Soru

Maide Suresi 3. Ayet ve Nasr Suresi'nde Hz. Peygamberin (sav) Vefatının haber Verilmesi

Bir sualin cevabında Maide Suresi 3. ayetin nüzulünden sonra Peygamberimizin (sav) vefatını anlayan kişinin Hz Ömer olduğunu ifade etmişsiniz. LBir yerde Hz. Ebubekir'in bunu anladığı ve ağladığı geçiyordu. Acaba Hz Ömer olduğuna dair başka bir rivayet mi var? Hz. Ebubekir de anlamış mıdır?

Tarih: 24.02.2025 10:36:29

Cevap

Hz. Ebubekir'e dair rivayetler de olabilir. Maide suresi 3. âyeti değil yanlız Nasr Suresi ile ilgili Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir;

"…Ve madem bu sûrenin nüzûlü vaktinde, Sahâbeler müjde-i İlâhî (ilahî müjde) ile mesrur (mutlu) oldukları halde, Ebû Bekri's-Sıddîk ve Abbâs radıyallâhü anhümâ vefat-ı Nebevîyi (Peygamberimizin vedatını) ma‘nâ-yı işârîsinden (işari manasından) fehim (anlamakla) ile ağlamışlar..[1]

 Mâide 3. âyet ile ilgili Hz. Ömer ile ilgili rivayetler ise şöyledir; 

Hz. Ömer’in, …İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam’ı beğendim…âyet-i kerîmesi hacc-ı ekber günü nâzil olduğu, Resûlullah’ın (s.a.s.) bu âyeti okuduğu, bunun üzerine de Hz. Ömer’in ağladığı rivâyet edilmiştir.[1] Resûlullah (s.a.s.): “Ne diye ağlıyorsun?” diye sorunca da Hz. Ömer: “Bu din artık kemâle erdiğine göre, ne kadar kemâl bulmuş bir şey varsa mutlaka eksilmeye koyulur. İşte bunun için ağlıyorum.” diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Resûlullah’ın (s.a.s.): “Doğru söyledin. buyurduğu kaynaklarda yer almaktadır.

Bu rivayet Taberi, İbn Atiyye, Kurtubi, Şatibi, Alusi, Zehebî, Ömer Nasuhi Bilmen başta olmak üzere bir çok âlimlerimiz tarafından rivayet edilmiştir. (Diğer kaynaklar ve sayfaları aşağıda verilmiştir.)

İbn Abbas’ın da Nasr suresi ile ilgili şu rivayeti de Hz. Ömer’in bu hadiseyi daha önceden anladığını aktarmaktadır; “Allah’ın yardım ve zaferi geldiği zaman ve insanların kâfile kâfile Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbine hamd ile tesbih et ve Ondan af dile. Çünkü O Tevvâb’dır: tövbeleri çok kabul eder.” âyeti hakkında Hz. Ömer, ashâba: “Cenab-ı Hakk’ın “İzâ câe nasrullah ve’lfeth” kavl-i şerifi hakkında ne dersiniz?” diye sormuş, cemaatten bazıları: “Yardıma ve fethe mazhar olduğumuz zaman Allah’a hamd etmek ve istiğfarda bulunmakla emir olunduk.” diye cevap vermişlerdir. Bunun üzerine Hz. Ömer, İbn Abbâs’a yönelerek: “Ey İbn Abbâs sen de mi böyle söylüyorsun?” diye sorunca, İbn Abbâs şunları demiştir: “Hayır! Bu süre Resûlullah’ın ecelidir, kendisine bu sûre ile haber verilmiştir. Bu sûrede Cenâb-ı Hak, Resûlüne şöyle demiştir: “Allah’ın nusreti ve fethi geldiği zaman, bil ki bu senin ecelinin artık yakınlığına alâmettir. Öyle ise hamd ederek Rabbini tesbih et ve O’na istiğfarda bulun! O tövbeleri kabul edicidir.” Bu yorum üzerine Hz. Ömer: “Bu âyetin tefsiri hususunda ben de senin söylediğinden başka bir şey bilmiyorum.” diyerek onu desteklemiştir.[2]

Bu rivayeti Buhari, Tirmizi, Razi, Kurtubî, İbn Kesir, Suyuti başta olmak üzere birçok kaynakta yer almaktadır. Bu rivayette de Hz. Ömer kendisinin bu şekilde anladığını ifade ederek diğer rivayeti destekler ikinci bir kıssa olmuştur.

[1] Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.195

[2]  Taberî, Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr b. Yezid (310/923), Câmiü’l-beyân fî tefsiri’l-Kur’ân, (Thk. Abdullah b. Abdulmuhsin et-Türkî), Dâru Hicr, Kahire 2001, s81; İbn Atıyye el-Endelûsî, Ebû Muhammed Abdülhak b. Gâlib (541/1147), el-Muharrerü’l-veciz fî tefsîri’l-kitâbi’l-azîz, (Thk. Abdüsselam Abdüşşâfî Muhammed), Lübnan 1993, s. 2, s. 154; Kurtubî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr (671/1273), el-Câmi’ liahkâmi’l- Kur’an, Mısır 1967, c. VI, s. 61; Şâtıbî, Ebû İshâk İbrâhim b. Musa b. Muhammed el-Gırnati (790/1388), el-Muvâfakât fî usûli’şşerî‘ a, (Haz. Abdullah Derrâzî), el-Mektebetü’t Ticâreti’l-Kübrâ ts., c. I, s. 98; Muhammed es-Seyyid Hüseyin Zehebî, et-Tefsîr ve’l-müfessirûn, Kahire 2000, c. 2, s. 263; Bilmen, Ömer Nasûhi, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâli Alisi ve Tefsiri,  Bilmen Yayın ve Basımevi, İstanbul 1992, s. 2, s. 727; Cemaleddin Kasımi, Tefsir İlminin Temel Meseleleri, terc. Sezai Özel, İstanbul 1987, s. 54.; Alusî, Ruhul Meanî,, c.2, s.61

[2] Buhârî, “Tefsir (Nasr)”, 3; Tirmizi, “Tefsir”, 90; İbn Atıyye, a.g.e., V, 532; Râzî, a.g.e., XI, 346; Kurtubî, a.g.e., XX, 232, XVII, 300; İbn Kesîr, Tefsir, IV, 600-601; Suyûtî, İtkân, IV, 206; Zehebî, et-Tefsir ve’l-müfessirûn,


Yorum Yap

Yorumlar