Allâh'ın insanları zekâ bakımından farklı yaratmasının birçok hikmeti vardır. Bu farklılık, öncelikle dünya hayatının bir imtihan meydanı olmasındandır. Her insana aynı kuvvet, aynı zekâ, aynı kabiliyet verilseydi sabır, şükür, tevazu, yardımlaşma, merhamet ve mes'uliyet gibi pek çok mânâ tam görünmezdi. Kimi daha keskin anlayışla, kimi daha sade bir idrakle imtihan olur; fakat herkes kendi istidadı nisbetinde hesaba çekilir.İkinci olarak, bu farklılık hayatın sosyal nizamı içindir. İnsanlar aynı seviyede olsaydı sanatların, mesleklerin, hizmetlerin ve vazifelerin taksimi bozulurdu. Hâlbuki sosyal hayatta birinin ilimde, birinin sanatta, birinin idarede, birinin bedenen çalışmada öne çıkması insanların birbirine muhtaç olduğunu gösterir. Bu da hem yardımlaşmayı hem de aczini ve fakrını anlayıp kulluğa yönelmeyi ders verir.Üçüncü olarak, zekâdaki farklılık mutlak bir üstünlük ölçüsü değildir. İslâm'da insanın kıymeti yalnız aklî kuvvetiyle değil; îmanı, takvâsı, ihlâsı ve istikametiyle ölçülür. Çok zeki bir insan, zekâsını gurur, inkâr veya hile yolunda kullanırsa bu nimet onun aleyhine dönebilir. Buna karşılık sade bir insan, samimiyet, teslimiyet ve güzel ahlâkla Allâh katında çok yüksek dereceler kazanabilir.Allah katında en üstün olanınız, takvâca en ileri olanınızdır. 1Dördüncü olarak, bu farklılık şükür ve tevazu dersidir. Zekâsı kuvvetli olan kimse, bunu kendinden bilmemelidir. Çünkü akıl da, anlayış da, hafıza da, kavrayış da verilmiş birer nimettir. Nimet, iftihar için değil; şükür, hizmet ve hakka teslimiyet içindir. İnsan kendi meziyetini sahiplenip gurura düşerse nimetin hikmetine zıt hareket etmiş olur.Diğer taraftan, zekâsı daha sınırlı olan bir kimse de ümitsizliğe düşmemelidir. Allâh Teâlâ, kullarını güçlerinin yettiği kadar mükellef kılar. Dindeki mes'uliyet, insanların yaratılıştan gelen kabiliyet farklarını dikkate alır. Herkes kendi hâline, niyetine, gayretine ve kendisine verilen imkâna göre değerlendirilir.Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.2Netice olarak, zekâdaki farklılık bir adaletsizlik değil; hikmetli bir taksimdir. Bu taksimle hem imtihan sırrı gerçekleşir, hem içtimaî hayat düzen bulur, hem de insan nimetin hakikî sahibini tanımaya sevk edilir. Esas olan, sahip olunan zekânın miktarı değil; onun nerede ve nasıl kullanıldığıdır.Ayrıca BakınızDÜNYADAKİ İMTİHANİMTİHANDA ADALET NASIL OLUR?ALLAH NETİCEYİ (CENNET-CEHENNEM) BİLDİĞİNE GÖRE BİZİ NİÇİN İMTİHAN EDİYOR?İMTİHANKaynakçalarHucurat, 49/13.Bakara, 2/286.