2.966
Hiç Ender Hiçim
Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim ne demektir?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
2.966
Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim ne demektir?
1.288
Eş kelimesinin karı koca için kullanılmasının sebebi nedir?
1.221
6 yıl önce dolar üzerinden bir akrabama borç para verdim. Fakat ne zaman ödeyebileceğini ben de bilmiyorum. Bu paranın zekatı var mıdır?İkinci sorum ise şöyle: Maaşla çalışan bir kişiyim. Zekat için bir sene temel ihtiyaçları çıkıp kalan miktara mı zekat vereceğim?
1.170
Zekat hesaplanırken bir senelik ihtiyacımızı (gıda vb) birikmiş paramızdan düşmek gerekir mi?
404
Meal Okuyarak Kur'ân Hatmi Yapılmış Olur mu?
2.877
"Mü'minler mabeyninde husumet ve adavet bir seyyiedir. O seyyie içinde kalb, ve ruhu sıkıntılarla boğacak bir azab-ı vicdanîyi, âlîcenap ruhlara hissettirir." Namaz kılmayan veya fasık olan birisi de ettiği adaveti ruhunda hissedebilir mi?
1.289
Hz. Asiye, cennetle mujdelenmiş hanımlardan olmasına rağmen toplumda ismi pek uygun görülmüyor. Bunun sebebi nedir? Asiye ismini çocuklara koymak caiz midir? Anlamı nedir?
3.118
19. Söz Risalet-i Ahmediye Risalesi'nin (Reşhalar) ilk 11 reşhasını izah eder misiniz?
513
19. Söz Mucizat-ı Ahmediyye Risalesinin Sekizinci Reşha'sını kısaca açıklar mısınız?
3.625
"Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz'î hâdisât-ı istikbaliye nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir." cümlesini izah eder misiniz?
Farklı bir mezhebe mensup olan imama uyarak namazı cemaatle kılmakta bir sakınca yoktur. Zira mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Her ne kadar “başka bir mezhepten olan imam, namazda iken muktedinin mezhebine göre namazı bozan bir davranışta bulunursa, muktedinin namazı fasit olur” 1 şeklinde bir ictihad varsa da bu konudaki daha doğru yaklaşım, imamın kendi mezhebine göre namazı bozulmadığı sürece, hangi mezhepten olursa olsun ona uyan kişinin de namazının tamam olduğu yaklaşımıdır.Bu son görüş, selef-i salihinin uygulamalarına muvafık olduğu gibi cemaat ruhunun gereğiyle de uyumludur. Nitekim İmam Ebû Yûsuf, kan aldırdıktan (hacamat) sonra abdest almadan imamlık yapan Halife Harun Reşid'in arkasında namaz kılmıştır.2Ayrıca imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekmez.3Ayrıca BakınızİMAMA UYAN KİŞİ HATA YAPARSA SEHİV SECDESİ YAPMASI GEREKİR Mİ?MEZHEPLERİN ORTAYA ÇIKIŞ SEBEPLERİMEZHEPLERDEKİ FARKLILIKLARIN SEBEBİBEŞ VAKİT NAMAZ İLE KAZANILAN SONSUZ HAYAT/ 4. SÖZZARURET DURUMLARINDA FARKLI MEZHEPLERİN TAKLİT EDİLMESİ (TELFİK) NEDİR? CAİZ OLDUĞU /OLMADIĞI YERLER NERELERDİR? TELFİK'İ UYGUN GÖREN/GÖRMEYEN ÂLİMLERKaynakçalarel-Fetâva'l-Hindiyye, 1/84; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, 1/562-563İbn Ebü'l-'İz, Şerhu'l-'akîdeti't-Tahâviyye, 368-369İbn Âbidîn, Reddü'l- muhtâr, 1/562-563; Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 210.
Mektubun ilgili kısmını biraz önceden alarak izah edelim:Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyânlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için, farazâ hakîkî beklenen o zât dahi bu zamanda gelse, harekâtını o cereyânlara kaptırmamak için siyâset âlemindeki vaz'iyetten ferâgat edecek ve hedefini değiştirecek, diye tahmîn ediyorum. Hem üç mes'ele var:Bediüzzaman Hazretleri, bu asırda insanların imanlarını, ibadetlerini ve hayat düzenlerini hedef alan “cereyan”lardan, günümüz ifadesiyle ise çeşitli akımlardan söz etmektedir. Burada geniş anlamda, toplumları etkileyen komünizm, sosyalizm, sekülerizm, Batıcılık, ateizm gibi siyasî, fikrî, ideolojik akımları düşünebiliriz. Bu akımlar, Hz. Üstad'ın yaşadığı dönemde olduğu gibi günümüzde de Müslümanların imanına, Müslüman devletlerin siyasetine ve hayat anlayışına hücum etmekte ve bunları dönüştürmeye çalışmaktadır. Bu sebeple Üstad Hazretleri, beklenen zat olan Hz. Mehdi'nin bu dönemde ortaya çıkması halinde siyasî alandaki faaliyetlerinden uzaklaşarak üç vazifeyi merkeze alacağını ifade ediyor.Hem üç mes'ele var: Biri hayat, biri şerîat, biri îmândır. Hakîkat noktasında en mühimmi ve en a'zamı, îmân mes'elesidir. Fakat şimdi umûmun nazarında ve hâl-i âlem ilcââtında en mühim mes'ele hayat ve şerîat göründüğünden; o zât şimdi olsa da, üç mes'eleyi birden umûm rûy-u zemîndeki vaz'iyetleri değiştirmesi, nev'-i beşerdeki cârî olan âdetullâha muvâfık gelmediğinden, her hâlde en azîm mes'eleyi esas yapıp, öteki mes'eleleri esas yapmayacak.Âhir zamanda beklenen zâtın en önemli vazifesi Kur'ân'ın iman hakikatlerini tahkikî bir surette ortaya koymak, yaymak ve mü'minleri imanlarını zedeleyen şüphe ve inkârdan kurtarmaktır. Diğer vazifesi ise şeriatı, yani İslâm'ın hukuk, ibadet, muamelât, uluslararası ilişkiler ve benzeri alanlardaki hükümlerini toplum hayatında fiilen tatbik etmektir. Bu vazife, bir cihetle siyasî bir mahiyet taşımaktadır. Nitekim Bediüzzaman, bu vazifenin gerçekleştirilebilmesi için yalnızca ihlâs ve iman sahibi olmanın yeterli olmayacağını, aynı zamanda güçlü bir maddî kudret ve hâkimiyet gerektiğini belirterek, “Bu ikinci vazîfe için, gayet büyük maddî bir kuvvet ve hâkimiyet lâzımdır.” demektedir.1Bununla birlikte asrın şartları, dönemin siyasi anlamda çalkantılı olması vb. sebeplerle insanların nazarında en önemli ve öncelikli vazifeni hayat ve şeriat olarak düşünülmekte ve bu yönde bir bekleyiş içerisindedirler. Ancak üç vazifenin tamamının aynı anda, bütün dünyada ve aynı ölçüde gerçekleştirilmesi, âdetullah çerçevesinde düşünüldüğünde mümkün ve muvafık görülmemektedir. Bu sebeple âhir zamanda beklenen zât, diğer vazifeleri bütünüyle ihmal etmek anlamında değil, onları iman hizmetinin önüne geçirmemek ve esas vazife hâline getirmemek suretiyle hareket edecektir.Tâ ki îmân hizmeti safvetini umûmun nazarında bozmasın. Ve avâmın çabuk iğfâl olunabilen akıllarında, o hizmet başka maksadlara âlet olmadığı tahakkuk etsin.2Siyaset ve içtimai meselelerin esas yapılmamasının nedeni, iman hizmetinin içine başka amaçların karıştığı düşüncesinin hakim olmamasıdır. Eğer iman hizmeti aynı zamanda doğrudan siyasî, ve sosyal bir şekilde yürütülse avam insanlar bunun gerçek maksadını yanlış anlayabilirler. “Bunların asıl amacı iman hizmeti değil, başka bir siyasî veya dünyevî maksattır.” şeklinde düşünebilirler. Bu ise iman hizmetinin ihlasına ve güvenilirliğine zarar verebilir. Çünkü bir insan her ne kadar niyetinde saf ve hâlis olsa da diğer iki hedefi esas alarak hizmet etse yürüttüğü faaliyetlerin siyasî ve ictimaî hedeflerle iç içe olması, dışarıdan bakan insanların onun asıl maksadını farklı değerlendirmelerine yol açabilir. Böylece iman hizmetinin saf ve mücerret gayesi gölgelenerek, bu hizmetin başka hedeflerin aracı olduğu zannı avamda oluşabilir.Ayrıca BakınızMEHDİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLERMEHDİ NEDİR VE KİMDİR? RİSALE-İ NUR'DA MEHDİ MESELESİNİN İZAHIHZ. MEHDİ'NİN MAKAMIMEHDİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLERHZ. İSA İLE HZ. MEHDİ ARASINDAKİ İRTİBATHZ. MEHDİ İLE ALAKALI GÜVENİLİR KAYNAKLARKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 4Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 111.
1.300
Bir kimse yemin eder sonra bozar, aynı konuda yemin eder ve tekrar bozarsa birincinin kefaretini henüz ödememişken bu tekrarlansa bir kefaret yeterli midir?
1.281
Risalelerin bazı yerlerinde 'akıldan ziyade kalbe bakar. Delilden ziyade zevke nazırdır' gibi cümleleri izah eder misiniz?
Yurt dışında mezhebi Şafii olan bir imamın arkasında namaz kıldım. Sehiv secdesi yaptı. Lakin sehiv secdesinden sonra tahiyyat okumak için hiç beklemeden doğrudan selam verdi. Şafii mezhebine göre bu yaptığı doğru mudur? Şafii mezhebinde sehiv secdesi nasıldır? Namazı kaza etmem gerekir mi? Bir daha böyle bir durumla karşılaşırsam ne yapmalıyım?
4.513
Mektubatta şöyle bir yer var: "Eğer yalan söylemişse, beni riyadan ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden kurtarmaya yardımdır." Üstad'a atılan bir iftiranın, onun riyadan kurtulmasına sebep olmasını izah eder misiniz?
4.534
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, madem masnuat içinde en mükemmel ferttir ve mahlûkat içinde en mümtaz şahsiyettir. Hem san'at-ı İlâhiyeyi bir velvele-i zikir ve tesbihle teşhir ediyor ve istihsan ediyor. Hem esmâ-i İlâhiyedeki cemâl ve kemâl hazinelerini lisan-ı Kur'ân ile açmıştır. Hem kâinatın âyât-ı tekviniyesinin, Sâniinin kemâline delâletlerini parlak ve kat'î bir surette lisan-ı Kur'ân'la beyan ediyor. Hem küllî ubûdiyetiyle rububiyet-i İlâhiyeye âyinedarlık ediyor. Hem mahiyetinin câmiiyetiyle bütün esmâ-i İlâhiyeye bir mazhar-ı etemm olmuştur." burayı açıklar mısınız?
1.303
İsm-i Adl ve Âdil arasındaki farkı izah eder misiniz?
4.511
Her peygamber aynı seviyede ilme mi sahiptir?
Kendilerini Selefi olarak adlandıran bazı kişiler, "Risale-i Nur tevhidin bir bölümünü (nizam-gaye delili) anlatıyor, asıl tevhid kanun koyucu Allah'tan bahsetmektir." diyorlar. Risale-i Nur, bahsedildiği gibi kanun koyucu bir Allah'tan bahsetmiyor mu? Bu meseleyi izah ederseniz sevinirim.
4.473
1. şuada zikredilen bir hadis-i şerifte, "...her bir ayetin mana mertebelerinde bir zahiri, bir batıni, bir haddi, bir matla'ı vardır." deniyor. Bu ne demektir? Misallerle izahı mümkün mü?