ olarak tokatlar gelmeye; ve fakirlerin ve ma‘sûmların ve mazlumların fânî mallarını ve hayatlarını âhiretlerine çevirmeye ve kıymetdar eylemeye; ve dünyadaki günahlarına keffâretü’z-zünûb etmeye kader-i İlâhîye fetvâ verdirdiler. -Şimdi yedi senedir- dünyaperestlerin bu musîbetteki vaz‘iyetlerini ve safahâtlarını ve harb-i umûmî safhalarını kat‘iyen bilemiyorum. Fakat iki sene evvelki vaz‘iyetleriyle bu sûre-i kudsiyenin ma‘nâ-yı işârî tabakasından gelen tokatlar, tam tamına onların başlarına iniyor. Ve sûrenin bir ma‘nâ-yı işârîsini tam tefsîr ediyor.1
Bediüzzaman Hazretleri burada Kur’an-ı Kerim’in zamanımıza bakan bir mucizesinden söz etmektedir. Bildiğimiz üzere Kur’an-ı Kerim her asra ve her zaman dilimine hitap etmektedir. Sorunuzda geçen kısımda da Kur’an’ın bu asra nasıl işaret ettiğini göstermek için “fil” kelimesi yerine “dünya” kelimesini kullanılmıştır. Fil suresi’nde anlatılan olayda zalim insanlar, filin gücüne güvenerek Kâbe’ye hücum etmiş ve onu yıkmaya çalışmışlardır. Günümüzdeki zalimler ise dünya servetine ve malına dayanarak insanlığı esaret altına almaya çalışmaktadır. Havada ve karada kurdukları donanmalarla insanlara zulmetmiş, birçok yeri yakıp yıkmış ve milyonlarca insanı katletmişlerdir. Ayrıca pek çok bölgeyi sömürge haline getirerek insanları kendi çıkarları için kullanmışlardır.
İşte bu sebeple burada “fil” kelimesi yerine “dünya” tabiri tercih edilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 294.

