Sorular

9

Sarfe Teorisi ve Bediüzzaman Hazretlerinin Görüşü

Bediüzzaman Hazretlerinin, “Cenâb-ı Hakk tarafından hem körleştirilmiş, hem muârazayı yapabilecek kābiliyetten sukūt ettirilmiştir” ve ardından “beşerin kuvveti Kur'ân'ın yüksek üslûbuna ve nazmına yetişemediğinden, aczi tezâhür etmiştir” ifadeleri neyi anlatır? “Biz de bu vechi kabûl ediyoruz” cümlesi, sarfe mesleğine mi; yoksa Kur'ân'ın nazım ve belâgatının bizzat beşer kudretinin fevkinde olduğu görüşüne mi işaret eder?

19

Hayrât Neşriyat Hangi Yönleriyle Diğer Matbaalardan Ayrılır?

1985 yılında kurulan Hayrât Neşriyat, Kur'ân-ı Kerîm basımı noktasında Türkiye'nin lider kuruluşu olmakla beraber, dünyanın en büyük Kur'ân-ı Kerîm matbaa tesislerinden birine sahiptir. Türkiye'nin en büyük Kur'ân dağıtım ağına sahip Hayrât Neşriyat, Tevâfuk özellikli Kur'ân-ı Kerîm basımını kendine amaç edinmiştir. Elli yıllık bir emek mahsulü olan tevâfuk nüshalı Mushaf-ı Şerifler, Kur'an-ı Kerim'e layık hürmet ve ihtimamla hazırlanmaktadır. Hayrat Neşriyatın ayırt edici özellikleri olarak şunları sıralayabilirz:Hayrat Neşriyat'ın en meşhur özelliği Tevafuklu Mushaf basımıdır. Hayrât Neşriyat'ın basmış olduğu Ahmed Hüsrev hattı Tevâfuklu Kur'an-ı Kerîm nüshaları, otoritelerce hatasızlığı tescilli ve Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Mısır Ezher Üniversitesi tarafından mühürlüdür. Bu konuda detaylı malumat için lütfen bakınız: TEVAFUKLAR KUR'AN'IN MUCİZELİĞİNİ NASIL GÖSTERİYOR?Bir önemli fark da bu matbaa ve neşriyat yalnızca ticari amaç için yola çıkmamıştır. Bunun bir göstergesidir ki Tevafuklu Kur'ân, yazılır yazılmaz hemen basılmamış, Müslümanların daha kolay öğrenmesi ve daha kolay okuması için üzerinde tam 10 yıl çalışma yapılmıştır.Hayrat Neşriyat'ın en önemli bir diğer özelliği de, basım işini sadece teknik bir süreç olarak değil, manevî bir hizmet olarak görmesidir. Bu noktada matbaada çalışanların Kur'ân'a karşı hürmet ve hassasiyetle hareket ettiği, özel bir çalışma kültürü vardır. Matbaada çalışanlar abdestsiz çalışmaz ve Kur'ân-ı Kerîm'e layık olan hürmeti gösterirler.Baskı sürecinde ortaya çıkan atıklar bile özel şekilde muhafaza edilip doğaya karıştırılır. Bu matbaada sıradan bir üretim mantığı yoktur. Matbaa temizliğinde kullanılan sular dahi, içerisine Kur'ân-ı Kerîm'lerden dökülen mürekkepler tozlar vs. parçalardan dolayı şehir şebekesine karıştırılmamaktadır.Hayrat Neşriyat matbaa tesisleri ise, Isparta'da 14 bin m2'lik kapalı bir alanda kurulu olup 40 gr. kağıttan 300 grama kadar baskı yapılabilmektedir. Kaliteli ve güvenilir bir baskı için gerekli bütün donanıma sahiptir.Diğer matbaalardan farklı olarak Hayrat Vakfı Isparta Matbaa Tesisleri, dünyanın en büyük gayr-ı resmî Kur'ân-ı Kerîm matbaası olarak hizmet vermektedir.Hayrat Matbaa tesisleri kurulana kadar saman kağıda basılan Kur'ân-ı Kerîm'ler ilk defa Hayrat Neşriyat tarafından Kur'ân-ı Kerîm'e gösterilen ihtimamdan dolayı yüksek kalite baskı standartları ile 1. Hamur kağıda basılmış ve o tarihten sonra bu anlayış değişmiş ve Türkiye'de 1. Hamur kaliteli kâğıt kullanımı yaygınlaştırılmıştır.

9.399

Sünnete Göre Namazda Rükunun Yapılışı ve Rükuda Dikkat Edilecek Hususlar

Rükû sözlükte “eğilmek” anlamına gelir. Namazın ana unsurlarından olan rükû, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Rukü namazın farzlarındandır.1 Farz oluşu âyet ve hadislerle sâbittir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin ve Rabb'inize kulluk edin.2Kur'an'da, Hıristiyanlığın aslında da rukû ve secdeli namaz bulunduğu şöyle bildirilir: Ey Meryem! Rabb'ine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle birlikte sen de rükû et.3Rükunun en azı kişinin elleri dizlerine kavuşacak şekilde eğilmesidir. En mükemmeli de, kişinin sırtı ile boynunu dümdüz yapmasıdır.4 Nitekim bir hadiste Sevgili Peygamberimizin (sav) namazını tarif eden sahabe efendilerimiz (ra) şöyle aktarmışlardır: Hz. Peygamber rükûa gidince, sırtı üzerinde bir bardak su bulunacak olsa, hareket etmezdi.5Rükuda kişi baldırlarını ve uyluklarını dik tutar, başı ile kuyruk sokumunun düzgün ve aynı seviyede olmasına dikkat eder. Namaz kılan kişiye, rükuda elleri ile dizlerini tutması ve kıble yönünde ellerinin parmaklarını açık tutması yeterlidir.Kişi rükuda başını ne yükseltir, ne de alçaltır. Erkekler dirseklerini böğürlerinden ayırır, kadınlar ise bu uzuvlarını birbirine bitiştirirler. 6Nitekim bir hadiste şöyle denilmiştir:Resulullah (sav) rüku yapınca itidali muhafaza eder, başını (yukarı) dikmez, (aşağı da) eğmezdi. Ellerini diz kapaklarının üzerine koyardı. Secde için yere eğilince adalelerini koltuk kısmından yana açardı. Ayaklarının parmaklarını da aralardı.7Rüku yaparken, bir süre beklemek (tuma'nîne) ve yine rükûdan doğrulunca, uzuvlar sâkin oluncaya kadar bir süre ayakta durmak (kavme) Ebû Yûsuf'a ve Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre farzdır.8 Bunun süresi “sübhânellah'il-azîm” diyecek kadardır. Ebû Hanîfe'ye göre tuma'nîne ve kavme vâciptir.9Bununla birlikte rukûda üç kere, “sübhâne Rabb'iye'l-azîm (Yüce olan Rabb'imin adını tesbih ve tenzih ederim.)” demek sünnettir.Ayrıca BakınızKADINLARIN RÜKU VE SECDESİ NASIL OLMALIDIR?NAMAZDA RÜKU VE SECDE TESBİHLERİNİN SAYISINAMAZ KILARKEN SECDEYİ UNUTMAKSECDENİN GEÇERSİZ OLDUĞU DURUMLARNAMAZDA SECDEYİ İKİ, RÜKÛYU TEK YAPMANIN HİKMETİKaynakçalarVehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.Hac, 22/77.Âl-i İmrân, 3/43.Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.Buhârî, Ezân, 120,Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.Nesai, İftitah, 96.Buhârî, Ezân, 95, 122; Müslim, Salât, 45; Ebû Dâvud, Salât, 164; Tirmizî, Mevâkît, 110.Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.