Soru

Semavi Kitapların Allah Kelâmı Olduğunun Delilleri

Suhufların, Zebur, Tevrat ve İncil'in orijinallerinin Allah kelamı oldugunu biliyoruz. Peki Allah kelamı demek hem mana hem de lafız itibariyle Allah'a ait olan demek midir? Bunların lafzının Allaha ait olduğunun delilleri nelerdir? Bazı yerlerde vahiylerin manası peygambere verildiğini ve lafzını peygamberlerin yazdığı görüşleri var. Bunlar doğru mudur?

Tarih: 14.10.2023 10:37:24
Okunma: 487

Cevap

Tevrat, İncil, Zebur gibi indirilmiş kitaplar ve peygamberlere indirilen tüm sayfalar, peygamberimize indirilen Kur’ân gibi tümüyle Allah kelâmıdırlar.[1] Semavî kitapların (insanlar tarafından bozulmamış hallerinin) lâfız ve manalarının Allah’a ait olması görüşü, İslâm  âlimlerinin kâhir ekseriyeti tarafından benimsenmiş olup üzerinde herhangi bir ihtilaf meydana gelmemiştir. Dolayısıyla semavî kitaplarda indirilen tüm âyetler mana ve lâfız itibariyle Allah’ın kelamıdır. Bunların mana itibariyle peygamberlerin lâfızları olduğu iddiası tamamen asılsızdır.

KELAM SIFATI

Cenab-ı Hakk’ın subutî sıfatlarından birisi de Kelam sıfatıdır. Kelam, Allah'ın, seslere, harflere ve bu harflerden meydana gelen kelime ve cümleleri tertip etmeye muhtaç olmaksızın mütekellim (konuşan) olmasıdır.[2] Zira O, her türlü ihtiyaçtan ve yaratılmışlara benzemekten münezzehtir.

Kur’ân’da Cenab-ı Hakk’ın konuştuğu ifade edilen bir çok âyet vardır: "Musa tayin ettiğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu."[3] ; "De ki; Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi."[4] gibi bir çok âyette Allah’ın konuştuğu açıkça ifade edilmektedir.

Ayrıca “Ve eğer müşriklerden biri senden eman dilerse, Allah’ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona eman ver.”[5] âyetiyle Cenabı-ı Hak doğrudan kendi kelamından bahsetmektedir.  Dolayısıyla Allah’ın mütekellim olduğu hususunda bütün İslâm âlimleri görüş birliğindedirler.[6]

Ehl-i Sünnet kelamcıları kelamı; nefsî ve lâfzi olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Nefsî kelam, Allah' ın zatı ile kaim, mahiyetini idrak edemediğimiz ezeli bir sıfattır. Lâfzî kelam ise, nefsî kelama delalet eden ses ve harflerden oluşan lafızdır. Bu lâfzî kelam ezeli değildir, hâdistir. (Sonradan yaratılmış)[7]

SEMAVİ KİTAPLARIN ALLAH KELAMI OLDUĞUNU NEREDEN BİLİRİZ?

Bununla ilgili deliller pek çoktur; “(Ey mü'minler! Onların) size inanacaklarını mı ümîd ediyorsunuz? Hâlbuki gerçekten onlardan bir fırka vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirler, sonra onu anlamalarının ardından, kendileri bile bile onu tahrîf eder (değiştirir)lerdi.”[8]

Görüldüğü gibi Allah, ehl-i kitaptan bahsederken onlara indirilen kitapları işittiklerini, anladıklarını buna rağmen bile bile tahrif edip bozduklarını ifade ediyor. Burada dikkat çeken husus şudur ki semavi kitaplardan bahsedilirken "اللّٰهِ  َكَلَامifadesi kullanılıyor ki bu da “Allah kelamı” demektir.

Bir diğer âyette O, sana kitabı, önündeki (o kitapları) doğrulayıcı olarak hak ile indirmektedir. Önceden de insanları doğru yola iletmek için Tevrat'ı ve İncil' indirmişti. Bir de ayırt eden (bu) Furkan'ı indirdi." buyurulmaktadır.

Cenab-ı Hak bir başka ayette “Biz, Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve (diğer) peygamberlere Rablerinden verilene inandık, iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz, ancak O'na boyun eğen Müslümanlarız! Her kim İslâm'dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur”[9] buyurarak Müslümanlar olarak, sadece peygamberler değil onların kitapları arasında da ayırım yapmadığımızı, hepsinin Hak Teala tarafından farklı zamanlarda insanlığa gönderilen mesajlar olduğunu bildirir. Görüldüğü üzere bu âyette de peygamberlere verilen kitapların ve suhufların Allah  katından olduğu, Rableri tarafından verildiği açıkça ifade etmiştir.

Bir başka âyette de "Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitab(lar)a da iman edin!."[10] buyurularak geçmişte inen kitap ve sahifelerin Allah tarafından bizzat indirildiği, onun katından olduğu anlaşılmaktadır.

Bu âyetler dışında diğer bir çok âyette de Hz. Musa'ya[11] ve Hz. İsa'ya[12] "kitab" verdiğini/insanlara iletilmek üzere ilahi mesajını vahyettiğini haber verir. Kur'ân-ı Kerim Hz. Musa'ya vahyedilen kitabın isminin, "Tevrat", Hz. İsa'ya vahyedilen kitabın isminin, "İncil" olduğunu bildirir.[13]


[1] Şahin, H. "Davud El Kayseri’ye Göre Allah’ın Kelamı". Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi (2015): s. 38

[2] Şerafettin Gölcük, Süleyman Toprak, Kelam Tarih-Ekoller-Problemler, Tekin Yay. Konya 2016, s.236

[3] A'raf, 71 143.

[4] Kehf, 1 8/ 1 09.

[5] Tevbe, 9/6.

[6] Şerafettin Gölcük, Süleyman Toprak, Kelam Tarih-Ekoller-Problemler, Tekin Yay. Konya 2016, s.236

[7] Şerafettin Gölcük, Süleyman Toprak, Kelam Tarih-Ekoller-Problemler, Tekin Yay. Konya 2016, s.236

[8] Bakara, 75

[9] Al-i İmran, 84-85

[10] Nisa, 136-137

[11] Hud, 110; İsra, 2; Müminun, 49; Furkan, 35; Kasas, 43

[12] Tevbe, 30; Bakara, 87

[13] Hadid, 27; Maide, 44-46


Yorum Yap

Yorumlar