Soru

Allah Herkesin Ahiretteki Halini Biliyorsa Dünyanın Ne Önemi Var

Bir büyüğüm Allah'ın bizlerin cennete veya cehenneme gideceğimizi bildiğini ve cehenneme gidecek olanların bu dünyada kendini kurtaramayacağını söyledi. Çünkü zaten cehennemlik hükmü konmuş, o zaman bu dünyanın yaratılma sebebi ahiretde bahanemiz olmama sımıdır? Ne anlamı kalıyor benim kıldığım namazların sabretdiğim anların? Çünkü zaten inşaAllah cennete girebileceksem, seviyem zaten belli. En alt kata layık görmüşse Allah beni, daha üst seviyelere çıkamam, yoksa Allah yanılmış olur. Ve buradan "irade" kelimesinin anlamını yitirdiğini düşünüyorum.

Tarih: 22.04.2021 17:52:23
Okunma: 255

Cevap

Allah (c.c) her şeyi bilen ve görendir. Bir şey daha vücuda gelmeden ve geldikten sonra da tüm iç ve dış özellikleri ile kısaca ona ait  tüm bilgiler Allah(c.c) tarafından önceden bilinir. Zaten bunları bilmeyene haşa Allah denemez.  Demek ki ilahlığın en büyük vasfı her şeyi ezelden bilmektir. Haşa bilgisi olmayana Allah denir mi? Bilgi olmadığı zaman cehalet olur. En küçük bir bilgisizlik aslında hiç birşeyin bilinmediğine delil olur ki bu da ilah olan yaratıcı için söylenemez. Mesela bizim ne yapacağımızı bilmeyen (haşa)Allah o zaman yanımdaki ağacı da ,ağacın dallarını da,ağacın kökünün olduğu toprağı da, toprağın olduğu yer küreyi de, yer kürenin içinde olduğu atmosferi de, atmosferin olduğu güneş sistemini de bilemez. Benim o an ne yapacağımı bilmeyen bir ilah ağacın altında otururken kafama düşen elmayı da bilmemelidir. O elmanın ne zaman yere düşeceğini Allah(c.c) bilsin de haşa kimin kafasına düşeceğini,kişinin o anda ne tepki vereceğini bilmesin olur şey değildir. Çünkü tüm kainat biribiri ile dolanık biribiri ile iç içedir. Kainattaki tüm atomlar biribiri ile bağlantılıdır. Birini bilmemek tüm kainatı bilmemeye götürür haşa.  Haşa Allah'ın bilgisinde sadece o elmanın düşmesi bilgisi mi var? Hem Allah'ın bilgisi derken sadece yazılı bişey mi anlıyoruz acaba? Bu bilgi ne yazıdır ne de haşa zihni bir bilgidir. Bu bilgi tüm görüntü, hal,harket tavır,eda,his,ses ve düşünceleri en üst düzeyde önceden tüm yönleri ile kuşatmak, görmek yani bilmek demektir. Bir romanda yazılan olaylar gibi değildir. Tıpkı bir kamera veya daha üst düzey canlı görüntüler gibidir. Ayetlerde geçen "yazı" ifadeleri bildiğimiz yazı değildir. Bugün bile aslında görüntülerin bilgisayarda "yazılım" ifadesi ile belirtildiğini biliyoruz. Bu yazılım ve kodlama aslında bir yazı değil tamamen bir görüntüden ibarettir.

Ayet-i kerimede “Ve gaybın anahtarları O'nun katındadır; onları ancak O bilir. Hem karada ve denizde ne varsa bilir. Hiçbir yaprak da düşmez ki onu bilmesin; hem ne yerin karanlıklarında bir dâne ne yaş ne de kuru (hiçbir şey) yoktur ki, apaçık bir Kitab'da(Kur’an’da) bulunmasın!”. (En’am 59) Evet Allah(c.c) hangi kulun cennetlik veya cehennemlik olacağını daha onlar bu dünyaya gelmeden önce(ezeli ilmi ile) bilmektedir. Fakat bu “bilme” kulların fiilleri üzerinde zorlayıcı bir etkiye sahip değildir. Kulun hangi makama ulşacağını belirleyen insanın KENDİ İRADESİDİR. Yoksa haşa Allah'ın(c.c)bilgisi değildir. Yani Allah(c.c) bildiği için biz cennete-cehenneme gitmiyoruz,biz oraya kendi irademiz ile gidiyoruz. Sadece Allah(c.c) nereye gideciğimizi önceden biliyor. Önceden bilmesi bizim nereye gideceğimiz konusunda bir karar bir hüküm değil, aksine sadece kendi irademizle ne yapacağımızı onun bilmesinden ibarettir.

Bize zorla günah işletip sonra cehenneme atabilecek bir kudreti olan Allah(c.c) niçin bu kadar peygamber göndersin? Niçin bizi bu kadar yaşatsın ve dünyada bu kadar masraf yapmış olsun? Bizi direkt ateşin içinde yaratsaydı kim karşı gelebilirdi? HAŞA eğer gayesi zulmetmek olsaydı bizi zorla cehenneme atacak olsaydı hiç kimse buna müdahele edemezdi. Hem böyle bir ilah durduk yere kendisine zorla ibadet etmiş olanları niçin cennete göndersin ki? Hiç merhamet ve adaleti bulunmayan bir ilah niçin birçok kuluna ebedi nimetlerde ve ihsanlarda bulunsun? Madem insanların özgür iradeleri yok o zaman ilah denilen zatta adalet de olmaz. Çünkü kimi neye göre cehenneme gönderecek. Zorla işledikleri suçtan insanları cezalandıran bir ilah haşa nasıl merhametli ve adaletli olur? Hem böyle bir ilah adaletsizliğini niçin gizlemeye çalışsınki? Herkesin gözü önünde böyle bir adaletsizlik yapan bir ilah kendisini gizlemeye ve adaletliymiş gibi görünmeye de çalışmaz, istediği zulmü, istdeği haksızlığı istediği şekilde yapar. Zaten zalimlerin de ortak karakteri budur. O yüzden böyle bir ilah ve yaratıcı tasavvuru baştan hatalıdır. Bizim iman ettiğimiz Allah(c.c)ın rahmet ve adaletini gösteren sayısızca delilleri etrafımızda bulunmaktadır. Bizi yoktan yaratması bu dünyada geçici olarak biraz misafir edip ağırlaması, su,hava,yemek,evlilik,çocuk sevgisi,doğa ve hayvan sevgisi gibi ,124 bin uyarıcı peygmaber göndermesi ebedi cenneti önümüze koyması, günahlara bir, iyiliklere on ve yüz sevap vermesi,son nefese kadar tevbe kapısının açık tutması ve daha birçok delil onun rahmetini göstermeye yeter. İşte bunlardan yola çıkarak kulun "ceheneme gitmemin sebebi Allah'ın(c.c) bunu bilmesiydi veya benim özgür irademin olmamasıydı" gibi bahaneleri ile kişi doğruya ulaşamaz, ancak bile bile kendini kandırır. Her kul kendi özgür iradesi ile hareket eder ve bunu da vicdanında hisseder. Sırf insanlar işledikleri günahların yükünden ve vicdan azabından kurtulmak için suçu haşa Allah'a(c.c) atmaktadır. Aslında işin temelinde daha çok bu düşünce yatmaktadır.

Allah’ın(c.c) bilmesinin bizim fiillerimizin üzerinde bir etkisinin olmadığını, “bilginin veya bilmenin” sadece bir bilmekten ibaret olduğunun izahını bu linklerden okuyunuz lütfen.

https://risale.online/soru-cevap/kader-ve-dunya

https://risale.online/soru-cevap/kader-insani-mahkum-etmez

https://risale.online/soru-cevap/kaderde-yazildigi-icin-mi-basimiza-geliyor

https://risale.online/soru-cevap/bizler-kaderin-mahkumu-muyuz

https://risale.online/soru-cevap/insan-kendi-kaderini-cizer-mi

Allah’ın bizim ne yapacağımızı bilmesi ayrı bir şey bizim ona sevgimizi göstermemiz ayrı bir durumdur. İkisini birbirine karıştırmamak lazımdır. Sevgiyi bilmek ayrıdır bu sevgiyi sergilemek ve göstermek ayrıdır. Allah da her şeyi bilmesine rağmen bunların sergilenmesini ortaya çıkarılmasını arzu etmiştir. Yoksa tüm bu bilgiler sadece Allah’ın ilminde kalacaktı. Mesela biz Peygamber Efendimizin(SAV) ibadetini, Allah’a(c.c)olan sevgisini, Allah(c.c) yolundaki mücadelesini bilemeyecek ve göremeyecektik (inşallah ahirette izleyeceğiz). Veya dünyadaki birçok harika sanat eserlerini keşfedip bilemeyecektik. Alın teri dökmenin lezzetini anlayamayacaktık. Yorulan mı yemekten daha çok lezzet alır yoksa hiç yorulmayan mı? Bu dünyada da Allah(c.c) yolunda yorulmak, alın teri dökmek, çaba göstermek hatta onun uğrunda ölmek büyük bir şeref ve lezzettir. Eğer öyle olmasaydı bunca sıkıntıya rağmen şehitler niçin tekrardan bu dünyaya dönmek istesin ki? Demek bu dünyaya gönderilmenin daha bir çok hikmetleri bulunmaktadır.

Fakat sıkça sorulan “Allah ne yapacağımızı biliyorsa o zaman bizim bu dünyada ne işimiz var” gibi soruların altında şu hatalı düşünce yatmaktadır. O da, sanki “Allah sırf bizim ne yapacağımızı BİLMEK VE ÖĞRENMEK için bu dünyaya gönderdi” diye ortaya atılan hatalı görüşten doğmaktadır. Soruya dikkat edilirse “madem biliyorsa bizim burada ne işimiz var” diyenler Allah’ın(haşa) sırf bir şeyleri bilmek ve öğrenmek için bu dünyaya gönderildiğimizi zannetmeleridir. 

Haşa Allah (c.c) “bilmek ve öğrenmek” gibi acizlik ve cehalet eseri olan bu durumlardan münezzehtir. Üstelik Allah'ın(c.c) bilmesi bizi dünyaya göndermeye engel değildir. Zaten bilmek için de göndermemiştir. Bu dünyaya gönderilİşimizin farklı gaye ve maksatları vardır. Hem Allah’ın(c.c) bizim nereye gideceğimizi önceden bilmesinin ve bunu bilmesine rağmen bu dünyaya göndermesinin ne sakıncası var. Allah’ın (c.c)tüm bunları bilmesi neden bizi dünyaya göndermeye engel olsun ki? Kişi bundan niçin bu kadar içerlemekte, rahatsız olmakta ve bundan gocunmaktadır? Allah’ın onun ne yapacağını bilmesinden kişi ne zarar görmektedir ki bunu bu kadar mesele etmektedir? Yani haşa Allah (c.c) "madem biliyor, bizi tekrardan bu dünyaya niye gönderiyor" gibi itiraz, sitem, şikayet, dudak bükme, nazlanma, sızlanma gibi edebe mugayyir hareketlerle Allah’ı sorguya çeker gibi davranmak haşa yanlış bir tutumdur.

 

DÜNYAYA GÖNDERİLİŞİMİZİN BAZI HİKMETLERİ 

Bizi yoktan var eden Allah’a(c.c) atomlar sayısınca yapacağımız teşekkürler, verdiği nefes veya bir bardak suyun karşılığı olamaz. Bize “varlık” gibi karşılığı asla ödenmeyecek bir nimeti verdikten sonra, ona nasıl sitemde bulunabiliriz. O isterse bizi tekrar tekrar dünyaya gönderir, istediği gibi imtihan eder. Biz kibir ve gururu bir köşeye bırakıp kullarına karşı Rahman ve Rahim olan Allah’a(c.c.) kul olmaya bakalım.

Önceden (ezeli ilmi ile) bizim ne yapacağımızı ve cennete veya cehenneme gideceğimizi biliyor demiştik. Demek ki ne yapacağımızı ÖNCEDEN BİLDİĞİ İÇİN tekrardan bilmek ve öğrenmek için göndermemiştir. O zaman bu gönderilişin başka gayeleri, hikmetleri ve amaçları bulunmaktadır. Bu hikmetlerin bir kısmı yukarıdaki linklerde de bulunmaktadır. Oraya da bakabilirsiniz.

İnsanda bulunan tohum gibi birçok kabiliyet, yetenek ve özellikler bu dünya toprağında filizlenip ortaya çıkacaktır. Eğer bu dünya olmasaydı bu özelliklerimiz ortaya çıkmayacaktı.

Allah(c.c) kendi isim ve sıfatlarının tecellilerini en üst seviyede gösterecek olan insanı, o tecelliler ile parlasın ve cilalansın diye bu dünyaya göndermiştir. İnsan bu tecelliler ile ya elmas olur veya kömür olur. Parlatmak cilalamak kişinin kendi elindedir. İşte rabbimiz bu isimlerin bu dünyada tecelli etmelerini görülmelerini istemiştir. O yüzden insan bu dünyada Allah'ın isimlerine bir ayine gibidir.

Allah(c.c) kendi sanatını gören gözlere, duyan kulaklara, anlayan akıllara göstermek istemiştir.

Allah kullarının kendisine herhangi bir zorlama ve cebir olmadan kendisine ibadet etmelerini arzu etmektedir. Kulun kendi hür ve özgür iradesi ile Allah’a (c.c) kul olması Allah’u Teala’yı sevindirmektedir. Allah(c.c) insanlara öyle değer veriyor ki onların zoraki değil kendi istekleri ile iman etmelerini istemektedir. Bu da insanın şeref ve kıymetini artırmaktadır.

Allah(c.c) bu dünyada kullarının ibadet etmelerini, emir ve yasaklardan çekinmelerini bizzat fiili olarak bu dünyada göstermelerini istemiştir. Allah’ın(c.c) bunu bilmesi ayrı bizim bunu göstermemiz ayrıdır.

Adaletinin gereği işlenmemiş bir suça ceza verilmez. Eğer insanları cehennemde yaratsaydı o zaman insanlar  buna itiraz eder “biz suç işlemedik ki derlerdi”. Hatta tüm bu yaşananlara rağmen insanlar ahirette yine itiraz edecek bu sefer de Allah(c.c) mecbur olmamasına rağmen sırf adaleti gereği kulların yaptıklarını onlara gösterecektir.

 


Yorum Yap

Yorumlar