İmam-ı Rabbani Hazretleri manevi mertebeleri katederken evliyaların çeşitli tabakalarını ve derecelerini müşahede etmiş ve bu tabakalar içinde en parlak, en heybetli, en güzel ve en emniyetli yolun sünnet-i seniyye yolu olduğunu görmüştür. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (ra) demiş ki: Ben seyr-i rûhânîde kat‘-ı merâtib ederken, tabakāt-ı evliyâ içinde en parlağını ve en haşmetlisini ve en letâfetlisini ve en emniyetlisini, sünnet-i seniyeye ittibâı, esâs-ı tarîkat ittihâz edenleri gördüm. Hatta o tabakanın âmî evliyâları, sâir tabakātın hâs velîlerinden daha muhteşem görünüyordu! 1
Yine Üstad Bediüzzaman Hazretleri eski Saidden yeni Saide geçiş sürecinde rehbersizlikten ve nefsin gururundan müthiş manevi bir fırtına içerisinde çalkalanırken Sünnet-i Seniyyeye uyduğu zaman tüm ağırlıklarının hafifleştiğini, tereddüt ve endişelerden kurtulduğunu belirtir. Bu durumu şu şekilde ifade eder:
Bu fakir Said, Eski Said’den çıkmaya çalıştığım bir zamanda, rehbersizlikten ve nefs-i emmârenin gururundan gāyet müdhiş ve ma‘nevî bir fırtına içerisinde akıl ve kalbim hakāik içerisinde yuvarlandılar. Kâh Süreyyâ’dan serâya, kâh serâdan Süreyyâ’ya kadar bir sukūt ve suûd içerisinde çalkanıyorlardı. İşte o zaman müşâhede ettim ki, sünnet-i seniyenin mes’eleleri, hatta küçük âdâbları; gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenâmeli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümâtlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. Hem o seyâhat-i rûhiyede çok tazyîkāt altında, gāyet ağır yükler yüklenmiş bir vaz‘iyette kendimi gördüğüm zamanda, sünnet-i seniyenin o vaz‘iyete temas eden mes’elelerine ittibâ‘ ettikçe, benim bütün ağırlıklarımı alıyor gibi bir hıffet buluyordum. Bir teslîmiyetle tereddüdlerden ve vesveselerden, “Acaba böyle hareket hak mıdır, maslahat mıdır?” diye endişelerden kurtuluyordum. Ne vakit elimi çekse idim, bakıyordum, tazyîkāt çok. Nereye gittikleri anlaşılmayan çok yollar var. Yük ağır, ben gāyet âcizim. Nazarım da kısa, yol da zulümâtlı. Ne vakit sünnete yapışsam; yol aydınlanıyor, selâmetli yol görünüyor, yük hafifleşiyor, tazyîkāt kalkıyor gibi bir hâlet hissediyordum. İşte o zamanlarda İmâm-ı Rabbânî’nin hükmünü bilmüşâhede tasdîk ettim. 2
Üstad Bediüzzaman Hazretleri İmam-ı Rabbani Hazretlerinin en parlak, en heybetli, en güzel ve en emniyetli yolun sünnet-i seniyeye yolu olduğu hükmünü bizzat kendisi de yaşayarak müşahede etmiştir.
Sonuç olarak Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin İmam-ı Rabbani'nin hükmünü tasdik ettim dediği hüküm İmam-ı Rabbani'nin evliyaların mertebeleri içerisinde "en parlağını ve en haşmetlisini ve en letafetlisini ve en emniyetlisini, sünnet-i seniyeye ittibaı, esas-ı tarakat ittihaz edenleri gördüm" hükmüdür.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 51.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 52.

