Soru

Kalp Boşluk Kabul Etmez

"Kalp boşluk kabul etmez" Sözünden ne anlamalıyız? 

Tarih: 17.11.2022 20:01:07

Cevap

Kalp, ruhanî bir lâtife-i rabbanî olan ve bütün şuur, vicdan, his ve idrakâtımızın, aklın madeni, merkezi demektir. Kalpte sonsuz bir sevgi olduğundan dolayı fani olan, kendisini bir süre sonra terk edecek olan şeyler kalbi tatmin edemez, doyuramaz. Kalp Ayine-i Sameddir. Ancak Cenabı Hakkın sevgisi ile tatmin olabilir.

Kâinatta bulunan ilahi isimler ve sıfatlar ve o sıfatların tecellileri, nakışları küçük bir surette insan kalbinde Allah’ın bir lütfu olarak görünmektedir. Evet, kalp sonsuz hakikatlerin mazharı ve Allah’ın aydınlattığı, parlattığı en güzel ve en geniş aynasıdır. Kalp bütün duyguların şahı ve efendisidir.

Ve kezâ, o kalbin öyle bir kābiliyeti vardır ki, bir harita veya bir fihrist gibi bütün âlemi temsîl eder. Ve merkezinde Vâhid-i Ehad’den başka bir şey kabul etmez. Ebedî ve sermedî bir bekādan mâadâ bir şeye râzı olmaz. (Mesnevi-i Nuriye, Habbe Risalesi)

Bediüzzaman hazretleri kalbin boşluk kabul etmediğini ve sadece bu dünya hayatı için yaratılmadığını şöyle ifade eder:

İ‘lem eyyühe’l-azîz! Kalbin kasden umûr-u dünyeviye ile iştigal etmek için yaratılmadığı, şöyle îzâh edilebilir: Görüyoruz ki, kalb hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle ve bütün şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimâm ile eline alır, kucaklar ve ona sarılır. Ve ebedî bir devamla onun ile beraber kalmak ister. Ve onun hakkında tam ma‘nâsıyla fenâ olur. Ve en büyük ve en devamlı şeylerin peşinde olur, talebinde bulunur. Halbuki umûr-u dünyeviyeden hangi bir emir olursa olsun, kalbin istek ve âmâline nazaran bir kıl kadardır. Demek kalb, ebedü’l-âbâda müteveccihen açılmış bir penceredir. Bu fânî dünyaya râzı değildir. (Mesnevi-i Nuriye, Habbe Risalesi)

Kalbin bir şeye bütün kuvvetiyle bağlanması ve o şeyle ebedi olmak istemesi fani, geçici,  dünya için yaratılmadığının bir delilidir.

Bediüzzaman Hazretlerine göre kalp, insan bedenindeki kan pompalamaya yarayan aletten ziyade , Rabbani bir latifedir.

"Kalbden maksad, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak bir latife-i Rabbânîyedir ki, mazhar-ı hissiyatı, vicdan; ma’kes-i efkârı, dimağdır. Binâenaleyh o latife-i Rabbânîyeyi tazammun eden o et parçasına kalb ta’birinden şöyle bir letâfet çıkıyor ki; o latife-i Rabbânîyenin insanın ma’nevîyatına yaptığı hizmet, cism-i sanevberînin cesede yaptığı hizmet gibidir." (İşarat'ül-icaz)

Kalp boşluk kabul etmez sözünün aslı “Tabiat boşluk kabul etmez” dir. 

Kalp bir komutana benzer. Akıl, ruh, sır, nefis, hayal gibi her bir latife ve hasse kalbin emrinde çalışan birer asker hükmündedir. Kalp emrindeki askerleri başıboş bırakırsa askerler dağılır, ordu tarumar olur. Vücutta ihtilal olur. Mesela; akıl, her söze kulak kesilir, peşinden gider. Her şüpheyi kalbe davet eder. Mahall-i iman olan kalbe adavet eder. Hayal, her hoşuna gidenin meftunu olur. 


Etiketler

Yorum Yap

Yorumlar