İlgili hadis şöyle geçmektedir:
...Ya Rasulallah! Bu akılsız bir hayvan olduğu halde sana secde ediyor. Biz ise akıllıyız dolayısıyla sana secde etmeye daha layıkız. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir insanın başka bir insana secde etmesi doğru değildir! Eğer bir insanın başka bir insana secde etmesi doğru olsaydı, üzerindeki hakkının büyüklüğünden dolayı kadının kocasına secde etmesini emrederdim! Eğer koca tepeden tırnağa kadar irin saçan bir yara ile kaplı olsa, kadın da kocasına yönelerek onu yalasa yine de kocasının hakkını eda etmiş sayılmaz!”1
Bu tarz hadisler kaynaklarında yer alan ve sıhhati hakkında hadis âlimleri arasında farklı değerlendirmeler bulunan bir rivayettir. Bazı muhaddisler hadisin bazı tariklerini hasen veya sahih kabul ederken, bazıları isnadındaki raviler sebebiyle zayıf görmüştür. Bazı nakillerde uydurma rivayetlerde karışmıştır. Dolayısıyla bu hadis hakkında hüküm verirken hem sened değerlendirmelerini hem de metnin bağlamını dikkate almak gerekir.
Hadisin bağlamı incelendiğinde, Peygamber Efdendimiz (sav) eşlerin birbirleri üzerindeki hakları sorulmuş; bunun üzerine Efendimiz (sav), aile hukukunda karşılıklı sorumlulukların önemini vurgulamıştır. “İnsanın insana secde etmesi caiz değildir. Eğer caiz olsaydı, üzerlerindeki hakkın büyüklüğü sebebiyle kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim. Allah’a yemin olsun ki, kadının eşinin bir yanında yara olsa, irinlense ve onunla ilgilenip onu ağzıyla temizlemek durumunda kalsa bile yine de kocasının hakkını ödemiş olmazdı.” Bu ifadeler görünürde ki anlamıyla değil, Arap dilinin mübalağa ve temsil üslubu çerçevesinde anlaşılmıştır.
Burada anlatılmak istenen şey, verilen örneğin gerçek bir uygulamayı değil, bir hakkın büyüklüğünü vurgulamak için kullanılan abartılı bir temsil olduğudur. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre ise dinen temiz olmayan şeylerle ilgili böyle bir fiilin gerçekleşmesi zaten düşünülemez.
Nitekim hadislerde yer alan bu tür uç örnekler, belirli bir davranışın fiilen yapılmasını emretmek için değil, bir hakkın veya sorumluluğun önemini vurgulamak için kullanılmaktadır. Bu sebeple ne Hz. Peygamber (sav), ne sahabe, ne de müctehid imamlar bu rivayetlerden kadınların eşlerine secde etmeleri veya benzeri davranışlarda bulunmaları gerektiği şeklinde bir hüküm çıkarmamışlardır. Hadisler, İslam’ın genel aile hukuku ilkeleri ve kadın-erkek arasındaki karşılıklı hak ve sorumluluklar çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Bu durum sadece kadınlarla ilgili hadislerde değil, diğer birçok hadiste de görülmektedir. Nitekim bir rivayette:
Üzerinize Habeşli, burnu kulağı kesik bir köle emir (başkan) tayin edilse, sizi Allah’ın kitabı ile sevk ve idare ettikçe onun emirlerini dinleyin ve ona itaat edin!2
Bu hadisi de görünen mana değil, vermek istediği mesaj üzerinden anlaşılmıştır. Burada asıl vurgulanan husus, toplum tarafından alt sınıfta görülen bir kimse bile olsa, meşru otoriteye itaat edilmesi gerektiğidir. Hiç kimse bu hadisten mutlaka belirli fiziksel özelliklere sahip bir yöneticinin başa getirilmesi gerektiği sonucunu çıkarmamıştır. Aynı şekilde kadınlarla ilgili hadislerde de amaç, lafızlarda kalmak değil verilmek istenen mesajı, bağlamı ve genel ilkeleri doğru anlamaktır.
Dolayısıyla bu hadiste ne kadının kocasına secde etmesi emredilmiş ne de kocasının yaralarını diliyle temizlemesi istenmiştir. Zira hadislerin amacı, her zaman lafızdaki örnekleri uygulamaya koymak değildir. O örnekler üzerinden verilmek istenen mesajı aktarmaktır. Burada da asıl vurgulanan husus, eşlerin birbirleri üzerindeki haklarının büyüklüğü ve aile hukukunun önemidir. Nitekim Hz. Peygamberin (sav), "Üzerinize Habeşli, burnu kulağı kesik bir köle emir tayin edilse ona itaat edin." hadisinde de maksat, mutlaka bu vasıflara sahip bir yöneticiyi başa getirmek değildir. Aksine hadisin vermek istediği mesaj, toplumun alt tabakasından görülen bir kimse bile meşru şekilde yönetici olduğunda ona itaat edilmesi gerektiğidir. Aynı şekilde secde ve irin örnekleri de bizzat uygulanması istenen fiiller değil, bir hakkın ve sorumluluğun önemini vurgulayan mübalağalı anlatımlardır. Dolayısıyla hadislerin doğru anlaşılması için lafızda takılı kalmak yerine, bağlamı ve verilmek istenen ana mesajı dikkate almak gerekir.3
Sonuç olarak söz konusu hadisler, kadını değersiz gören metinler olarak değil, aile hukukunda eşlerin birbirlerine karşı hak ve sorumluluklarının önemini vurgulayan, Arap hitabet geleneğinin mübalağalı üslubunu yansıtan ifadeler olarak anlaşılmalıdır.
Ahmed b. Hanbel Müsned, no: 12614. Tergib ve Terhib 4/219.
Buhari, Ahkam, 4.
Hamdi Türkoğlu, "Kadının Kocasına Secde Etmesinden Bahseden Rivâyetler Üzerine Bir
İnceleme", Amasya İlahiyat Dergisi, 2023, s. 772-780.

