RİSALE-İ NUR

13.05.2009

3853

Af Edemiyorum, Ne Yapmalıyım? Kırgınlık ve Küslüğü Aşmanın Yolu

Bir meselede iki taraf da kendini haklı, karşı tarafı haksız görebiliyor. Âyet-i kerîmeler, hadis-i şerifler ve Uhuvvet Risalesi’ni tekrar tekrar okuduğum hâlde kalbimdeki kırgınlık düzelmiyor. Karşımdaki kişiye muhabbet beslemek yerine darılıyor, küs kalıyorum. Aynı yerde bulunmaya da mecburuz. Bu durumda o kişiye karşı eski muhabbeti nasıl kazanabilirim, ne yapmalıyım?

25.06.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bu hâli yaşayan kişi için en doğru yaklaşım, meseleyi “haklı çıkmak” üzerinden değil, “aradaki kardeşliği ve muhabbeti korumak” üzerinden ele almaktır. Muhabbet hemen geri dönmeyebilir; fakat “ben böyle düşünüyorum” diliyle konuşmak, münakaşayı büyütmemek, gıybet kapısını kapatmak, selâmı ve duayı terk etmemek, kalbi zamanla yumuşatır.

Böyle Bir Durumda Nasıl Hareket Edilmeli?

Böyle bir durumda en kritik nokta, karşıdaki insanı bütünüyle karşıya almak yerine inciten davranışı ayırabilmektir. “Bu davranış beni üzdü” diyebilmek, kalbin tamamen soğumasını engeller. Aynı yerde bulunmak zorunda kalındığında da tartışmayı uzatan zeminlerden uzak durmak, tetikleyici konuları açmamak, eski defterleri karıştırmamak, konuşmayı kısa ve sakin tutmak daha uygun olur.

Kırgınlık taşınırken bir yandan da şu fark edilmelidir: Mesele büyüdükçe içte haklılık duygusu artar, muhabbet azalır. Bu sebeple, haklılığını ispat etmeye çalışmaktan ziyade kalbini korumayı öne almak gerekir. Bu, haktan vazgeçmek değil; nefsin sertliğini kırmaya çalışmaktır.

Sana Yanlış Yaptığında Ona İyilik İle Karşılık Vermek

Kötülüğe kötülükle mukabele etmek, kırgınlığı derinleştirir ve kalpteki soğukluğu artırır. Kur’ân’ın talimi ise kötülüğü “en güzel olan” bir tavırla def’ etmektir. Bu; susmak, yumuşak konuşmak, selâmı terk etmemek, gıybet kapısını kapatmak, hakkı varsa helâl etmek, bir iyilik fırsatı kollamak ve dua etmek gibi fiilî bir iyiliktir. Nefse ağır gelse de bu yol, düşmanlığı söndürür; zamanla muhabbetin yeniden doğmasına vesile olur. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

“...iyilikle kötülük bir olmaz. (Sen kötülüğü) en güzel olan (iyilik) ile def’ et; bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost olmuştur! Buna (bu güzel haslete) ise ancak sabredenler eriştirilir ve buna ancak (hayırdan yana) büyük bir nasîbi olanlar eriştirilir.” 1

Bu âyetlerin gösterdiği ölçü şudur: Kalbinde muhabbet tam hissedilmese bile iyiliği davranış olarak devam ettirmek, sabrın bir neticesi olarak kalbi de yumuşatır. İyilik, karşı tarafın yanlışını tasdik etmek değildir; muhabbeti ve uhuvveti korumak için nefsin intikam arzusunu kırmaktır.

Ayrıca karşı taraf bir kötülük yaptığında, ona iyilikle karşılık vermek, onun kalbindeki olumsuz düşünceleri ve tabuları yıkabilir. Bu güzel tavır, onda “Demek ki ben onu yanlış anlamışım.” düşüncesini uyandırabilir; sertliği yumuşatıp yeni bir konuşma ve barış kapısı açabilir.

Karşı Tarafın Kusurlarına Odaklanmak Yerine Güzel Huylarına Odaklanmak

Darıldığında zihin genelde kusuru büyütmeye meyilli olur; sanki o tek kusur her şeyi silmiş gibi gelebilir. Bu noktada özellikle kendine şunu hatırlatabilirsin: Bir insanda seni zorlayan bir taraf olabilir; ama mutlaka takdir ettiğin, hoşuna giden, güzel bulduğun tarafları da vardır. Sen, o güzel tarafları bilerek hatırlamaya çalıştıkça kalbindeki sertlik azalır.

Kendi içinde şu soruları sorabilirsin: “Sen bu insanın hangi güzel hâllerini biliyorsun?”, “Sen ondan daha önce hangi iyiliği gördün?”, “Sen bu kusura kilitlenince diğer güzellikleri görmez hâle mi geliyorsun?” Bu bakış değişince konuşma dili de yumuşar; muhabbetin geri gelmesi için bir yol açılır.

Problemi Konuşmak Gerekirse “Ben Dilini” Kullanmak

Konuşma ihtiyacı doğduğunda, itham eden cümlelerden özellikle kaçınılmalı. “Sen hep...” diye başlayan sözlerin, karşı tarafı savunmaya ittiğini ve mesafeyi artırdığını bilmek gerek. Bu yüzden kendi hâlini anlatan cümlelerle kapıyı açık bırakmalıdır:

  • “Bu meselede içim daralıyor; yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.”

  • “Ben bu olay ile ilgili böyle düşünüyorum; acaba yanılıyor muyum?”

  • “Benim için önemli olan, aramızdaki muhabbetin bozulmaması. Bu konuyu sakin bir şekilde toparlamak istiyorum.”

  • “Şu söz/şu tavır bende kırgınlık bıraktı; belki ben de kendimi doğru ifade edemedim.”

  • “Bu konu uzayınca ben içten içe soğuyorum; bu yüzden tartışmayı uzatmak istemiyorum.”

  • “Şu an tam çözemesek bile ben aramızın bozulmasını istemiyorum; zamanla konuşuruz.”

Muhabbeti Geri Getiren Küçük Ama Gerçek Adımlar Atmak

Muhabbetin bazen his olarak değil, davranışla geri geldiğini görebiliriz. His gelmese bile şunları terk etmemeye çalışmalıdır: Selâmı kesmemek, gıybet etmemek, bir iyilik fırsatı kollamak, hakkın varsa helâl etmek; gerekiyorsa uygun bir zamanda helâllik istemek. En çok da zor gelse bile o kişi için dua etmeyi bırakmamak. Zira kalpte düğüm gibi duran şeyler çoğu zaman dua ile çözülür.

Kaynakçalar
  1. Fussilet, 41/34-35


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız