Soru

Mezhepler

Mezhepler ihtilaf mıdır? Din tek değil mi neden mezhepler var? Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?

Tarih: 26.05.2021 09:08:02
Okunma: 372

Cevap

Mezheplerin Ortaya Çıkışı

Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında sahabeler kendi dönemlerinde, karşılaştıkları sıkıntıları, meseleleri, olayları Hz. Peygamber’e (s.a.v) sorarlardı. Peygamber Efendimiz’den (s.a.v) aldıkları cevaplara göre İslamiyet’i yaşarlardı. O, abdest alıyordu ve sahabe de onun abdest alışını görüyor, öyle abdest alıyordu. O, namaz kılıyor, onun namaz kıldığını görüyorlar ve onlar da O’nun gibi namaz kılıyorlardı. Hacda da onun nasıl haccettiğine baktılar ve öyle haccettiler. Sahabeler, İslamiyet'in teferruat kısmındaki meselelerde ve manası açık olmayan hükümlerde de yine Peygamberimiz’in (s.a.v) sünnetinden hareketle kıyas yoluna giderek Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun bir şekilde hükümler çıkarırlardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ahirete gitmesi, devamında İslam devletinin yeni fetihler yapması, İslamiyet’in daha çok yayılması, farklı coğrafyalardan farklı milletlerin İslamiyet’e girmesi vb gibi gelişmelerle yeni meseleler ortaya çıktı. Oluşan bu meselelere karşı sahabeler, müçtehidler ve âlimler Cenab-ı Hakk’ın rızasını gözeterek Kur'an-ı Kerim ve sünnet-i seniyeden hükümler çıkarırlardı.  Bunun neticesinde tabiin, sahabenin görüşlerinden alabildiğini aldı. Hadislerden ve sahabenin sözlerinden duyduklarını ezberledi, anladı; farklı olanları kendi imkânı ölçüsünde değerlendirdi. Aralarında tercih yaptı. Bu durumda tabiin âlimlerinin her birinin kendine has görüşü (mezhebi) oluştu.

İslâm’ın ilk döneminde denilebilir ki her şehirde müçtehid veya müçtehid derecesinde âlimler vardı. Her müçtehid Kur’ân ve sünnetten hüküm çıkarıyor, fetva veriyordu. İlerleyen zamanlarda ümmetin ekseriyeti dört mezhep imamının etrafında toplandılar.

Tabiin döneminden itibaren İmam-ı Azam’ın fetvalarıyla amel edenlere Hanefi, İmam Malik’in fetvalarıyla amel edenlere Maliki denmeye başlandı. Bu fetvalar etrafında insanların toplanması fıtri bir şekilde gelişiyordu. Yani zorlama bir durum değildi. Hiçbir müçtehid “Ben mezhep kuruyorum, bana uyunuz.” dememiştir. Onlar kendi araştırmaları sonucunda Kur’ân ve sünnetten hükümler çıkarıyor ve kendilerine müracaat edilen konularda fetva veriyorlardı. Neticede onların fetvalarıyla amel eden insanların çoğalmasıyla mezhepler ortaya çıktı.

Mezheplerin çıkış sebepleri olarak;

- Kuran ı Kerim'in kelimelerinin farklı manalara gelmesi,

- Peygamberimiz’in (s.a.v) farklı uygulamaları,

- Muhaddislerin hadislerin sıhhatini farklı değerlendirmeleri,

- İnsanların fıtratlarının farklı oluşu,

- Coğrafik şartların farklı oluşu, gibi maddeler sayılabilir.

Mezheplere İhtiyaç Var mıdır?

Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Fakat son din olan İslamiyet, her asırda, bütün insanlığa yeterli geldiğinden, farklı şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç duyulmuştur.

Evet, nasıl ki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir, mizaçlara göre ilaçlar farklılık arz eder. Öyle de asırlara göre şeriatlar değişir, milletlerin kabiliyetlerine göre hükümler farklılaşır. Çünkü şeriat hükümlerinin teferruat kısmı, insanların hallerine, durumlarına bakar. Ona göre gelir, ilâç olur.

Geçmiş peygamberler zamanında, insan tabakaları, sınıfları birbirinden çok uzak, karakter ve huy bakımından birbirlerinden çok farklı olduğundan, o zamandaki şeriatlar, onların haline uygun bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hatta aynı kıtada bir asırda, ayrı ayrı peygamberler ve şeriatlar bulunurmuş. Sonra ahir zaman Peygamber’inin (s.a.v) gelmesiyle, insanlar sanki ilkokul derecesinden lise üniversite derecesine yükseldiğinden, toplumların tanışması ve kaynaşması ile bir tek ders alacak, bir tek muallimi dinleyecek, bir tek şeriatla amel edecek duruma geldiğinden, ayrı ayrı şeriatlere ihtiyaç kalmamıştır. Fakat toplumlar tamamen bir seviyeye gelmediklerinden ve sosyal hayat seviyesi her yerde aynı seviyede olmadığından, İslamiyet’in teferruat kısmının farklı yorumlanmasından farklı mezheplere ihtiyaç vardır.

Günümüzde bir kısım insanlar: “Şu meseleler, içtihadî meselelerdir. Bunlarda, mezhepler birbirine zıt gidiyor. Hem onlar da bizim gibi insanlardır, hata edebilirler. Öyle ise biz de onlar gibi içtihat ederiz, istediğimiz gibi ibadetimizi yaparız. Onlara tabi olmaya ne mecburiyetimiz var?„ diyerek dört mezhep imamına denklik iddia ediyorlar. Böylelikle şeytanın bu hilesiyle, başlarını mezheplerin zincirinden çıkarıyorlar. Hâlbuki Mecellede de geçen: “Mevrid-i nasta içtihada mesağ yoktur.” sözüyle hakkında açık hüküm olan meselelerde içtihat olamaz. Ancak hakkında açık hüküm olmayan teferruat meselelerinde içtihat olabilir ki mezhep imamları bu noktalarda içtihat etmişlerdir. Bunlarda teferruata temas eden kısımlardır ki yüzde onluk kısmını teşkil ediyor. Yoksa onların iddia ettikleri gibi her meselede içtihat etmemişlerdir. (Kaynak: 20 konuda ehli sünnet ehl-i sünnet müdafaası, sueda basım)

 

 

Detaylı bilgi için bakınız:

https://risale.online/soru-cevap/mezheplerin-ortaya-cikis-sebebleri-ve-nedenleri

https://risale.online/soru-cevap/mezheblerdeki-farkliliklarin-sebebi

 


Yorum Yap

Yorumlar