İslâm'da eğitim ve bilim anlayışının oluşmasında etkili olan husus yine İslâm'ın kendisidir. Özellikle Kur'ân ve hadislerde ilme ve tefekküre olan teşvik, akla olan vurgu bunun bir göstergesidir. Örneğin Kur'an'da 2iki ayet şöyledir:....De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak (selîm) akıl sâhipleri ibret alır.”1Ve “Rabbim! İlmimi artır!” de!2İslâm'ın bu öğretisi, Müslümanların ilmi; ibadet, tefekkür ve insanlığa hizmet vesilesi olarak görmesine sebep olmuştur.Öte yandan İslâm'ın Müslümanlara yüklediği ilahî mesajı insanlığa duyurmak vazifesi ile tebliğ hareketleri ve fetihler başlamıştır. Bunun neticesinde ise Müslümanlar yeni kültür ve medeniyetler ile tanışmış, tüm bunları İslâm'ın temel tevhid akidesi kapsamında yeniden değerlendirerek kazanım hâline getirmiştir. Hususen Emeviler döneminde temelleri atılan ve Abbasiler döneminde sistematik hâle getirilen çeviri faaliyetleri ile İslâm toprakları ilim ve bilimin merkezi hâline gelmiştir. Özellikle Halife Me'mun döneminde Bağdat'ta kurulan Beytü'l-Hikme, kısa sürede dönemin meşhur araştırmacılarını kendi bünyesinde toplamaya başlamıştır.Bu merkezde Galen ve Hipokrat'ın tıpla ilgili metinleri tercüme edilmiştir. Beytü'l-Hikme'de görev yapan bilginler eski metinleri tercüme etmekle kalmayıp kendi eleştirilerini ve özgün düşüncelerini de yazma fırsatı buldular. Bunların arasında önemli bir yere sahip olan Huneyn bin İshak, daha önce tercüme edilen eserleri yeniden gözden geçirdi. Onun sayesinde tıp ve farmakoloji ile ilgili birçok değerli eser bir araya getirildi.Müslüman toplumların çeviri geleneği ileriki yıllarda da sürmüştür. Nitekim Mısır'da egemen olan Fatımiler 1005'te Kahire'de Beytü'l-Hikme geleneğine uygun Darü'l-Hikme adıyla bir araştırma merkezi kurdular. Tespitlere göre burada görev yapan araştırmacıların kullanımına verilen devasa kütüphanede hukuktan tıbba, mantıktan matematiğe binlerce eser bulunmaktaydı.3İlim ve bilimin altın çağında İslâm topraklarında Kur'ân'ın tefekküre sevk eden terbiyesiyle, akıl ile nakil birbirine düşman görülmemiş; astronomi, tıp, matematik ve benzeri sahalarda ciddi inkişaflar yaşanmıştır. Zira kâinata bakmak, yaratıcıyı tanımaya bir vesile kabul edilmiştir.Sonraki dönemlerde ilim ve bilimin yavaşlamasının en genel sebepleri, ilmin hakikî gayesinin zayıflaması, tefekkür ve tahkik yerine taklidin artması, siyasî ve içtimaî sarsıntılar, İslâm devletlerinin zayıflaması ve medrese ile müsbet fenlerin birbirinden uzaklaşması şeklinde sıralanabilir. Din ile fen ayrıldıkça, biri taassuba, diğeri gaflete düşebilmiştir.Ayrıca BakınızİSLÂM'IN POZİTİF BİLİMLERE BAKIŞI / BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN BİLİM ANLAYIŞIKUR'AN İLE BİLİM ARASINDA GÖRÜNEN ÇELİŞKİLER NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?KUR'AN-I KERİM'İN BİLİMSEL MUCİZELERİ NELERDİR?KaynakçalarZümer, 39/9.Tâ-Hâ, 20/114.Adnan DEMİRCAN, Ana Hatlarıyla İslam Medeniyeti, Siyer Yayınları, İstanbul/2021, s. 72.