İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
“Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcûdâtın lisân-ı hâliyle vird-i zebânıdır.1
Yani besmele, yaratılan her şeyin hal dili ile sürekli olarak çektikleri bir zikirdir. Şimdi bu cümleyi inceleyecek olursak;
Lisân-ı Hâl: Sözle konuşmadan, hâl ve davranışlarla bir şeyi anlatmak demektir. Yani insanın veya bir varlığın duruşu, tavrı, yaptığı iş, söylemeden verdiği mesajdır. Mesela susuz bir çiçeğin solmuş hâli “Suya ihtiyacım var” diye lisan-ı hâl (hâl dili) ile ifade eder.
Vird-i Zebân: Dilden düşmeyen, sürekli söylenen söz veya dua demektir. Kişinin alışkanlık hâline getirip sık sık tekrar ettiği ifade anlamına gelir. Mesela bir insanın her durumda “Allah’a şükür” demesi onun vird-i zebânıdır.
Yaratılmış olan her şeyde kendilerine mahsus dilleriyle Allah'ı devamlı olarak tesbih ederler. Bu durum Kur'ân'da şöyle geçmektedir:
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbîh etmektedir. O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.2
Yedi gök ile yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbîh eder. Ve O'na, hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlamazsınız. Şübhesiz ki O, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir, Gafûr (çok bağışlayan)dır.3
Göklerde ve yerde ne varsa, Allah'ı tesbîh etmektedir. Çünki O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.4
Bu ve benzeri âyetler yaratılan her şeyin Allah'ı zikrettiğini açıkça söylemektedir. Bu âyetleri tefsirinde şöyle denilmiştir:
Kâinat onu tesbih eder. Yer, gök ve bunlarda bulunan mahluklar onu tesbih, takdis ve tenzih eder. Bu varlık aleminde ne varsa, hepsi Allah'ın büyüklüğünü söyler onun birliğine şahitlik eder. Maviliği ile gökler, yeşilliği ile tarlalar, göz alıcı ile bağlar, hışırtıları ile ağaçlar, şırıltıları ile sular, nağmeleriyle kuşlar, doğması ve batması ile güneş, yağmur yağdırmasıyla bulutlar, evet bütün bunlar, Allah'ı tesbih eder ve onun birliğine şahitlik eder. Her şeyde onun birliğini gösteren bir delil vardır. Fakat siz bunların tesbihini anlayamazsınız. Çünkü onlar sizin dilinizle tesbih etmezler.5
Her bir varlığın kendisine özel bir dil ile yaptığı zikir aynı zamanda onun bir ibadetidir. Mesela güneş ısısı ve ışığıyla, aynı yörüngede devamlı ve düzenli dönmesiyle bir ibadet yapmaktadır. Arının bal yapması, ineğin süt vermesi ve ipek böceğinin ipek yapması da yine aynı şekilde onların ibadetidir. Aynı zamanda yapmış oldukları tüm bu faaliyetler, onların kendi iradesi ve güçlerinin üstünde işlerdir. Bu sebeple hâl dilleriyle "Bismillah" diyerek tüm bu faaliyetlerinin Allah'ın güç ve kudreti ile yaptıklarını ilan etmektedirler.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 1.
Haşr 59 / 1.
İsrâ, 17 / 44.
Hadid, 57 / 1.
Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat, c.3, s. 380.

