Soru

Mezhebe Uymak ve Hesap

Hesap gününde herkes kendi mezhebine göre mi sorguya çekilecek; yoksa yaptığı iş dört mezhepten birine uyuyorsa kurtulacak mı?

Tarih: 10.05.2022 18:39:23

Cevap

Bu konuyla alakalı olarak muteber kaynaklara bakıldığında, bir kişinin yaptığı amel eğer dört hak mezhepten birine uyuyorsa o kişinin kurtulacağı ifade edilmektedir. Bu durumda hangi hak mezhebi taklit etmişse, o mezhebin hükümlerine göre bir hesabı olacaktır.

Kaynaklarda, zaruret olsa da olmasa da bir ibadeti yapmakta güçlük olunca diğer üç mezhepten birinin taklit edilmesinin caiz olduğu ifade edilmektedir. Bu hususta Reddü’l-Muhtar’da şöyle bir ifade bulunmaktadır: “Bir kimse, kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, o işin başka bir mezhepte yapılması kolaysa, o mezhebin o konudaki şartlarına uyarak, o mezhebe göre yapması caizdir.”[1] Reddü’l-Muhtar’daki başka bir ifade ise şöyledir: “Âlimlerimiz, zaruret olunca, Maliki’ye göre fetva verdi. Bir mesele Hanefi’de bildirilmemişse, Maliki taklit olunur.” Yine Şafii âlimleri, kendi mezheplerinde yapılması güç olan şeylerin, Hanefi’ye göre yapılmasına fetva vermişlerdir. Yeter ki farklı bir mezhebi taklit eden kişi kolaycılığa ve tembelliğe kaçmasın. Nefsinin hoşuna giden kısımları değil; ibadet, takva ve kulluk noktasında diğer mezhepleri taklit etmiş olsun.

Demek bir farzı yapmanın veya bir haramdan sakınmanın imkânsız veya meşakkatli, güç olması durumunda, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde çare yoksa diğer üç hak mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çare varsa o konuda o mezhep taklit edilir ve ahirette hesabı da taklit ettiği mezhebe göre olur.

Bu hususta Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görüşü şöyledir:

“Dini konularda müçtehit seviyesine ulaşmış âlimin kendi görüşüyle amel etmesi bir zorunluluktur. Bu seviyeye ulaşmayan halk kesiminin ise müçtehit âlimlerinden birinin görüşüyle amel etmesi gerekir. Malumdur ki bu alanda uzman olmayan bir kişinin fıkhî konularda, özellikle detaya ilişkin meselelerde, “kendi araştırmasıyla” doğru karara varabilmesi çok zordur. Dini ilimlerde yeterli birikime sahip olmayan kimse, herhangi bir konuda, Kur’ân ve sünnet bütünlüğü içerisinde hareket eden güvenilir, dindar ve ehliyetli müçtehitleri taklit etmek ve onların verdiği hüküm üzere amel etmek zorundadır.

Hükmü açık olan, içtihada mahal olmayan konularda ise (namazın farziyeti, zinanın haramlığı vb.) kimsenin bu hükümlere aykırı bir şeye uyması caiz olmaz. Taklit eden kimsenin dini sorumluluğu, yukarıda özellikleri zikredilen bir müçtehidin verdiği hükme göre amel etmesidir.

İslam fıkhında müçtehitler, hüküm çıkarmada kullandıkları metot ve usullerinin farklı olmasından dolayı aynı meselede farklı sonuçlara ulaşabilmişlerdir. Örneğin vücuttan kan çıkması Hanefi mezhebine göre abdesti bozduğu halde Şafii mezhebinde yerleşik olan görüşe göre bu durum abdeste zarar vermemektedir. Bu gibi durumlarda ise kişinin bağlısı olmadığı diğer fıkıh mezhebinin hükümlerini de dikkate alarak hareket etmesi, bir kısım İslam âlimince müstehap, yani yapılması dinen güzel bir hareket olarak görülmüştür.

Mezheplerle alakalı detaylı malumat için lütfen bakınız;

https://risale.online/soru-cevap/mezhepler-2

 

[1] Reddü’l-Muhtar, Mizan, Hadika, Berika.


Yorum Yap

Yorumlar