RİSALE-İ NUR

28.10.2012

7645

29. Söz'de Geçen Altı Temsilin Hakikati

29. Sözde "Şeffafiyyet, mukabele, muvazene, intizam, tecerrüd ve itaat" sırlarıyla alakalı verilen temsilleri izah eder misiniz? Bu temsillerle anlatılmak istenenler nelerdir? Kısaca izah eder misiniz?

15.01.2013 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorunuzda izahını istediğiniz temsillerin hepsi, Allah’ın varlıkları yaratmasındaki ve kâinatı idare edişindeki kolaylığı anlatır. Yani küçük, büyük, az, çok hangi varlık olursa olsun Allah’ın kudreti için aynıdır. Zorluk yoktur, fark yoktur. Bu temsiller ve benzetmeler, soyut hakikatleri akla yaklaştıran bir dürbün hükmündedir. Bu mevzuyla alakalı olarak sorduğunuz metinde geçen temsillerin hakikatlerini kısaca izah etmeye çalışalım:
1. Şeffafiyet Sırrı:

Birinci Temsîl: Şeffafiyet sırrını gösterir. Meselâ, şemsin feyz-i tecellîsi olan timsâli ve aksi, denizin yüzünde ve denizin her bir katresinde aynı hüviyeti gösterir. Eğer küre-i arz, perdesiz güneşe karşı muhtelif cam parçalarından mürekkeb olsa, şemsin aksi her bir parçada ve bütün zemin yüzünde müzâhametsiz, tecezzîsiz, tenâkussuz bir olur. Eğer farazâ şems, fâil-i muhtâr olsa idi ve feyz-i ziyâsını, timsâl-i aksini irâdesiyle verse idi, bütün zemin yüzüne verdiği feyzi, bir zerreye verdiği feyizden daha ağır olamazdı.1

Bu temsile göre güneş, bütün şeffaf ve parlak şeylerde görünür. Bu yansımada güneşin bütün özellikleri de oraya yansır. Bu noktada bir, bin, milyon, milyar fark etmez. Güneş hepsine aynı kolaylıkla ışığını yansır. Biri diğerine engel olmaz. Biri diğerine göre kolay veya zor olmaz. Güneş bölünmeden, parçalanmadan tam bir güneş olarak hepsinde görünür. Küçük bir su damlasında görünen güneşin yansıması aynı şekilde kocaman deniz yüzündede seyredilir.

Aynen öyle de; Allah'ın Nur isminin göze görünen maddi ve sınırlı bir tecellisi olan güneş, aynı anda parçalanmadan, eksilmeden her yere şeffafiyet sırrıyla ışığını yansıtıp her yerde bulunsun da, nurların nuru olan Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarıyla her yerde aynı anda tecelli edip bulunamasın. Her şeyi bir şey kolaylığında yaratıp idare edemesin. Haşa! Elbette Rabbimiz, her şeyi bir şey kolaylığında yaratır ve idare eder.
2. Mukabele Sırrı:

İkinci Temsîl: Mukābele sırrıdır. Meselâ, zîhayat ferdlerden yani insanlardan terekküb eden bir dâire-i azîmenin nokta-i merkeziyesindeki ferdin elinde bir mûm ve dâire-i muhîtteki ferdlerin ellerinde de birer ayna farz edilse, nokta-i merkeziyenin muhît aynalarına verdiği feyiz ve cilve-i aks müzâhametsiz, tecezzîsiz, tenâkussuz nisbeti birdir.2

Bu temsile göre, insanların oluşturduğu bir büyük daire düşünelim. Bu dairenin tam ortasında bir kişinin elinde bir mum veya lamba olsa, diğerlerinin elinde de birer ayna bulunsa, o lamba veya mumun ışığı bütün aynalara aynı anda ve kolay bir şekilde girer. Yine bir ile bin arasında fark yoktur. Aynı kolaylıkla bütün aynalarda ışık görünür. Birine ışığı vermesi, diğer aynalara vermesine engel değildir. Bölünmeden ve parçalanmadan tam bir lamba veya mum bütün aynalarda gözükür.

İşte bu misal gibi, bütün varlıklar Cenab-ı Hak'tan gelecek emirleri beklemektedirler. Tüm varlıklar hal diliyle ona yönelmiştir. Cenab-ı Hak cismani olmadığı için zaman ve mekân onu kayıt ve sınır altına alamaz. Kâinat onun her yerde hazır ve nazır olmasına engel olamaz. Cisimler onun fiillerine perde ve engel olamaz. Bir şey diğer bir şeye engel olamaz. Sayısız fiilleri bir iş gibi kolayca yapar.
3. Muvazene Sırrı:

Üçüncü Temsîl: Muvâzene sırrıdır. Meselâ, hakîkî ve hassâs ve çok büyük bir mîzân bulunsa, iki gözünde iki güneş veya iki yıldız veya iki dağ veya iki yumurta veya iki zerre herhangisi bulunursa bulunsun, sarf olunacak aynı kuvvet ile o hassâs azîm terâzinin bir gözü göğe, biri zemine inebilir.3

Bu temsile göre çok büyük bir terazi düşünelim. Bu terazi büyüklüğü ile beraber çok hassas olsun. Bu terazinin bir gözünde bir güneş, diğer gözünde yine bir güneş olsa; veya bir gözünde bir dağ diğer gözünde aynı ağırlıkta bir dağ bulunsa; veya iki gözünde iki yumurta bulunsa ve her iki kefe de dengede olsa, sarf edilecek aynı kuvvetle terazinin bir kefesi yukarı diğer kefesi aşağı indirilir. Dikkat edilirse aynı kuvvet hepsini aynı kolaylıkla indirir ve kaldırır. Biri diğerine göre zor değildir.

Varlıklar da var olmak, vücut bulmak için Cenab-ı Hak'ın dilemesine bağlıdırlar. Yaratılacak varlık ister dağ olsun, isterse bir sinek olsun fark etmez. Cenab-ı Hakk'ın dilemesine bağlı olarak aynı emirle ve kudretle, tüm varlıklar yaratılır. Atom ile galaksi, çiçek ile cennet, Allah'ın kudretine nispetle aynı seviyededirler.
4. İntizam Sırrı:

Dördüncü Temsîl: İntizâm sırrıdır. Meselâ, en azîm bir gemi en küçük bir oyuncak gibi çevrilebilir.4

Bu temsile göre, bir oyuncak araba direksiyon sistemiyle nasıl kolayca çevrilebiliyorsa kocaman bir yük gemisi de aynı sistem ve düzen ile basit bir şekilde çevrilip yönlendirilebilir. Oyuncak veya geminin küçüklük ve büyüklüğünden ziyade içlerindeki düzenek kolaylığa vesile olmaktadır..

Aynen öyle de, Rabbimizin kâinatın içine yerleştirdiği düzen ve sistem, Cenab-ı Hak'ın iradesine bağlı olarak kâinatın çok kolay bir şekilde işlemesini ve idaresini sağlar. Büyük bir galaksi ile küçük bir karıncayı idare etmek Cenab-ı Hak'ın kudretine göre aynı kolaylıktadır. Uzak, yakın, küçük, büyük bu noktada aynıdır.
5. Tecerrüd Sırrı:

Beşinci Temsîl: Tecerrüd sırrıdır. Meselâ, teşahhusâttan mücerred bir mâhiyet, bütün cüz’iyâtına, en küçüğünden en büyüğüne tenâkus etmeden, tecezzî etmeden bir bakar, girer. Teşahhusât-ı zâhiriye cihetindeki hususiyetler müdâhale edip şaşırtmaz. O mâhiyet-i mücerredenin nazarını tağyîr etmez. Meselâ, iğne gibi bir balık, balina balığı gibi o mâhiyet-i mücerredeye mâliktir. Bir mikrop, bir gergedan gibi mâhiyet-i hayvâniyeyi taşıyor.

Bu paragrafa göre teşahhusattan mücerred bir mahiyet, yani ceset giymemiş bir öz halindeki bütün fertlerdeki yapı aynıdır. Balık olmak noktasında hamsi de bir balıktır. Balina da bir balıktır. Balık olma özelliği bütün balıklara aynı kolaylıkla girer.  "Balina balıktır da hamsi balık değildir" diyemeyiz. Burada balık olma keyfiyeti küçüklük ve büyüklük olarak fark etmez. Hepsine aynı kolaylıkla hükmeder.

Aynen öyle de küçük bir varlığı yaratmakla büyük bir varlığı yaratmak arasında Cenab-ı Hak için fark yoktur. Hepsi mahluktur, aynı seviyededir. Cenab-ı Hak'tan gelen kün yani Ol! emri ile sinekle güneşin yaratılması Rabbimiz için aynı derecede kolaydır.
6.İtaat Sırrı:

Altıncı Temsîl: İtâat sırrını gösterir. Meselâ, bir kumandan, “Arş!” emri ile bir neferi tahrîk ettiği gibi, aynı emir ile bir orduyu tahrîk eder.5

Bu temsile göre bir komutan "arş-ileri" emriyle bir askeri harekete geçirdiği gibi bir taburu, hatta bir orduyu da harekete geçirebilir. Dikkat edilirse aynı emirle hepsine hükmetmektedir. En küçük bir zorluk olmaz. Komutan aynı emirle bir asker hareket edip durduğu gibi büyük bir ordu da hareket eder ve durur.

Aynen öyle de, bütün varlıkların Cenab-ı Hakk'a karşı kayıtsız ve şartsız bir itaati söz konusudur. Aynı emirle bir varlığı yaratmasıyla her şeyi yaratması, halden hale çevirmesi, Rabbimiz için çok kolaydır. Az veya çok bu hususta birdirler, fark etmez.

Sonuç olarak;

Bizlerin de kendimize göre bir gücümüz ve kudretimiz vardır. Fakat bizim kudretimiz kendimizden olmayıp sonradan verildiği için sınırlıdır. Bunun için bize göre bir kalemi kaldırmak kolaydır. Ama bir sırayı kaldırmak ona göre daha zordur. Büyük ve ağır bir masayı kaldırmak daha zordur. Bir binayı kaldırmak ise bizim için imkânsızdır.

Hâlbuki Allah’ın kudretinin kaynağı kendisidir. Yani başkası tarafından verilmemiştir. Kudretin zıddı olan acizlik Allah’ta bulunmadığından onun kudretinde dereceler de bulunmaz. İşte bütün bu örneklerde olduğu gibi yaratılmış varlıklarda bu kolaylıklar oluyorsa, kudretinde sınır ve had olmayan Allah için zorluk ve güçlük olamaz. Sonsuz kudretine nispetle bir çiçeği yaratması ile bir baharı yaratması ve hatta ahiret âlemlerini yaratması aynı kolaylıktadır. Bir iş bir işe mani olmadığı gibi zorluk dereceleri de olmaz.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.207

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.207

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.207

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.207

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.207


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız