Dinimiz, insanın temiz, düzenli ve güzel giyinmesini teşvik eder; ancak bunu yaparken israf, gösteriş ve kibirden uzak durmayı temel ölçü olarak belirler. Bu nedenle bir kıyafetin pahalı olması tek başına yanlış kabul edilmez. Asıl önemli olan, o kıyafetin hangi niyetle alındığı ve kişinin hayatındaki dengeyi bozup bozmadığıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu konuda şöyle genel bir ölçü verilmiştir:
Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.1
Âyet, sadece yeme içme değil, bütün harcamalarda ölçülü olmayı emreder. Müfessirler, bu ayetin giyim dâhil tüm tüketim alanlarını kapsadığını ifade ederler.2
İnsan her türlü hâlinde ölçüyü korumalıdır; çok fazla alınıp yıllarca dolapta duran elbise ve ayakkabılar israf sınıfına girer. Güzel, kaliteli ürünlerin alınması elbette israf değildir; fakat buradaki ölçü, kıyafete verdiğimiz para bizi yapacağımız hayırlardan alıkoyacak seviyedeyse ve diğer insanlara karşı büyüklenmeye sevk ediyorsa, bu bizim için bir güzellik değil günah olur. Nitekim Peygamber Efendimizin (sav) hadisleri de bu dengeyi net olarak şöyle ortaya koymaktadır:
İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurmuştu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Allah Teâla hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın ibtali, insanların tahkiridir" buyurdular."3
Harcamalarda ölçünün korunmasını buyuran Peygamberimizin (sav) başka bir hadisi ise şöyledir:
Yiyin, için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının.4
Ayrıca kibirle giyinmenin tehlikesine dikkat çeken şu hadis de niyetin önemini ortaya koyar:
Kim kibirlenerek elbisesini yerde sürürse Allah kıyamet günü ona rahmet nazarıyla bakmaz.5
İslâm âlimleri de bu ayet ve hadisleri esas alarak ortak bir hükme varmışlardır. İmam Nevevî, İmam Gazâlî ve İbn Âbidîn gibi âlimler, imkânı olan kimsenin güzel giyinmesinin mubah olduğunu; fakat bunun gösterişe dönüşmesi hâlinde mekruh veya haram olabileceğini belirtirler.6 Yani İslâm’da ölçü, fiyat değil; niyet, ihtiyaç ve dengedir.
Sonuç olarak; dinimizce lüks sayılabilecek kıyafetler giymek tek başına israf değildir. Kişi imkânı ölçüsünde, kibir ve gösterişten uzak bir niyetle giyinirse bu güzeldir. Ancak ihtiyaç dışı savurganlık ve üstünlük taslama amacı devreye girerse bu davranış israf ve ahlâkî bir kusur hâline gelir. Dinimizin öğrettiği denge, nimeti inkâr etmeden ama ölçüyü de kaybetmeden yaşamaktır.
A‘râf 7/31
İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân
Müslim, İman 147; Ebu Dâvud, Edeb 29. (4091); Tirmizi, Birr 61, (1999)
Nesâî, Zekât, 66; İbn Mâce, Libâs, 23
Buhârî, Libâs, 5; Müslim, Libâs, 42
Riyâzü’s-Sâlihîn, İhyâ-u Ulûmi’d-Din, Reddü’l-Muhtâr

