Öncelikle ilgili metin şöyledir:
Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürîd mâbeynindeki vâsıta değildir. Belki hakîkî kardeşlik vâsıtalarıdır. Olsa olsa bir üstâdlık ortaya girer.1
Bahsi geçen metinde Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur mesleğinde iman ve Kur'ân hizmetinin bir usulü olarak, bu hizmeti yürüten talebelerin birbiriyle olan alakalarının uhuvvet (kardeşlik) olduğunu vurgulamaktadır. Kendi aralarında rekabete sebep olup ihlaslarını zedeleyecek veya kıracak hiyerarşik bir makam sisteminin bulunmadığını bildirmektedir. Bununla beraber bu hizmetin başında bulunup bu hizmeti sevk ve idare etme noktasında ancak bir üstadlık makamı bulunabileceğini ifade etmektedir.
Lügatte "üstad"ın manası şu şekilde geçmektedir: İlim veya sanatta üstün olan kimse; usta, sanatkâr, muallim; bilgide veya sanatta veya amelde maharetli zat. Buna göre talebeler arasında üstadlık alakasının bulunması, risalede düsturları (prensipleri) ayrıntılı bir şekilde anlatılan ihlas kavramına zarar verebilecek bir durum olsa gerektir.
Bununla beraber Bediüzzaman Hazretleri bazı mektuplarında, belirli bir bölgede veya medresede hizmetleri idare eden ve o bölgedekiler adına irtibatı sağlayan bir kısım talebelerine "üstad" tabirini kullanmış; ancak talebeler arasında bu manada bir kullanım ve uygulama meşhur olmamıştır. Yalnız Bediüzzaman Hazretleri'nden sonra Risale-i Nur Cemaati'nin başına geçecek kişi nazarıyla "Üstad-ı Sânî" gibi tabirler diğer talebeler tarafından özellikle Hüsrev Efendi için kullanılmıştır. Soruda geçen üstadlık meselesi de bununla alakalıdır.
Bahsinde bulunduğumuz İhlâs Risalesi’nin son kısmındaki şu metnin meselemize açıklık getireceği kanaatindeyiz:
... mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaz‘iyeti takınamaz. Uhuvvetteki makamât geniştir. Gıbtakârâne müzâhameye medâr olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe, muâvin ve zahîr olur; hizmetini tekmîl eder.2
Yani Risale-i Nur Hizmeti'nin esası kardeşliktir. Biri diğerine baba veya mürşid vaziyetine giremez. Kardeşlikte makam çoktur; ama rekabet ve kıskançlık yeri yoktur. Herkes ancak birbirine yardımcı olup vazifesini tamamlar.
Bediüzzaman, Lemalar, Hayrat Neşriyat, Isparta, 2016, s. 170
Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 174

