MAĞFİRET
Lügatte, örtmek, gizlemek, korumak, bir şeyi toz toprak veya başka bir şeyle örtmek manasına gelir. Allah’a nisbet edildiğinde “kulunun günahını örtüp kusurunu bağışlaması” anlamına gelir. 1
Râgıb el-İsfahânî, Allah’a izâfe edilen mağfireti, "kulunu azap görmekten koruması" şeklinde yorumlamıştır. Aynı kökten gelen istiğfâr “kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan talep etmesi” demektir. İsfahânî’ye göre bu talebin hem söz hem fiille olması gerekir. Aksi halde istiğfar kişiyi yalancı durumuna düşürür.2
Istılâhî manası ise, Allah'ın kulunun günahını örtmesi, gizlemesi ve onu bu günahın dünyevi ve uhrevi zararlı sonuçlarından korumasıdır. Kur'ân-ı Kerîm'den şu ayetler misal verilebilir:
إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.3
وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللَّهَ يَجِدِ اللَّهَ غَفُورًا رَحِيمًا
Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.4
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ
Onlar ki, bir kötülük yaptıklarında ya da nefslerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir?5
AF
Lügatte, yok etmek, silip süpürmek, fazlalık, artık gibi mânalara gelir. Bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, “kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme” anlamlarında kullanılmaktadır.6
Istılâhî manası ise, Allah'ın kulunun günahını tamamen silmesi, yok etmesi, hiç iz bırakmaması; sanki o günah hiç işlenmemiş gibi kabul etmesidir.
Af kelimesi Kur’ân’da, birinde “fazlalık”, diğerinde “bağışlama” manasında olmak üzere iki âyette geçmektedir.7 Bunlardan Bakara sûresindeki âyette şöyle buyurulmuştur:
Sana hayır yolunda ne harcayacaklarını da sorarlar. Fazlasını (harcayınız), de!8
Fıkıh kitaplarında bu âyetteki manası dikkate alınarak “af” kelimesi “malın nisabdan fazla olan kısmı” anlamında terim olarak da kullanılmıştır. Af, ayrıca beş âyette Allah’ın sıfatı olan "Afüv", bir âyette insanların sıfatı olarak "âfîn" şeklinde, yirmi yedi âyette de çeşitli fiil kalıplarında kullanılmıştır.. Kur'ân-ı Kerîm'den şu ayetleri misal verebiliriz:
إِنْ تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
Bir hayrı açıklar ya da gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah da affedicidir, her şeye gücü yetendir.9
وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِهِ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِرِينَ * وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلَّا بِاللَّهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ * إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ
İşte gerçek budur. Mü’minlerden kim kendisine yapılan haksızlığa misliyle karşılık verir, sonra yine haksızlığa uğrarsa, elbette Allah ona yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.10
وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
Affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.11
İSLAM ALİMLERİNİN YORUMLARI
Ragıb el-İsfahânî, "el-Müfredât" isimli eserinde, “mağfiret” günahı örtmek ve onun cezasından korumak; “af” ise günahı tamamen silmek ve ortadan kaldırmaktır der.12
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, "Hak Dini Kur'an Dili" tefsirinde, "mağfiret” günahın setredilmesi, örtülmesidir; “af” ise günahın kökünden kesilmesi, tamamen ortadan kaldırılmasıdır der. Kur'an'da Cenâb-ı Hakk’ın af ve mağfiret sıfatlarının birlikte zikredilmesi, O(c.c)'nun rahmetinin bütün boyutlarını kapsadığını gösterir.13
Netice itibariyle, her iki kavram da Allah'ın rahmet ve merhametinin farklı tezahürlerini ifade eder. Mağfiret koruyucu, af ise yok edici rahmeti temsil eder. Dua ve tövbe açısından, mümin hem mağfiret hem de af için dua etmelidir. Tövbe ederken, sadece günahın cezasından kurtulmayı değil, günahın izlerinin tamamen silinmesini de talep etmelidir. Bu iki kelimenin insan ilişkilerine yansıması da şöyledir:
Nasıl ki Cenâb-ı Hakk kullarını bağışlıyorsa, müminler de birbirlerinin kusurlarını örtmeli (mağfiret) ve tamamen affetmelidir. İlmî terakki cihetinde ise, bu kavramların anlaşılması, kulun Cenâb-ı Hakk ile olan ilişkisini derinleştirir ve O(c.c)'nun rahmetine olan güvenini artırır.
Lisânü’l-Arab, “ġfr” md.
el-Müfredât, “ġfr” md.
Bakara Suresi, 2/173
Nisa Suresi, 4/110
Âl-i İmran Suresi, 3/135
Râgıb el-İsfahânî, eẕ-Ẕerîa, s. 344; Lisânü’l-Arab, “af” md.
Bakara Suresi, 2/219; A‘râf Suresi, 7/199
Bakara Suresi, 2/219
Nisa Suresi, 4/149
Hac Suresi, 22/60
Nur Suresi, 24/22
Ragıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Ğarîbi'l-Kur'ân, "ğfr" ve "afv" maddeleri
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Nisa Suresi 43. ayet tefsiri

