Ahlak

12.01.2012

8279

Gıybet Etmenin Caiz Olduğu Yerler

Gıybet ne demektir? Hangi şartlarda gıybet edilebilir? Açıkça günah işleyenin arkasından konuşulur mu, bu gıybet olur mu?

12.01.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

GIYBET NEDİR?

Gıybet diğer adıyla dedikodu dinimizce haram kılınan sosyal bir hastalıktır. Gıybet fiilinin tanımı şu şekildedir:

"Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır.1

Dikkat edilirse gıybet kişinin duyduğu takdirde kırılıp darılacağı şeylerin arkasından konuşulmasıdır. Burada söylenen şeyin doğru ve haklı olması o fiilin gıybet olmasını engellememektedir. Nitekim zaten yalan olsa bu hem iftira hem de gıybet olarak nitelendirilir. Gıybetin yasaklanmasının en mühim hikmeti, gıybet edilen kişinin eksikliklerinin anlatılarak başkalarının ona karşı olan sevgi ve kardeşlik duygularının zedelenmesidir.

Gıybet, insanların dış görünüşleri veya fiziksel bazı kusurları ile ilgili olabildiği gibi, kişinin ailesi, soyu, ırkı, huyu, ahlâkı veya diniyle alâkalı da olabilir. Kişiyi kızdıran, kıran veya onurunu ve gururunu inciten lakaplar takmak da gıybete girmektedir.

Çoğu zaman insanın arkasından konuşarak sözle yapılan gıybet, kimi zaman da bir kaş göz hareketiyle, bükülen bir dudakla veya el kol işaretiyle, hatta göz kırpmayla da gerçekleşebilir. Eğlence ve mizah gayesiyle veya şaka niyetiyle de olsa başkasını taklit etmek de gıybettir. Gıybet bazen açıkça ifade edilmese de, yazıyla, imayla, kurnazca dile getirilen kinayeli sözlerle de gerçekleşebilir.

GIYBETİN CAİZ OLDUĞU YERLER NERELERDİR?

Gıybete izin verilen durumlar hakkında Bediüzzaman Hazretleri'nin ifadelerini paragraflar şeklinde buraya alıyoruz:

Birisi, şekvâ sûretinde bir vazîfedâr adama der. Tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izâle etsin ve hakkını ondan alsın.2

1) Yani bir kişi bir kötülük ya da haksızlık görür fakat kendisi bu işe müdahale edemezse, oradaki yetkili veya büyük bir kişiye müracaat edip haksızlık yapan kişinin hallerini, hakkın yerini bulması için yetkili kişiye anlatabilir. Burada anlattığı fiiller gıybete girmez.

Birisi de, bir adam onunla teşrîk-i mesâî etmek ister. Senin ile meşveret eder. Sen de sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: “Onun ile teşrîk-i mesâî etme, Çünkü zarar göreceksin.3

2) Yani bir adam biriyle iş yapmak ister ve bizimle o kişi hakkında istişare etmek isterse, biz de işin faydası ve sağlıklı yürümesi için bir kasıt ve garaz olmadan o kişinin yanlışlarını söylersek gıybete girmez. Mesela “borcuna sadık değildir, yalan konuşur” gibi söylemler gıybet olmaz.

Birisi de, maksadı tahkîr ve teşhîr değil, belki maksadı ta‘rîf ve tanıttırmak için dese: “O topal ve serseri adam filan yere gitti.4

3) Yani insanları küçümsememek veya alay etmemek maksadıyla tanındığı, nam saldığı bir lâkapla onu anmak gıybete girmez. Mesela adamın lâkabı “Kel Ali” ise, bu kişiyi böyle tarif etmekte sakınca yoktur. Bu şekildeki sözler gıybet olmaz.

Birisi de, o gıybet edilen adam fâsık-ı mütecâhirdir. Yani fenâlıktan sıkılmıyor. Belki işlediği seyyiâtla iftihâr ediyor. Zulmü ile telezzüz ediyor. Sıkılmayarak âşikâre bir sûrette işliyor.5

4) Fâsık-ı Mütecahir, açıktan açığa, kimseden çekinmeden günah işleyen ve işlediği günahla övünen kimseye denir. Bu sıfatlara kim müstehaksa, o kimse fâsık-ı mütecahirdir. Mesela içki içen fâsıktır, günahkârdır. Ancak bunu bir maharetmiş gibi övüne övüne anlatan kimse fâsık-ı mütecahirdir. İşte böyle kimseler hakkında yapılan konuşmalar gıybete girmez. Çünkü diğer kişiler bu hususu bilmezse yanlışa, kötüye, günaha o kişi vasıtasıyla girebilir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.1, s.120

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.1, s.120

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.1, s.120

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.1, s.120

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.1, s.120


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız