Küfür üzerine ölen bir kafirin, ebedi bir ömür yaşaması halinde bile ömrünü her halükarda küfür ile geçireceğini Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şu şekilde ifade etmiştir:Küfür üzerine ölen bir kafir, ebedi bir ömür ile yaşayacak olursa, o gayr-i mütenahi ömrünü behemehal küfür ile geçireceği şüphesizdir. Çünki kafirin cevher-i ruhu bozulmuştur. Bu i'tibarla o bozulmuş olan kalbin gayr-i mütenahi bir cinayete isti'dadı vardır. Binaenaleyh ebedi cezası, adalete muhalif değildir. 1 Buradan anlaşılacağı üzere kafirlerin küfür ve inkarı ilk bakışta tek bir günah gibi görünebilir. Lakin hakikatte bir kibrit yakmakla bir ormanı ateşe vermek gibidir. Kafir, küfrünü fani ve kısa bir ömürde işlemiştir. Fakat sonsuz bir ömür kendisine verilse dahi tamamını küfür üzerine geçireceği muhakkaktır.Ayrıca, suçun kısa bir sürede işlenmiş olması, cezasının da kısa bir süre olmasını gerektirmez. Bazen bir dakika içerisinde işlenen bir cinayet, müebbet bir cezayı netice verir. Küfür, süresi kısa görünen bir fiil olsa da tesiri ve mahiyeti itibarıyla sınırlı bir günah değildir. Çünkü küfür, yalnız bir inkar değil; Cenab-ı Hakk'ın isimlerini inkar etmek, kâinatın şehadetini reddetmek, varlıkların hukukuna tecavüz etmek ve ebedi saadet istidadını bozmak demektir. Bu yüzden cezası da fiilin birkaç dakikalık süresine göre değil, mahiyetine ve neticesine göre olur.Beşeri kanunda bir dakikalık katil fiili, yıllarca hapis cezasını gerektirebilir. Çünkü fiilin işlenme süresi bir dakika olsa da neticesi, uzun senelere yayılan büyük bir tahriptir. Bir insanın hayatını elinden almak, yalnız o bir dakikaya bakılarak değerlendirilmez.Küfür de böyledir; hatta çok daha büyüktür. Çünkü katil, bir tek insanın hayatına zarar verir; küfür ise bir tek zata karşı işlenmiş sınırlı bir suç değildir. Küfür ile insan, bin bir esma-yı İlahiyeyi inkar eder; onların kâinatta görünen nakışlarını manasız sayar; varlıkların Allah'ı gösteren şehadetlerini reddeder. Yani güneşi, ayı, yıldızları, hayatı, ölümü, rahmeti, hikmeti, nizamı, sanatı manasız ve sahipsiz göstermeye kalkar. Bu cihetle küfür, yalnız şahsi bir tercih değil; umum kâinatın hukukuna karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Bundan dolayı ebedi, sonsuz bir cezayı gerektirir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Sene üç yüz altmış beş gün hesabıyla, bir dakika katl, yedi milyon sekiz yüz seksen dört bin dakika hapsi iktiza etmesi, kānun-u adalet iken; bir dakika küfür bin katl hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfür ile ölen bir adam, kānun-u adalet ile elli yedi trilyon iki yüz bir milyar iki yüz milyon sene beşerin kānun-u adaletiyle hapse müstehak olur. Elbette bu hakikatin خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًا adalet-i İlahiye ile vech-i muvafakati bundan anlaşılıyor. Birbirinden gāyet uzak iki adedin sırr-ı münasebeti şudur ki, katl ve küfür, tahrib ve tecavüz olduğu için, gayra te'sirat yapar. Bir dakikada katl, laakal zahiri adete göre on beş sene maktulün hayatını selbeder, onun yerine hapse girer. Bir dakika küfür, bin bir esma-yı İlahiyeyi inkar ve nukūşlarını tezyif ve kainatın hukukuna tecavüz ve kemalatını inkar ve hadsiz delail-i vahdaniyeti tekzib ve şehadetlerini reddetmek olduğundan, kafiri bin seneden ziyade esfel-i safiline atar. خَالِدٖینَ de hapseder. 2Bu itibarla küfür, her ne kadar kısa bir ömürde işlenmiş de olsa sonsuz bir cinayettir. Çünkü bütün yaratılmışların hukukunu çiğnemeyi ve Allah'ın sonsuz isim ve sıfatlarına hakaret etmeyi içerir. Sonsuz cinayet ise ceza olarak sonsuz azap gerektirir. Yine Bediüzzaman Hazretleri küfrün ne kadar büyük bir günah olduğunu şöyle ifade eder:Çendan kafir az bir ömürde bir günah işlemiş. Fakat o günah içinde nihayetsiz bir cinayet var. Çünki küfür, bütün kainatı tahkirdir. Kıymetlerini tenzil etmektir. Ve bütün masnuatın vahdaniyete (allahın varlığı ve birliği) şehadetlerini tekzibdir. Ve mevcudat aynalarında cilveleri görünen esma-yı İlahiyeyi tezyiftir. Onun için mevcudatın hakkını kafirden almak üzere, mevcudatın sultanı olan Kahhar-ı Zülcelal'in kafirleri ebedi cehenneme atması, ayn-ı hak ve adalettir. Çünki nihayetsiz cinayet nihayetsiz azabı ister. 3 Buradan anlaşılacağı üzere, küfürde bir anda birden çok sayıda nihayetsiz günah vardır. Şöyle ki:1) Küfür, bütün kâinata hakaret etmektir. Bir sanat eserinin değeri, sanatçısının büyüklüğüyle doğru orantılı olarak artar. Kafir ise Cenab-ı Hakk'ın bir sanatı olarak çok değerli olan varlıkları başıboşlukla, kıymetsizlikle ve değersizlikle itham edip aşağılamış olur.2) Küfür, bütün yaratılmışları yalancılıkla itham etmektir. Çünkü her şey Allah'ın varlığına ve birliğine halleriyle şehadet ederken, kafir ise onların herhangi bir şeye şehadet etmeyen başıboş varlıklar olduğunu söyler.3) Varlıklar, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tecellisiyle olmuştur. Kafir, küfrüyle bu tecelliyi inkar eder. Bir padişahın karşısında onun ülkesi üzerindeki idaresini tanımamak, padişaha karşı ne kadar büyük bir hakarettir. Öyle de varlıklar üzerinde Allah'ın isimlerinin tecellilerinin olduğunu reddetmek de Allah'a karşı sonsuz bir hakarettir.Bu saydıklarımızın her birine göre küfür, sınırsız bir hukuka tecavüz suçudur. Öyleyse Cenab-ı Hak, adaletinin bir tecellisi olarak varlıkların hakkını kafirden almak üzere onu sonsuz bir azaba müstahak edecektir. Ayrıca BakınızALLAH'IN MERHAMETİ VE EBEDİ CEHENNEMSONSUZ CEHENNEMİN ADİL OLMASICEHENNEMİN KAFİRLER İÇİN RAHMET OLUŞUKAFİRİN KALBİNİN BOZUK OLMASIKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, İşarat'ül İ'caz, Hayrat Neşriyat, Isparta, 2016, s.74Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 316.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta, 2016, s. 31