Son Cevaplanan Sorular

8.078

"Her Cemâl Ve Kemâl Sâhibi, Kendi Cemâl Ve Kemâlini Görmek Ve Göstermek İster" İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır?

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:Her cemâl ve kemâl sâhibi, kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultân-ı zîşân dahi istedi ki, bir meşher açsın. İçinde sergiler dizsin. Tâ, nâsın enzârında hem saltanatının haşmetini, hem servetinin şa'şaasını, hem kendi san'atının hârikalarını, hem kendi ma'rifetinin garibelerini izhâr edip göstersin. Tâ, cemâl ve kemâl-i ma'nevîsini iki vecihle müşâhede etsin. Bir vechi, bizzât nazar-ı dekāik âşinâsıyla görsün; diğeri, gayrın nazarıyla baksın.1Güzellik (cemal) ve mükemmellik (kemal) sahibi olan bir varlık, sahip olduğu bu güzelliği hem görmek hem de başkalarına göstermek ister. Nitekim Cenabı- Hak Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım.2Bir hadisi-i şerifte de bu yaratılış sırrı şöyle ifade edilmektedir:Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.3Yani Allah, sahip olduğu sonsuz güzellik ve mükemmelliği, isim ve sıfatlarıyla kâinatta tecelli (yansıtmak) ettirerek âdeta kendini tanıttırmaktadır. Bu tanıttırma ise sadece sözle değil, bizzat yarattığı varlıklar üzerinden gerçekleşir. Kâinatta gördüğümüz her düzen, her sanat ve her hikmet, O'nun ilminin, kudretinin ve güzelliğinin birer yansımasıdır. Mesela bir çiçeğin zarif şekli ve kokusu, “Cemîl” ismine; kusursuz işleyen bir düzen ise “Hakîm” ismine işaret eder. İnsan da bu tecellileri anlayabilecek kabiliyette yaratıldığı için, varlığa bakarak Allah'ı tanıma görevine sahiptir.Burada akla şu soru gelebilir: Allah'ın kendini tanıtmaya -haşa- ihtiyacı mı var? Elbette yoktur. Çünkü ihtiyaç, eksiklikten doğar. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu noktada temel mantık, ihtiyaç değil, kemalin gereğidir. Nasıl ki çok yetenekli bir ressamın resim yapmaya ihtiyacı yoktur, yani yapmasa da bir eksiklik yaşamaz. Fakat onun içinde bulunan sanat kabiliyeti, bir şekilde ortaya çıkmak ister. Güzel tablolar yapması, onun muhtaç olmasından değil, sahip olduğu sanatın bir gereği olmasındandır. Aynı şekilde bir şairin şiir yazması ya da bir müzisyenin beste yapması da böyledir. Bu, bir zorunluluk veya ihtiyaç değil, güzelliğin ve yeteneğin dışa yansımasıdır.Bu bağlamda insanın yaratılış gayesi de burada ortaya çıkmaktadır. İnsana düşen kısım ise kâinata bakarak bu tecellileri görmek, anlamak ve Allah'ı tanımaktır. Kulluk da zaten bu tanımanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yani insan önce Allah'ı tanır, sonra O'na yönelir ve ibadet eder. Böylece hem kâinatın yaratılış sırrı hem de insanın varoluş amacı daha açık bir şekilde anlaşılmış olur.Ayrıca BakınızKUR'ÂN'DA ALLAH'IN KENDİNİ ÖVMESİ NASIL ANLAŞILMALIDIR?MARİFETULLAH VE MUHABBETULLAHALLAH'IN KENDİNİ TANITTIRMAK İSTEMESİNİN HİKMETİALLAH'IN VARLIĞINI İSPATKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 12.Zariyat, 51/56.Acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 132.

4.417

Cennette Allah İle Konuşmak Mümkün Olacak mıdır?

Bilindiği üzere Kelam Allah'ın subuti sıfatlarındandır. Bu sıfatın bu dünyadaki tecellisini nazara aldığımızda konuşma olarak adlandırılabilir. Bu konuşmanın nasıl olduğu konusunda bir bilgimiz olmadığı gibi mahiyeti de bizce meçhuldür. Kesinlikle insanların konuşma tarzı gibi aklımıza gelmemelidir. Böyle bir konuşma tarzını Allah'a nisbet etmek yanlış ve hatalı olur.Kelam sıfatı, nefsi ve lafzi olmak üzere ikiye ayırılmıştır. Nefsi kelam Allah'ın Zatı ile kaim, mahiyetini idrak edemediğimiz ezeli bir sıfattır. Lafzi kelam ise nefsi kelama delalet eden ses ve harflerden müteşekkil olan Kur'an'ın lafzıdır. Bu lafzi kelam ezeli olmayıp, hadistir.Bu dünyada Allah'ın kelam sıfatının varlıklar üzerindeki yansıması, bizde harfler ve sesler yoluyla konuşma şeklinde tezahür etmektedir. Çünkü biz konuşurken harfleri sıralayarak tedrici bir şekilde konuşuruz. Konuşmamız zorunlu olarak bir sıralamaya, tertibe ve zamansal akışa bağlıdır. Fakat Sübhan olan Rabbimizin konuşması maddi ve fiziksel tüm unsurların dışında tasavvuru mümkün olmayan bir şekilde bilmediğimiz bir tarzda gerçekleşecektir. Bunu bizim dünyevi ve maddi şartlarla anlamaya çalışmamız mümkün değildir. Fakat biz bazı ayetlerden ve sahih hadislerden yola çıkarak Allah'ın cennette müminlere nida edeceğine inanıyoruz. Fakat bunun nasıl olacağını ve mahiyetinin ne olduğunu maalesef dünya şartları içinde algılamamız mümkün değildir. Konuyla ilgili Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur:Çok merhametli Rab'den (onlara) hitâben (bir de) selâm vardır.1Bu ayeti tefsir eden Cerir et-Taberi hazretleri şu ifadeleri kullanır:Bu ayet-i kerime farklı şekillerde izah edilmiştir. Bu izahlardan biri me­alde verildiği gibidir. Diğer bir izah tarzına göre de ayetin manası şöyledir: "Cennetlikler için arzuladıkları her şey vardır. Bu da Allah'ın, onları güvenlik içinde kılması ve esenliğe kavuşturmasıdır. Bu, rahman olan Rab tarafından bir sözle gerçekleşir.Cabir b. Abdullah'tan bu ayet-i kerimeyi izah eden şu hadis-i şerif rivayet edilmiştir: "Cabir diyor ki: "Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Cennetlikler kendilerine verilen nimetler içinde yaşarken birden onları bir nur kaplar. Onlar başlarını kaldırırlar bir de ba­karlar ki Rableri üstten onlara bakmaktadır. Ve "Ey cennet ehli selam olsun si­ze." der. Allah'ın: "Bir de Rahim olan Rablerinden onlara söz olarak selam var­dır." sözü bunu ifade eder. Allah onlara bakar. Onlar da ona bakarlar. Cennetlik­ler Allah'a baktıkları müddetçe hiçbir nimete iltifat etmezler. Nihayet Allah on­lara görünmez olur. Ancak Allah'ın nuru ve bereketi onların yurtlarında, üzerle­rinde devam eder. 2Peygamber Efendimiz de (sav) bazı hadislerinde bu konuda şunları bildirmiştir:Allah Cennetliklere şöyle buyuracak: Ey Cennetlikler! Onlar da Ey Rabbimiz buyur, emret emrini yerine getireceğiz derler. Allah: Cennete girmekten dolayı memnun musunuz? Cennetlikler diyecekler ki: “Nasıl memnun olmayız yarattıklarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” Allah: “Ben bundan daha iyisini size vereceğim” Onlar: Bundan daha üstün şey ne olabilir? Diyecekler. Allah'ta şöyle buyuracak: Sizden razı olduğumu bildirecek ve asla gazab etmeyeceğim. 3Allah Ya Adem! diyecek. O da:Lebbeyk ve Sa'deyk. Bütün hayır senin yed-i kudretindedir diye cevap verecek. Allah Teala Hazretleri: Cehennem heyetini çıkar buyuracak. Adem Aleyhisselam: Cehennem heyeti ne kadardır? diye soracak? Allahü Zülcelal: "Her bin kişinin dokuz yüz doksan dokuzudur." buyuracak.Ya Resulallah! Acaba bu (binde bir zat) hangimiz olacak? dediler. Bunun üzerine Resulallah (sav): Müjde size! Ye'cüc ile Me'cüc'den bin, sizden bir kişi buyurdu. 4Ayet ve hadisler beraber değerlendirildiğinde, Allah cennet ehline nida edecek, selam verecek ve rızasını bildirecektir. Bu, Allah'ın kelam sıfatının ahiretteki tecellisidir. Ancak bu hitap ve konuşma, beşeri konuşma tarzı gibi ses, harf, dil, titreşim, zaman ve mekân gibi kurallara bağlı bir konuşma değildir. Mahiyeti bilinmeyen, keyfiyeti idrak edilemeyen, yalnızca Allah'a mahsus ilahi bir kelamdır.Allah maddeden, zamandan, mekândan ve bütün mahlukat kayıtlarından münezzehtir. Bu sebeple O'nun konuşması da varlıkların konuşmasına benzemez. Konuşma vardır fakat nasıllığı bilinmez. Bu nedenle ne inkâr edilir, ne teşbih edilir (insan konuşmasına benzetilir), ne de tasvir edilmeye çalışılır. Sadece Allah'ın kelam sıfatına iman edilir ve bunun ahirette cennet ehli üzerinde ilahi bir hitap olarak tecelli edeceği kabul edilir.Sonuç olarak denilebilir ki, Allah Cennet ehline nida edecek fakat bunun nasıl olacağını bizim bilmemiz mümkün değildir. Cennet ehli için cennette en büyük nimet; ne köşklerdir, ne ırmaklardır, ne de maddi nimetlerdir. En büyük nimet, Allah'ın rızasına ermek, O'nun hitabına muhatap olmak, selamına mazhar olmak ve cemalini görmektir.Ayrıca BakınızALLAH'IN KELAM SIFATIKaynakçalarYasin, 36/58.Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi, İstanbul 1996, c.7, s. 54-55.Müslim, Cennet, 3.Buhari, Rikak, 46.