RİSALE-İ NUR

23.01.2025

230

"...İşte evvelki beş satırda, beş vecihle ve beş tevâfukla şimdi hizmet-i Kur’âniyenin başında bulunanı gösteriyor. Birinci Vecih: Âhirdeki satırda, تَع۪يشُ سَع۪يدًا ismini sarâhatle haber vermekle beraber, maîşet hususunda izzet ve saadetle geçineceğini haber veriyor..."

Sekizinci Lema’da geçen şu cümleleri devamıyla birlikte izah eder misiniz?

23.01.2025 tarihinde cevaplandı.

Cevap

“Beşinci satırdan sonra gelen hâtime-i kasîde, وَجَدّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اَعْن۪ي مُحَمَّدًا ٭ اَنَا عَبْدُ الْقَادِرِ دَامَ عِزّ۪ي وَرِفْعَت۪ي dir. İşte evvelki beş satırda, beş vecihle ve beş tevâfukla şimdi hizmet-i Kur’âniyenin başında bulunanı gösteriyor.

Beşinci satırdan sonra gelen kasîdenin son kısmı ise şöyledir: “Ve dedem Resûlüllâh’tır; yani Hz. Muhammed (sav) demek istiyorum. Ben Abdulkadir’im; izzetim ve âlişânım daim olmuştur.”[1]

Yukarıda meâli verilen beş satırda beş ayrı tarzda ve beş tevafukla[2] Şeyh Geylânî Hazretleri, bu zamanda Kur’ân hizmetinin başında bulunan Bediüzzaman Hazretlerini gösterip ondan haber veriyor.

Birinci Vecih: Âhirdeki satırda,  تَع۪يشُ سَع۪يدًا ismini sarâhatle haber vermekle beraber, maîşet hususunda izzet ve saadetle geçineceğini haber veriyor. Evet Hocamız, küçüklüğünden beri fakr-ı hâliyle ve istiğnâ-yı tâm ile beraber maîşet hususunda en mes‘ud bir zâttır.”[3]

Şeyh Abdulkadir Geylânî (ks), beşinci satırda تَع۪يشُ سَع۪يدًا  “Taîşu Saîden”[4] ibaresi ile açıkça “Said” ismini gösterdiği gibi, Hz. Üstad’ın maişet ve geçim yönünden de ‘Saîd’ olacağına yani mesut ve rahat bir hayat süreceğine işaret etmektedir.

Bediüzaman Hazretleri, küçüklüğünden itibaren kimseden zekât ve sadaka kabul etmemiştir. Hatta karşılıksız hediye[5] kabul etmemeyi dahi hayatının en önemli kaidelerinden birisi olarak benimsemiştir. Buna rağmen asla geçim sıkıntısı çekmemiştir. Rızık ve geçim hususunda hiç kimseye minnet etmeden rahat bir hayat sürdüğü ise herkesçe bilinen bir hakikattir.


[1] Mecmuatü'l-Ahzab, Şazeli cildi, s.562

[2] Tevafuk, iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi demektir. Özellikle tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında İlâhî bir kasıt ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir.

[3] Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 144

[4] Said (bahtiyar) olarak yaşarsın.

[5] Bediüzzaman Hazretlerinin hediye kabul etmemesinin altı sebebi için bakınız: Bediüzzaman, Mektubat-1, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 8


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız