Soru

Anne ve Babalar Evde Çocuklarının Yanında Nasıl Hareket Etmelidirler?

Eşler çocuklarının yanında nasıl davranmalıdırlar? Özel hayatları ne derecede olmalıdır? Çocuklarının yanında yapmamaları gereken haller, söylemler var mıdır? Bunun ölçüsü nasıl olmalıdır? Peygamberimiz (sav) çocukları varken eşlerine nasıl davranıyordu? 

Tarih: 10.03.2025 06:54:17

Cevap

Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz aşırılıkların her türlüsünden uzak durmuştur. O’nun güzel ahlakının özü, hadd-i vasatı (orta yolu, dosdoğru yolu) korumaktır. Sünnet-i seniye edeptir. Sünnet-i seniyenin her bir meselesi edeple yoğrulmuştur. Her anne ve baba kendi doğrularından ve kulaktan duyma bilgilerinden ziyade Resul-i Ekrem (sav) Efendimizin bu hususta uygulamalarını örnek almalıdır.

İslamiyet mahremiyete son derece önem verir. Hatta Nur Suresi 57. ve 58.  ayetler çocukların anne ve babalarının yanlarına girdikleri zaman izin almaları gerektiği hususunu dile getirmek ve emretmek için indirilmiştir. Bu yönde hadis-i şeriflerde geçen uygulamalar da böyledir. Resul-i Ekrem (sav) Efendimizinden annesinin yanına girerken izin alıp almaması gerektiğini soran bir sahabi efendimize, Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz muhakkak izin alması gerektiğini kati bir dille emretmiştir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (sav), “Herkese derecesine göre davranın.[1] Buyurmuştur. Çocuklara seviyelerine göre davranmalıyız. Bebeğe biftek verilmez. Onun rızkı süttür. Çocuğa felsefe dersi okutulmaz. Zira bir anlamı olmaz. Aynen öyle de nerede, nasıl ve ne şekilde konuşacağımızı iyi bilmeliyiz. Hususi/özel hayata ait bir kısım meseleler çocukların yanında konuşulmamalıdır. Çünkü küçük bir çocuk neyin başkasına anlatılıp neyin anlatılmayacağını ayırt edemediği için anne ve babanın ev içindeki mahrem hayatını başkalarının yanında konuşma ihtimali vardır. Atalarımız "çocuktan al haberi" derken bu hakikate işaret etmektedirler. 

Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki çocuğun terbiyesi ve yetişmesi ebeveynin sorumluluğu altındadır. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz (sav), "Çocuğun anne baba üzerindeki haklarından biri edebini güzel yapmalarıdır."[2] Buyurmuştur. Güzel ahlak verebilmek için güzel ahlaklı olabilmek lazımdır. Çocuklar bizim sözlerimizden ziyade hareketlerimize ve yaptıklarımıza dikkat kesilmektedir. Onun için önce kendimizi ıslah etmeliyiz ki çocuklarımız da ıslah olsun. Önce kendimizi sünnet-i seniye ile terbiye etmeliyiz ki çocuklarımız da terbiye olsun. Kendini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Şu bir gerçek ki çocuklar erken yaşlardaki kötü alışkanlıkları büyük oranda ebeveyn vasıtasıyla kazanmaktadırlar. Bizim mütemadiyen (devamlı) bağırarak, baskı kurarak, tazyik uygulayarak eğittiğimiz yavrumuz arkamızı döndüğümüzde öğrendiği usulü küçük kardeşine uyguladığını görüyoruz. Bu da bize gösteriyor ki her şeyden önce nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorsak ona münasip bir davranış biçimi ortaya koymalıyız. Çocuğumuza yüksek sesle ve hakaret ederek sessiz olmasını söylememizin çok bir tesiri olmaz. Sadece sessizliğin bağırarak sağlanması gerektiğini öğretmiş oluruz. Kılık kıyafet, ibadet, büyüklere saygı, kötü alışkanlıklardan kaçınma vs. gibi konularda da mesele böyledir.

Resul-i Ekrem Efendimizin (sav) yanında on yıl hizmet eden Hz. Enes (ra) rivayet ediyor: "Efendimiz (sav), iyaline (sevgili eşlerine ve çocuklarına) son derece merhametliydi.[3] Efendimiz (sav) gerek eşlerine gerekse çocuklara karşı muamelede yumuşak huylu davranır, onlara yol gösterir ve nasihat ederdi. Eşlerin birbirlerine davranışları çocuk için tam ve hakiki bir misal hükmündedir. Bir çocuk olan Hz. Enes kendi müşahedesiyle Resul-i Ekrem Efendimizin (sav) eşlerine son derece merhametli olduğunu gözlemlemiştir. Hülasa; Allah Resulü (sav) sevgili eşlerine narin bir çiçek gibi çocuklara da adetâ bir yetişkin gibi davrandığını söyleyebiliriz.

Resul-i Ekrem Efendimiz (sav), bir milletin geleceği olan çocuklara çok önem verirdi. Çocuklara selam verir, hal ve hatırlarını sorardı. Onlarla konuşur ve tokalaşırdı.  Seviyelerine inerek sohbet eder bazen de şakalaşırdı. Şayet binekli ise çocukları atının arkasına alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Ağladıklarında hemen ihtiyaçlarının karşılanmasını isterdi. Böylece her fırsatta çocuklara çok değer verdiğini gösterirdi. Onlara adetâ bir yetişkin gibi muamele eder, Müslüman olmayanları İslamiyet’e davet ederdi. Çocukların kandırılmasından hoşlanmazdı. “Çocuktur anlamaz” şeklindeki düşünceleri doğru bulmaz, onların da toplumda saygın kişiler olarak kabul edilmelerini isterdi. Bu nedenle çocuklara verilen sözlerin mutlaka yerine getirilmesi gerektiğini büyüklere öğütlerdi.

Bizler anne ve baba olarak her şeyde olduğu gibi çocuk eğitimi hususunda da Resul-i Ekrem Efendimizi (sav) örnek almalıyız. Çocuklar bizim haşa malımız veya mülkümüz değildir. Kendi keyfimize göre çocuklara muamele edemeyiz. Onlar bizlere Allah’ın bir emanetidir. Biz yavrularımızı hayata hazırlamakla mükellefiz. Elbette ve herhalde sünnet ışığında yavrularımızı yetiştirmeliyiz. Onları beslerken, büyütürken, ödüllendirmede ve cezalandırmada (aşırıya kaçmadan ıslah niyetiyle sınırlar koymada) Allah’ın rızasını gözetip bir emanetçi olduğumuzun şuurunda olmalıyız. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz (sav), "Çocuklarınıza ikram ediniz ve onlara güzel terbiye veriniz.[4] Hiçbir baba, evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir."[5] Buyuruyor. Ailede ebeveyn her daim bu hakikatleri düşünmeli ve hareketlerini buna göre şekillendirmelidir.

Sünnete uygun çocuk yetiştirek için lütfen bakınız;

https://risale.online/soru-cevap/cocuk-terbiyesi


[1] Ebu Davud, Edeb, 22

[2] İM3671 İbn Mâce, Edeb, 3.

[3] El-Metalibu’l Âliye(İbnu Hacer)  4, 26, 3864.

[4] İM3671 İbn Mâce, Edeb, 3.

[5] T1952 Tirmizî, Birr, 33.


Yorum Yap

Yorumlar