Yeniden dirilişin yani haşrin önünde kudret, hikmet, ilim, adalet veya kâinat nizamı bakımından hiçbir engel bulunmaz. Haşir meselesi sadece mümkün olmakla kalmayıp kâinattaki deliller, İlâhî isimler, insanın mahiyeti ve semâvî vaatler hep birlikte haşri isteyip ona delil olurlar. Bu durumu Üstad Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde ifade eder:
Haşre mâni‘, hiçbir şey yoktur. Muktezîsi ise her şeydir. 1
Haşre Mâni Hiçbir Şey Yoktur Ne Demektir?
Bir şeyi yapmaya engel olan sebep güç yetirememek, bilgisizlik, karışıklığı ayıramamak, muhafaza edememek, işi hikmetsiz bulmaktır. Hâlbuki haşirde bunların hiçbiri yoktur. Kâinatı yoktan var eden Allah için ilk yaratma ne kadar kolaysa elbette tekrar diriltme de o derece kolaydır.
Baharda ölmüş gibi görünen yeryüzünü birkaç hafta içinde dirilten Zât için bütün insanları bir ses ile tekrar diriltmek zor olamaz. Çünkü Allah'ın kudreti için az-çok, büyük-küçük fark etmez. Bir çiçeği yaratmak ne kadar kudrete kolaysa, baharı yaratmak da o kudrete kolaydır. Bir insanı ilk defa yaratmakla ikinci defa yaratmak arasında da Cenâb-ı Hakk’ın kudreti açısından bir fark yoktur. Rabbimiz bu durumu şöyle bildirmiştir:
Sizin (yoktan) yaratılmanız da (öldükten sonra) diriltilmeniz de, ancak tek bir kişi(nin yaratılış ve diriltilişi) gibi (O'na kolay)dır. Şüphesiz ki Allah, Semî' (hakkıyla işiten)dir, Basîr (her şeyi gören)dir. 2
Baharda birbirine çok benzeyen, toprakta karışmış tohumlar, çekirdekler ve kökler karıştırılmadan tekrar yaratılıyor. Elma çekirdeğinden armut, buğday tohumundan arpa çıkmıyor; her şey kendi programına göre diriliyor. Demek ki sonsuz bir ilim ile her şey tanınıyor, ayrılıyor ve yerli yerine konuluyor. Bu kadar karışıklık içinde bir tek yaprağı bile şaşırmayan ilim, insanların beden zerrelerini, ruhlarını ve amellerini elbette bilir ve ayırır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Nakkāş-ı Ezelî gözümüzün önünde kışın beyaz sahîfesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i arzın sahîfesinde üç yüz binden ziyâde envâı, kudret ve kader kalemiyle ahsen-i sûret üzere yazar. Birbiri içinde, birbirine karışmaz, beraber yazar. Birbirine mâni‘ olmaz. Teşkîlce, suretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz, yanlış yazmaz. 3
En büyük bir ağacın hayat programı, küçücük bir çekirdekte saklanıyor. Hiçbir şey kaybolmadan vakti gelince yeniden açılıyor. Demek ki her şeyi muhafaza eden Zât, vefat edenlerin ruhlarını, amellerini de elbette muhafaza edip tekrar yaratacaktır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Evet, en büyük bir ağacın ruh programını bir nokta gibi en küçük bir çekirdekte derc edip muhâfaza eden Zât-ı Hakîm-i Hafîz, vefat edenlerin ruhlarını nasıl muhâfaza eder, denilir mi? 4
Küre-i arzı bir sapan taşı gibi çeviren, mevsimleri değiştiren, koca dünyayı bir menzil gibi çevirip duran Zât için bu arzı kaldırmak, değiştirmek veya âhirete münasip başka bir şekle çevirmek zor değildir. Demek kıyâmetin kopması ve dünyanın başka bir âleme değişmesi Allah'ın kudretine ağır gelmez. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Ve küre-i arzı bir sapan taşı gibi çeviren Zât-ı Kadîr, âhirete giden misafirlerinin yolunda, nasıl bu arzı kaldıracak veya dağıtacak, denilir mi? 5
Sadece bahar mevsiminde değil; gece ile gündüzün değişmesinde, kışın ölüp baharın dirilmesinde, bulutların gelip gitmesinde, hatta insanın uyuyup uyanmasında bile haşir misalleri gösteriliyor. Bu kadar misal varken haşri uzak görmek, göz önündeki hakikatleri görmemektir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Hem bu bahar haşrine benzeyen dünyanın her devrinde, her asrında, hatta gece gündüzün tebdîlinde, hatta cevv-i havada bulutların îcâd ve ifnâsında, haşre numûne ve misâl ve emâre olacak ne kadar nakışlar yaptığını gözünle görüyorsun. 6
"Muktezîsi İse Her Şeydir" Ne Demektir?
Haşrin önünde hiçbir engel bulunmadığı gibi, haşrin meydana gelmesini gerektiren sebepler de sayısızdır. Kâinattaki her şey haşrin olmasını istemektedir. Bunlardan bazıları şunlardır.
Saltanattaki İhtişamın Mükâfat Ve Cezayı Gerektirmesi
Muazzam bir rubûbiyet ve hâkimiyet, itaat ile isyanı neticesiz bırakmaz. Böyle bir saltanat, elbette bir mahkeme, bir mükâfat ve bir cezalandırma ister. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
“Mahkeme-i kübrâ’yı açamasın? Cennet ve cehennemi yaratamasın?” 7
Rabbimizin Büyük Kerem ve Merhameti
İnsanı bu kadar nazlı, muhtaç ve kuşatıcı yaratıp insanı kendisine muhatap kabul eden, her şeyi ona musahhar kılan bir Zat, onu hiçliğe bırakmaz. Rabbimizin rahmeti, sonsuz bir saadeti ve dolayısıyla haşri ister. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
...ve beşeri, şecere-i kâinâtın en câmi‘, en nâzik, en nâzenîn, en nâzdâr ve en niyâzdâr bir meyvesi yaratıp kendine muhâtab ittihâz ederek, her şeyi ona musahhar kılmakla, insana bu kadar ehemmiyet verdiğini gösteren bir Kadîr-i Rahîm, bir Alîm-i Hakîm, kıyâmeti getirmesin? Haşri yapmasın veya yapamasın?8
Başta Peygamber Efendimiz (sav) Olarak Tüm Peygamberlerin ve Mübarek Zatların Verdiği Haberler
Peygamberler ve hakikat ehli kimseler haşri haber veriyor, ona şehâdet ediyorlar. Bu da haşri gerekli kılar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
Ve oraya nakil edileceğine, zâhirden hakîkate geçen ve kurb-u huzûruna müşerref olan bütün ervâh-ı neyyire ashâbı, bütün kulûb-ü münevvere aktâbı, bütün ukūl-ü nûrâniye erbâbı şehâdet ediyorlar. Bir mükâfât ve mücâzât ihzâr ettiğini, müttefikan haber veriyorlar. 9
Bu Dünyanın Geçici Bir Misafirhâne Olması, Daimî Bir Dünyayı Gerektirmesi
Yaşadığımız bu dünya bir misafirhâne hükmündedir. Bu kadar büyük işlerin, icraatların sadece içinde yaşadığımız bu geçici dünyaya has olduğu düşünülemez. Demek başka, sonsuz bir memleket vardır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
Demek ona şâyeste, dâimî, berkarâr, zevâlsiz, muhteşem bir diyâr-ı âhar var. Başka bâkî bir memleketi vardır. Bizi onun için çalıştırır. Oraya da‘vet eder. 10
Rabbimizin Haşri Vaat Etmesi
Allah haşri vadetmiştir. Allah ise vaadinden dönmez. O'nun vaadinde hilaf olmaz. Bu sebeple haşir yalnız aklî bir netice değil, İlâhî vaadin de kesin gereğidir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şu şekilde ifade eder:
...bütün semâvî fermanlarıyla beşerin haşrini va‘d etmekle...11
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 166.
Lokman, 31/28.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 165.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 165.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 165.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 166.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 164.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 164.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 166.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 166.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 164.

