8.786
Risale-i Nur'u Yazmak Manevî Cihada Nasıl Vesile Olur?
Bediüzzaman Hazretleri, Kur'ân hattını muhafaza etmenin bir ifadesi olan Risale-i Nur'u yazmanın farklı cihetlerle makbul bir ibadet olduğunu söyler. Yazının ibadet oluşunun hikmetlerinden birisini Bediüzzaman Hazretleri bize şöyle anlatmaktadır:En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir.1Manevî mücahede, dine ve imana zarar veren manevî tahribat ve yıkımlara karşı yine manevî hizmetlerle mücadele etmek demektir. Bunun için Risale-i Nur'u okumak ve yazmak önemlidir. Çünkü bu eserlerde anlatılan iman hakikatleri insanın imanını kuvvetlendirir. İmanı kuvvetlenen insan ise karşılaştığı musibetlere ve şüphelere karşı sağlam durur. Bu şekilde toplumda tahkikî imana sahip insanların yetişmesine de katkı sağlanmış olur. Böyle bir hizmetle İslamiyet'e güçlü bir şekilde hizmet etmiş oluruz. İman hakikatlerini yazmak ve yaymak, ehl-i dalaletin iddialarını ve küfürlerini boşa çıkaran en büyük manevî mücahedelerden biridir. Risale-i Nur, iman hakikatlerini kuvvetli şekilde açıklayan bir tefsirdir. Bu yüzden Risale-i Nur'u yazmak ve onunla meşgul olmak sadece bir yazma ve okuma faaliyeti değildir, aynı zamanda insanı Allah'ı hatırlamaya yönelten bir ibadet gibidir. İnsan bu eserlerle meşgul olurken kendisini âdeta ilahî huzurda hisseder. Bu yönüyle Risale-i Nur'u yazmak ve okumak bir zikir hükmüne de geçer. Böyle bir zikir ise Allah'ın kuluna yakın olması, onu affetmesi, ona yardım etmesi ve işlerinde muvaffak kılması gibi manevî neticelere vesile olur. Bediüzzaman Hazretleri yazının nuranî olan ehemmiyetini bize şöyle anlatmaktadır:Elbette o Kadir-i Hakîm, bu kusursuz kudretiyle, bu noksansız hikmetiyle nur gibi, esir gibi ruha yakın ve münasip olan sair seyyalât-ı latife maddeleri ihmal edip hayatsız bırakmaz. Camid bırakmaz. Şuursuz bırakmaz. Belki madde-i nurdan, hatta zulmetten, hatta esir maddesinden, hatta manalardan, hatta havadan, hatta kelimelerden zihayat, zişuuru kesretle halk eder ki, hayvanatın pek çok muhtelif ecnasları gibi, pek çok muhtelif ruhanî mahlukları, o seyyalât-ı latife maddelerinden halk eder.2Bediüzzaman Hazretleri, hayata yakın, ruha münasip maddelerden birçok ruhanilerin yaratıldığını beyan etmektedir. Havadan, güzel kokudan, güzel sözlerden vs. İşte Kur'ân'ın hakikatlerini şerh ve beyan eden Risale-i Nur yazısı dahi, hayata münasip ve ruha yakın olmasından dolayı denilebilir ki, ondan dahi ruhaniler yaratılır. Melekler yaratılır. Yazanı ve yazdıranı korur. Peygamber Efendimizin (sav) yaptığı dua ile meleklerin yardıma gelmesini şu hadis-i şerif ifade etmektedir:Peygamber Efendimiz (sav) Bedir'de müşriklere baktı, onlar bin kişi civarındaydılar. Ashabı ise üç yüz on üç kişi idi. Hemen kıbleye yönelip ellerini kaldırdı ve Rabbine sesli olarak şöyle yalvarmaya başladı: Ey Allah'ım! Bana olan vaadini yerine getir! Bana zafer ihsan eyle! Ey Allah'ım! Eğer ehl-i İslam'ın bu topluluğunu helak edersen, artık yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmayacak! Sonrasında ise Peygamber Efendimiz (sav) Bedir günü, “İşte Cebrail. Atının başından tutmuş, üzerinde de savaş teçhizatıyla (yardımınıza gelmiş durumda).” buyurdular.3Hem Bedir Harbi'nde Peygamberimizin (sav) yapmış olduğu dua münasebetiyle binlerce melek fiilî olarak savaşa katılmışlardır. Bir kısım müşrikler dahi gördüklerini itiraf etmişlerdir. Bazı şeyler eserleriyle bilinebilir, görülebilir ve yaptığı icraatlarla anlaşılır; sonuçlarına bakılır. Nitekim melekler sadece Bedir'de değil, Uhud'da, Hendek'te ve diğer pek çok gazvede de sahabelere manevî destek vermek ve onları güçlendirmek için hazır bulunmuşlardır. Bugün yapılan manevî hizmetlerde görülen güzel neticeler ise inkâr edenlerin iddialarının güçlü delillerle susturulması, kalemle ve yazıyla yapılan hizmetin manevî mücadelede ne kadar önemli olduğunu gösterir.Aslında bu zamanın asıl meselesi manevî cihattır. Yani insanların imanına zarar veren fikirlere karşı bir set çekmek, onların kalplerini ve düşüncelerini korumaktır. Bu hizmet aynı zamanda toplumun huzuruna ve iç güvenliğine de büyük katkı sağlar. Çünkü insanların kalbi ve düşüncesi düzelirse toplumda da düzen ve istikrar artar.Manevî mücadelenin en önemli şartlarından biri de Allah'ın vazifesine karışmamaktır. Bizim görevimiz sadece hizmet etmek, doğruyu anlatmak ve elimizden gelen gayreti göstermektir. Ortaya çıkacak sonuç ise Allah'a aittir. Yani biz neticeyi düşünmekten ziyade kendi görevimizi yapmakla sorumluyuz.Manevî mücadelede bazen küçük gibi görünen işler aslında çok büyük değer taşıyabilir. Mesela bir askerin çok önemli bir anda tuttuğu kısa bir nöbet, bazen bir yıl ibadet etmek kadar değerli sayılabilir. Aynı şekilde manevî hizmette yapılan küçük bir gayret veya Kur'ân hattını muhafaza etmek çok kıymetli olabilir. Samimiyetle yapılan bir günlük hizmet, bazen bin gün yapılmış gibi büyük bir değer kazanabilir. Önemli olan kime karşı mücadele ettiğimizi bilmektir. Bizim mücadelemiz ise haktan sapanlara ve dinsizliği aşılayanlaradır. Gayret bizden, tevfik Allah'tandır.Ayrıca BakınızYAZI YAZMANIN MANEVİ CİHAD OLUŞUKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 175.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 185.Buhari, Megazi, 11.

